İktidar yine ne zafer kazandı!

Elini değdiği altın, her yaptığı zafer oluyor.

İktidar propagandası, benzersiz algı zaferleri peşinde. Yeter ki inanın.

Ece Ayhan’ın şiiri mor külhaniydi, dar pantolonlarına sığmayan taşkın ve kostak delikanlıların şiiri.

İktidarın propagandasıysa deli dolu, içi içine sığmıyor, hep iri laf etmeye ayarlı, büyük konuşmak için doğmuş sanki, zehir gibi, koydu mu iki seksen uzatıyor, yanına salavatla varamazsın.

MISIR SEFERLERİ

İbrahim Kiras, geçenlerde AK Parti dış politikasının ne idealist ne realist tanımlara uyduğunu yazdı. Olsa olsa pragmatistlikle açıklanabilirmiş.

Oysa 7 yıl önceki tavır, Kiras’a gelen tokat gibi bir yalanlamaydı.

İktidar, Sisi darbesine ideal tavrı koydu. Demokrasiye nasıl sahip çıkılır, ikiyüzlü çıkarcı dünyaya gösterdi. Bu, idealist dış politikanın bir zaferiydi. Kiras’ı doğrulamıyordu.

7 yıl sonra ise iktidar, Mısır’ın Türkiye’yle bağlarının, Yunanistan’la bağlarından çok çok farklı olduğunu anladı.

Yunanistan’la bize karşı güç birleştirmesini, din ve ümmet kardeşimiz Mısır’a yakıştıramadı. Teessüf ve üzüntülerini bildirdi.

Aramızda istihbari görüşmeler yapılmasında hiçbir engel ve sakınca bulunmadığını da ilan etti.

Kazandı mı bir zafer daha!

Realist dış politikanın zaferiydi bu kez.

Kiras da aldı mı böylece okkalı bir cevap daha! Gerçi haklı çıkarıldığında hala ısrarcı. Tutturmuş, ‘kah idealist kah realist takılıyorsa pragmatisttir o’ diyor.

‘Bre gafil’ diye heyheylenmeyesiniz hemen...İdealist gösterip realist vurarak pragmatist propagandaya kazandıran hamlelerin ardı arkası kesilmiyor burada.

ORUÇ REİS GALİBİYETLERİ

Yedi düvele karşı yelken açtı. Yunan kim, tekmili birden dünyaya mesajdı.

Eski Türkiye yoktu artık karşılarında, dünyanın kaç bucak olduğunu öğreneceklerdi.

Yeni Türkiye’nin gücünü gösteren büyük bir zaferdi.

Ve bu çene kuvvetiyle yine kazanmıştı iktidar.

Gel zaman git zaman...Çok geçmedi...

Oruç Reis, yedi düvele karşı yelken açtığı ufuklardan şanlı bir manevrayla limana çekildi.

Diplomasiye bir şans vermek içindi.

Tehdit, şantaj ve haydutluğa boyun eğmediğimizi cümle alem görmüştü.

Propaganda gazasında üstün gelerek yine kazanmasın mı iktidar, coşkuyla kutlandı.

MACRON’A TATTIRILAN EFSANE HEZİMETLER

Ankara’dan gelen “Atanamayan Napolyon” gibi resmi yakıştırmaların altında kalmıştı
küstah Macron. “Çakma Napolyon” diye dile düşürülmüştü.

Yine de Abdülmahid benzetmesi üzerinden bunu geri çevirmeye dili dönmedi.

Eşsiz bir zaferdi. Namağlup iktidar propagandası, bir çentik daha atmıştı başarı anıtına.

Macron, madara olmuştu. Ne ki akıllanmadı. Oruç Reis’in limana avdetinden günler sonra bir zafer takı daha hediye etti. Türkçe bir tivit attı.

Ne dediği önemli değil. Ona Türkçe tivit attıran iktidar, yine kazandı işte.

“İktidar da hep kazanıyor yahu, ne yapsın, huyu böyle” yazıları döşendi propagandacılar.

“Türkiye’nin dediği oldu, müzakere masası kuruldu, iktidarın Türkçe tivit attırdığı liderler arasına Macron da katıldı” satırları döktürüldü.

Yok Macron, başımıza yeni Trump kesilmiş. Yok, Türkçe paylaşımla anladığımız dilden konuştuğu mesajını vermiş...

Kimse, kabaran milli gururumuzun okşanmasını engelleyemezdi.

Her ne kadar “Fransız horozu” o tivitte...Türkiye’nin kendi dediğine geldiğini, böyle yaparsa AB’nin yaptırım uygulamayacağını söylese, gurur okşamayan bir ima ile ‘hah şöyle laftan anlayın, aferin’ çekse de... Propagandacılar, bu Türkçe mesaja pek sevindi, havalara uçar gibi yaptılar.

Demeye getirdiklerine bakılırsa Macron uslanmıştı. Sopamızı görünce değneğini saklamış, dersini de almış ezber ediyordu. AB’den ve Almanya’dan umduğu desteği bulamamış, dizlerinin üstünde sürünerek ‘ben ettim siz etmeyin’ diye kıvranıyor, yenilgiyi kabulleniyordu.

Alın size, yenilgi yenilgi değil zaferden zafere büyüyen bir propaganda muzafferiyeti daha!

MERKEL VE AB’NİN HİZAYA GETİRİLİŞİ

Cihat zamanı “Küfür tek millettir, alayı Haçlı, bunlar Nazi artığı” toptancılığıyla Batı’ya yüklendiğinde, tarihi bir diplomasi zaferi kazanmıştı iktidar.

Haç ile Hilal arasındaki kutsal din savaşları, Kızılelma akıncılarının galebe çalmasıyla taçlandı.

Şansölye Merkel kıymete bindi, AB hakiki dost oldu tekrar.

Türkiye’ye karşı Yunanistan ve Fransa’yı tutmasınlar, destekleriyle AB zirvesinden yaptırım kararları çıkmasın diye...İktidar, şimdi de Merkel’le komiser Borrell’in cesur liderliklerini övgüye boğuyor.

Dobra, harbi, sözünü esirgemeyen dış politika yine çok acayip kazanmasın mı!

Yarın AB liderleri toplanıyor. Bakalım, iktidar propagandası daha ne destanlar yazacak?

NOT: Merkel ve Macron’la son dakika temasları derken, yarınki zirve bir hafta ertelendi. Sanırım koronavirüs, rica minnetleri üzerine onlara son bir mühlet verdi. Yaptırım lafını bir daha ağızlarına almamaları ve huyumuza suyumuza gidecek ilave adımlar atmaları için.

YORUMLAR (23)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
23 Yorum