Macron mu ne dediğini bilmiyor?

Fransa Cumhurbaşkanı, “Erdoğan’ın pan-İslamist bir projesi var ve bu Avrupa değerlerine aykırıdır” dedi.

Bir de “Erdoğan’ın Türkiyesi’yle Kemal’in Türkiyesi aynı değil. Bu iki gerçeğin sonuçlarını ele almak lazım” diye konuştu.

Eminim nedenini anlayamamıştır ama bu sözler Ankara’yı çok rahatsız etti.

Önce Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Avrupa karşıtı olduğu yalan, laik Türkiye tam üyelik hedefine yürüyor” vurgusuyla teessüflerini bildirdi.

Macron, henüz ‘Ne dedim de teessüflerini bildiriyorlar’ şaşkınlığını üstünden atamadan ikinci reddiye geldi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, hayretle karşıladı. “Ne zaman özgür, güçlü bir politika sergilese Türkiye’ye radikallik ve Osmanlıcılık yapıştırılıyor. Kullandığı kavramlara hakim değil” dedi.

“Kurucu liderinin izinde ilerleyen bir Türkiye var” diye de, Atatürk devrimlerine bağlılığımızı teyit eden tepkisini ortaya koydu.

Hele şu ayardan sonra, dersini almış ezberliyordur Macron:

“Bunlar orta düzeyde oryantalist yaklaşımlardır. Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını söylüyor. Fransa ne kadar Avrupa devleti ise, Türkiye de o kadar Avrupa devletidir...”

***

Haddi öğretilmiş, ağzının payını almış olsa da... Acaba Macron mu kullandığı kavramlara hakim değil, yoksa Sözcü Çelik mi Macron’un kullandığı kavramlara hakim değil?

Yani ne dediğini bilmeden zevzek zevzek mi konuşuyor Fransız lider?

Şiddetle reddedenlerin ‘pan-İslamist’ kavramından Macron’la aynı şeyi anladığı galiba şüpheli. Ne sandılarsa, çok kötü bir şey söyledi diye köpürmüş olmalılar.

‘Pan-İslamist’ ve ‘Atatürk’ün yolundan saptılar’ demesinin kanımıza dokunacağını, bizi bunca kızdıracağını nasıl kestirseydi Macron?

Nereden bilecekti ‘ümmetçi’ denmesine bu kadar bozulacağımızı?

Sultan Abdülhamit’in de izlediği İslam birliği siyaseti gütmek demek, pan-İslamizm.

Madem ağır hakaret sayıyoruz, ne demeye kendi algımıza operasyon çekip durduk ki? Aynen Abdülhamit gibi İslam dünyasının birliğini savunduğumuz, ümmetin umudu olduğumuz, Hristiyan alemiyle din savaşına tutuştuğumuz, gavurdan dost edinemeyeceğimiz, küffarın karşımızda tek millet birleştiği ve Haçlı İttifakı’yla cihada liderlik ettiğimiz izlenimini, kendi ağzımızla biz vermedik mi?

Madem Atatürk’ün Batılılaşma çizgisinden çıktığımız iddiasına ateş püskürüyoruz...Yerlilik ve milliliği Batılılaşmaya, Cumhuriyet’in modernleşme zihniyetine anti-tez gibi sunarak, ne diye dümeni Batı hayranlığından Batı düşmanlığına kırmışız gibi yanlış bir intiba bıraktık ki?

Kim ne dediğini bilmiyor bu durumda? Kim kavramları karıştırıyor?

Türkiye-AB ilişkilerindeki ikiyüzlülüğe artık bir son vermeye, gerçekçi ve dürüstçe bir yüzleşmeye çağıran Macron mu?

‘Uyduruyor, iftira ediyor’ diyen biz mi?

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.