Üsküdar; at, sıpa ve sopa

AK Parti’nin sahada kaybettiği Üsküdar’ı masada kazanması üzerine dün gün boyu Atı alan Üsküdar’ı geçti sözü hatırlatıldı.

Cumhurbaşkanı bu sözü en son 2017 referandumu için kullanmıştı. Nihayetinde ucu ucuna olsa da bir seçim sonucu üzerine yapılmış bir meydan okumaydı.

O yüzden dün Üsküdar’da olan bitene “Atı alan Üsküdar’ı geçer” sözü uymuyor.

Üsküdar’da gördüğümüz bir güç gösterisi değil çünkü.

Bu yaşananların yarattığı hissi en iyi o meşhur Yeşilçam sahnesi anlatıyor.

Bir zamanlar çocukluk travmalarımızdan olan Sezercik Yetimler filmindeki o sinir bozucu sıpa açık artırması sahnesi…

Yaşı yetmeyenler için kısa bir özet:

Öksüz Sezercik’in çok sevdiği sıpa, yanlarına sığındığı engelli zengin ama mutsuz ablasının ailesinin düzenlediği yardım balosunda açık artırmaya çıkarılır.

Sıpanın talibi zengin bir ailenin besili şımarık çocuğudur.

Yeşilçam tarihinin en sinir bozucu repliklerinden biri gelir:

“Benim babam çok zengin. Alacağım sıpayı, basacağım sopayı.”

O sahneyi unutulmaz yapan adaletsizliğin herkesin anlayacağı kadar basit olmasıydı.

Bir çocuk sıpasını seviyor. Bir başka çocuk, babasının parası daha çok olduğu için onu elinden alıyor.

Üstelik aldıktan sonra da gücünü göstermek için sıpayı döveceğini söylüyor.

Ortada tartışılacak karmaşık bir ahlaki mesele yok.

Bir çocuk bile ekrana baktığında kimin haklı, kimin güçlü ama haksız olduğunu anlıyor.

İşte Üsküdar’da son 34 günde yaşananlar tam olarak böyle bir basit güç gösterisinden ibaret.

Peki, neden alacağım sıpayı, basacağım sopayı aşamasına gelindi?

Çünkü demokrasinin, iknanın uzun ve çetin yolları yerine kısayol keşfedildi.

Belki de geriye başka bir yol daha kötüsü başka bir yol arayışı kalmadı.

Cumhurbaşkanı o referandumda Atı alan Üsküdar’ı geçti dediğinde bile AK Parti Üsküdar’ı kaybetmişti.

Yani AK Parti Üsküdar’ı bir gecede kaybetmedi.

2014’te ilk alarm çaldı.

Otuz yıldır Refah-Fazilet-AK Parti çizgisinin kalesi sayılabilecek ilçede belediye ancak 8 bin 626 oy farkıyla elde tutulabildi.

2017 referandumunda Üsküdar 167 bin 748 “Evet” oyuna karşı 191 bin 496 “Hayır” dedi.

2019’da AK Parti belediyeyi korudu ama yüzde 50’nin altına düştü.

2023 genel seçiminde AK Parti’nin Üsküdar’daki oyu yüzde 35,9’a kadar geriledi.

Ve 2024’te otuz yıldır yönettiği belediyeyi 23 bin 791 oy farkıyla kaybetti.

Yani ortada bir seçim kazası yok.

On yıldır sandıklarda adım adım görülebilen sosyolojik bir değişim var.

Üsküdar değişiyor.

Kadıköy’e sığmayan laik orta sınıflar kentsel dönüşümle, yeni sitelerle Üsküdar’a doğru taşıyorlar.

Bir zamanlar AK Parti’nin doğal seçmeni sayılan muhafazakâr ailelerin çocuklarının siyasi tercihleri anne babalarının tercihlerinden farklılaşabiliyor.

Sandık da on yıldır sadece bu değişimin tutanağını tutuyor.

Sosyolojik değişimlerle mücadele edilmez. Bütün cumhuriyet tarihi o toplum mühendislik facialarıyla dolu.

Anlaşılan iktidar toplum mühendisliği tecrübesinden ders çıkardı. Sosyolojiyle mücadelede edilemeyeceğini öğrendi. O yüzden aritmetikle sorunlarını çözmeye çalışıyor.

Üsküdar’da bu göstere göstere, yarınlar yokmuşçasına, kimse izlemiyormuşçasına yapıldı.

2024’te 23 bin 791 oy farkıyla kaybedilen belediyenin başkanı tutuklandı.

Yerine yapılan başkanvekilliği seçiminde CHP adayı 22-18 kazandı.

O seçim mahkeme kararıyla durduruldu.

Aradan geçen 34 günde dört CHP’li belediye meclis üyesi AK Parti’ye geçti.

Oy kullanabilecek iki muhalif meclis üyesi tutuklandı.

Sandık yeniden kuruldu.

Bu kez sonuç 23-19 AK Parti lehine çıktı.

Üstelik CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, AK Parti’ye geçen üyelerden birinin kendisine, “Adalet Bakanlığı benim terör örgütünden ceza almış oğlumu getirme sözü verdi” dediğini öne sürüyor.

Bir diğer üyenin oğlunun tahliyesiyle ilgili iddialardan söz ediyor. Başka bir üyenin engelli eşi ve çocuğunu anlatarak “Ben bunlara teslim oldum” diye ağladığını aktarıyor.

Bunlar iddialar.

Ama iddialar şu ana kadar şiddetle yalanlanmadı bile.

Zaten rakamlar her şeyi ele veriyor: 5 Ağustos’ta 22-18 olan sandık, 34 gün sonra 19-23 oldu.

Ama anlaşılan bu bazıları için bir başarı hikayesi.

Hesabı topluma değil, sadece liderine veren kadrolar için Üsküdar’ın yanına atılmış bir tık, bir kariyer sıçrama vesilesi.

Üsküdar’ı masada alınca yapılan şampiyonluk kutlamalarındaki acaba dışarıdan nasıl görünüyoruz endişesizliği bunu gösteriyor.

Bu endişesizliğe, ‘bize ne oldu, biz böyle miydik’ türü ahlakçı ya da İslamcı hatırlatmalar artık işe yaramayacaktır.

Hesabını Allah’a ve topluma verme endişesini bastırmışlara, siyasi ahlak, kul hakkı nutku çekmek boşuna.

Halbuki dışarıdan bu bir fetih gibi değil, işgal gibi görünüyor.

İşte bu yüzden Üsküdar’da yaşananları “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü anlatmıyor.

“Benim babam çok zengin. Alacağım sıpayı, basacağım” sahnesi anlatıyor.

En azından bu filmi izleyenlere de aynı çok basit adaletsizlik hissi geçiyor.

Tek fark var.

Bu sahnede son anda elini kaldırıp, sıpayı o zengin şımarık çocuğun elinden alacak bir abla da yok.

Üsküdar’da çekilen bu Yeşilçam filminin sonu için 2029 yılını beklemek gerekecek.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.