Geçen yıl ne yılıydı?
Oxford 2016’da ‘post-truth’ kelimesini yılın kelimesi seçmişti.
Türkçede nasıl söyleyelim post-truth’u?
‘Hakikat-sonrası’ veya ‘gerçek-sonrası’ diyenler var.
Kamuoyunun bir konuda karar verirken ya da bir konu hakkında bir kanaate varırken neyin doğru olduğunu belirlemede ortak nesnel deliller yerine kişisel duygular ya da inançların etkili olduğu ortamı anlatıyor. Bireyin ya da toplumun hakikati öğrenmek ya da sorgulamaktansa inanmak istediği gerçeğe inanma eğilimini ifade ediyor.
Bunlar doğru tarifler. Söylemesi ayıp, ‘Wikipedia’dan aldım.
(Aslında söylememesi daha ayıp. Doğru olan aldığın yeri belirtmek.)
‘Post-truth’un bendeki karşılığı biraz daha geniş. Post-modernizmde olduğu gibi, post-truth’un bir dönemi de anlattığını hayal ediyorum.
Neyin gerçek olduğunun önemini kaybettiği bir dönemi anlatıyor.
Gerçek ‘bizimkiler’in gerçek olarak görmek istediğidir. Ya da bizim partinin liderinin.
Bizimkilerin söylediği yalansa bile doğrudur. ‘Onlar’ın söylediği doğruysa bile yalandır.
Bence ‘post-truth’ 2016’dan beri yani 10 yıldır her yılın kelimesi.
Oxford bu sene ‘rage bait’ kelimesini yılın kelimesi seçmiş.
Bu seçim de fena değil. Kendi çapında yılın kelimesi olabilir. Fakat post-truth’u tahtından indirmez.
Ne demek rage bait?
Öfke yemi ya da öfke oltası olarak çevrilebilir.
“Rage bait”, çevrim içi ortamda daha fazla görüntülenme ve etkileşim elde etmek amacıyla bilerek öfke, hiddet ya da hayal kırıklığı yaratan içerikleri ifade ediyor.”
Bunu da Oxford’dan bulup yazabilirdim ama vaktim azdı, İstanbul’a kar yağıyor, kar protokolü varmış, yazıyı erken göndermem gerekiyormuş, Bianet’te hazırını buldum aldım.
2025’te ‘rage bait’in kullanımı üç kat artmış.
İngiltere için doğru olan bizim için haydi haydi doğru.
Siyasetçilerimiz, liderlerimiz, fenomenlerimiz, halkımız boyuna ‘öfke yemi’ imal ediyor. Biz de atılan yemleri afiyetle yiyoruz.
Bu sene bizimkiler ‘yılın kelimesi’ni seçme geleneğini ithal etmişler.
Türk Dil Kurumu ‘dijital vicdan,’ ‘vicdani körlük,’ ‘çorak,’ ‘eylemsiz merhamet’ ve ‘tektipleşme’ kelimelerini halk oyuna sunmuş. En çok oyu ‘dijital vicdan’ almış.
Turizm bakanı Mehmet Nuri Ersoy ‘dijital vicdan kelimesinin seçilmesinin “dijital çağda vicdanın, sorumluluk ve eylemden uzaklaşıp yalnızca bir "tıklama"ya indirgenmesini düşündürücü bir biçimde tartışmaya açtığını” söylemiş.
(Mahsus ‘Kültür bakanı’ tabirini kullanmadım. İzleyebildiğim kadarıyla sayın Ersoy’un temel ilgi alanı turizm.)
Temenni edelim. TDK dil üzerindeki çalışmalarını arttırsın. Dilimizin kısırlaşmasına, yoksullaşmasına mâni olmaya çalışsın. Dar gelirliler her gün biraz daha yoksullaşıyor. Bari dilimiz yoksullaşmasın.
***
Yorucu bir yıldı 2025. Yorucu ne? Yaralayıcı. Yakıcı. Acı. Acımasız.
Gazze’de zulüm yılıydı. İnsanlık için utanç yılıydı.
Bütün dünyada Trump yılıydı bu yıl.
Cemaatini topladı, gösterisine başladı. Herkes onu izliyor. Kimi severek, kimi sevmeyerek.
Avrupa için melankoli yılıydı. Bütün yılı kendini onarmanın yöntemini aramakla geçirdi. Henüz bulmuş sayılmaz.
Biraz da Ahmed el-Şara yılıydı. BM’de konuştu. Trump’la birkaç kez görüştü. Suriye’yi yeniden kurabilecek mi yoksa dağıtacak mı, onun mücadelesini veriyor.
Bu yıl ülkemizde ne yılıydı?
‘Aile yılı’ mı?
Bazı aileler kendilerine iyi baktılar. Birbirlerine yardımcı oldular. İşleri rast gitti. Ama genel olarak, memleket sathında aile önceki senelerden daha zor bir sene geçirdi.
‘Çeteler yılıydı’ diyebilir miyiz?
Maalesef diyebiliriz. Memleketin her tarafında cirit attılar.
Adalet yılı?
Olmayan bir şeyin yılı mı olur?
Belki Bilal Erdoğan yılı diyebiliriz. Çünkü ilk defa bu yıl yoğun bir şekilde veliahtlığından bahsedildi.
Tersinden bakıldığında bu bahis Ak Parti muhitlerinde ‘post-Erdoğan’ tartışmalarının mevcudiyetine de delalet eder.
2025 kötü bir final yaptı. Rezalet beş paraya indi derler ya öyle bir final. İşin içinde ‘katalog’ suç dediklerinden bir suç yok ama tedavül eden ifşaatlar, itiraflar, kriminal şov programlarında sergilenen rezaletin toplumun sadece aşağı katmanlarında değil sosyetenin yukarılarında da mevcut olduğunu kanıtlamış oldu.
Şunu da ekleyebiliriz. Bilhassa iktidar çevreleri açısından.
Hummalı faaliyetleri, yoğun operasyonları göz önünde bulundurarak.
Bir çeşit ‘Ekremofobi yılı.’
‘Terörsüz Türkiye yılı olabilir mi?
Çok maniler var, henüz olmadı. Ama olur inşallah.
