AK Parti’yle sürecin arasına CHP mi girdi?
Nisan başında Bahçeli, beklemenin anlamı olmadığını, uygun iklimin oluştuğunu, Meclis Komisyonu önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istemişti.
Günler önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecini tamamlayacak demokrasi ve hukuk adımlarının zamanı geldi, diye partisine talimat vermişti. İktidar medyası duyuruyordu.
Birden başa döndük. AK Parti ile DEM, adım atma sırasının hangi tarafta olduğunu tekrar tartışmaya başladı.
DEM Parti İmralı heyetinden Pervin Buldan’a sorarsanız AK Parti frene basıyor.
Pervin Buldan, T24’ten Cansu Çamlıbel’e şunu söyledi:
“Devlet silah konusunda PKK’dan ‘somut adım’ istiyor, Öcalan ve PKK ise demokratikleşme konusunda somut adım bekliyor...”
Buldan; CHP’ye yapılanlardan Öcalan’ın çok rahatsız olduğunu, sürece ciddi destek verdiklerini, yine de baskıya ve kayyumlar atamaya devam edildiğini, Cumhurbaşkanı’yla her görüşmede bunları gündeme getirdiklerini ama dinlemekle yetindiğini, taleplere olur ya da olmaz, demediğini anlatıyordu.
MHP lideri, Öcalan’ın statü sorununu çözmeye çağırmıştı. Buldan, belge ve yasalarda Öcalan için baş müzakereci mi, artık ne denecekse adının konması beklentisini de açıkça hatırlatıyor.
Tepki, AK Parti Sözcüsü Çelik’ten geldi. Buldan’a epey sert çıktı. DEM’i, AK Parti’ye eleştiri üstünden CHP’yi parlatmaktan vazgeçmesi için uyarıyor. Ve PKK’yı silah bırakmaya zorlamak yerine sürekli iktidara, devlete ödev verip bakanlarına, parti yetkililerine saldırmakla suçluyor.
Silahların bırakıldığı, legal ve illegal örgüt uzantılarının komple feshedildiği güvenlik birimlerince doğrulanmadan adım atılmayacak, o bekleniyormuş.
Çelik’in cevabı, DEM’le görüş ayrılığını tartışmadan atışmaya, polemiğe çevirdi. Sürecin başından beri görmediğimiz bir şey.
Üstelik DEM’le aralarını açan asıl gerekçe hangisi, Çelik’in çıkışından anlaşılmıyor.
O hâlde AK Parti’yle sürecin arasına giren, CHP’ye operasyonların kesilmemesi mi? PKK’nın silah bırakmayı zamana yayması mı?
Ne fark eder, demeyin. Çok fark eder. PKK silah bıraksa da DEM, CHP’yi ardında bırakmadan adım atılmayacak, demektir.
PKK SİLAH BIRAKMASA HAK MAK YOK MU?
Dün Meclis Başkanı Kurtulmuş da gecikmeden PKK’yı sorumlu tutuyordu. İran savaşında fırsat kolladıklarından silah bırakmayı geciktiriyorlarmış, yasal adımlara ondan geçilemiyormuş.
Gazetecilerle buluşmasında Halk TV’den İsmail Saymaz sorunca Kurtulmuş böyle açıklıyor.
E hani uygun iklim oluşmuştu, yasal adımların zamanı gelmişti, süreci sabotaj ve provokasyonlara açacağı için uzatmak sakıncalıydı, herkese hukuk ve demokrasiyle iç cepheyi güçlendirecek açılımlar olmadan Terörsüz Türkiye tamamlanamazdı...
Yine ne değişti?
İki hafta önce bambaşka bir hava esiyordu. Öcalan ve PKK üzerine düşeni yapmıştı, sıra demokrasi ve hukuk adımlarına, hatta Öcalan’ın statü belirsizliğini gidermeye gelmişti.
Ne oldu da hava bir kez daha terse döndü?
Adım sırasının kimde olduğunu bir yıldır tartışıyoruz.
MHP lideri; barışın tek kanatla uçmayacağını, Öcalan ile kurucu önderi olduğu örgütün kendilerine düşeni yaptığını, sıranın diğer kanadı takmaya geldiğini geçen yazdan beri vurguluyor.
İki hafta önce, silah bırakmanın tamamlandığına dair bir bilgi yokken birden taraflar ‘hayırda acele ediniz’ moduna geçmişti.
Öcalan’la DEM, Bahçeli’yle Erdoğan vakit kaybına, oyalama ve oyalanmaya karşı görünüyordu. Gaza basılacaktı. Ellerini çabuk tutacaklardı. Acele işe şeytan karışır, demeyeceklerdi.
Hadi Öcalan’ın statüsüyle dağdakilerin inip siyasete girme şartlarının düzenlenmesi, silah bırakmanın teyidine kadar ertelensin, onu anladık diyelim...
Meclis Komisyonu ortak raporunda önerilen, tüm davalarda tutuksuz yargılamayı esas alma vaadi niye erteleniyor? AYM ve AİHM kararlarına yani Anayasa’ya uymak için ne bekleniyor?
PKK’nın silah bırakması tamamlanmasa Anayasa’ya uyulmayacak mı yani?
Hukuki ve demokratik statü sorunu, Öcalan’la Kandil’dekilere mahsus değil.
Tutuklu yargılanan gazeteciler, siyasiler, AYM ve AİHM’de âdil yargılanmadıklarına karar verilen veya beraat ettiği hâlde mağduriyeti giderilmeyen KHK’lılar ne olacak? Silah bırakmanın gecikmesi onların suçu mu?
O da mı PKK’nın terörü bıraktığının nihai teyidine bağlı, yoksa kimseye hak mak yok mu?
