Back To Top
Başardın mı Mayk

Başardın mı Mayk

 - Son Güncelleme: 10.12.2019 Salı 10:16
- A +

Pencereden bakınca herkesin gördüğü ufuk farklıdır. Aynı pencereden bakılsa bile bu böyledir.

Çünkü dışımızdaki pencereden bakmadan önce/bakarken/ve baktıktan sonra içimizin açık ya da kapalı pencerelerinden bakışımız ya da bakamayışımız da bu dış dünyadaki pencereden bakışımıza eşlik eder. O pencerenin öncesine ve sonrasına eklenen bakışları hesaba katmadan ölçemeyiz ufku.

Sonra pencereden bakınca gördüğümüz ufka yürümek var. Bu ufuk kızıl elma da olabilir, sarı ayva da olabilir, yeşil dolarlar da olabilir. Herkesin ufku farklı. O kadar farklı ki, öbür dünyayı merkez alan ufuklar da var, alışalım bunlara.

Görülen veya görüldüğü varsayılan ufka/ideale/hedefe ulaşmak için yine her insan birbirine çok benzer gibi gözükse de değişik adımlar, yürüyüşler, usûl ve tarzlar ile bu yola çıkıyor.

Kimi vardığını düşünür, kimi varınca o ufkun serap olduğunu görür, kimi de ufkun hep ilerlediğini görüp, yürüyüşünü sürdürebilir.

Dünyadaki temel macera insanın kendini arayışı ya da unutuşu esnasında olup bitenlerin toplamından ibarettir. Bu toplamda gözyaşları da vardır, sevinç, ağır keder ve yüksek uçuş düzeyleri de.

Etrafımızda sık sık duyduğumuz ve yaşadığımız çağın anahtar kelimelerinden biri olan “başarı” kelimesi artık çaya çorbaya dahi kullanılan bir yaygınlığa sahip.

“Başarılı futbol, başarılı makyaj, başarılı yemek, başarılı görüşme, başarılı salata, başarılı kahve vs…”

Başarıya eşlik eden diğer başat kelime ise eğlence.

“Eğlenceli etkinlik, eğlenceli iş hayatı, eğlenceli şehir, eğlenceli hava, eğlenceli müzik, eğlenceli sürüş vs…”

Böylece başarı ve eğlence iki ucu açık kavram ve sarmal olarak adına hayat dediğimiz o sonlu ve girift ve son derece şahsî ve yine son derece küresel akışımızı tuhaf bir paranteze alıyor.

Artık çoğu durum, kişi, ya da olayı anlamdan çok başarılı ya da başarısız, eğlenceli ya da sıkıcı buluyor, biz de yapıp ettiklerimiz ya da yapıp etmediklerimizle başarılı ya da başarısız bulunuyoruz. Eğlenceli ya da sıkıcı bulunduğumuz anlar da sık sık oluyor tabii.

Derinlik ya da sığlık çoğu zaman bizim tercih ve bakışımıza göre şekillenir. Elbette içine doğulan/bulunulan çevrenin etkisi büyük olsa da tercihler yine belirleyici bir konumda olmayı sürdürür.

Sığ başarı ve eğlence kalıbının her düzeyde belirgin ve esasen rahatsız edici kalıplara sahip olması, bu kavramların etrafında yaşam voltası atmayı sevenler için hiç de rahatsız edici değil, hatta kendi durumlarının bir tür toplumsal sigortası.

Böylece herhangi bir sosyal veya ekonomik düzeyde standart başarı kalıplarının içini dolduran biri, hemen o düzeye ait eğlencenin de kapısını tıklatmaya bakıyor. Ama eğlenirken bir gözü aşağıdakilere takılıp “amma da eğlencesiz ve başarısızlar ha” derken diğer gözü daha  yukarıdakileri izleyip “yok, daha benim başarılı ve eğlenceli olmam için epey yol var” deyip hem ‘eğlencesini’, hem de ‘başarısını’ kendi eliyle zedeleyip, kendi diliyle yok ediyor.

Sosyal hayattaki mutsuzluk apartmanları böyle mi kuruluyor?

Her kattaki her odaya böyle mi koyuyor kendini insanlar?

Göklere, yerlere, kırlara, denizlere ne zaman bakıyor ‘başarılı’ biçimde?

İnsanın sepeti küçük başarılarla dolup taşıyor.

Göğsü şirket logolarından oluşan madalyalarla dolu.

Bilemiyorum ki varabiliyor mu artık insan,  pencereden baktığı ufuklara? Yoksa bir avunma içinde mi kalabalıkların içinde?

Ağaçları budarken

Yine bir ağaç budama mevsimine geldiğimizi sepetli kamyonların caddelere parkedip, motorlu testerelerini haşince çalıştırmalarından anlamış bulunuyorum.

Lâkin efendim her budama zamanı anlamadığım şey, ağaçların budanmak yerine acımasız bir kasap elinden geçmiş gibi doğranmasıdır.

Pazar günü kepçeli sepet Fatih’te bir caddede dördüncü kat civarına yükselmiş, işçinin elinde motorlu testere, budama! yapıyordu. Fakat cama çıkan bir kadın bağırdığı ya da yalvardığı anlaşılamayan bir sesle itiraz ediyor olmalı ki aşağıdaki şefin de katıldığı bir tartışma ile vaziyetin uzayıp gittiğini gördüm.

Budama elbette lüzumlu, olmalı da. Ama böyle mi? Hiç mi ağaç budamayı bilen biri kalmadı istihdam edilecek…Neyse.

19-12/09/ekran-resmi-2019-12-09-234426.png

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 10 Aralık 2019 22:50
IV. ...Demek ki ihtilaflıymışız ihtilafı kim çözecek, mahkeme mi vicdanlarımız mı? Acaba diyorum okullarına gidebilselerdi onlar da aidiyetlerini öne çıkarıp başkalarını dışlayacaklar “bizim devrimiz geldi” diyerek geri kalanları görmezden mi geleceklerdi? Başları sıkışınca tarihin işlerine gelen bir döneminden hamasete devam mı edeceklerdi. Eğitim öğrenim görme her insanın temel hakkı, ilerde kime ne yapar vicdanına kalmış, yeter ki okula gidebilsin diyorum. Sayfaları yeniden çevirmeye korkuyorum.
KARAR OKURU 10 Aralık 2019 22:49
III...Okuyamadığım Eric From kitaplarım tv’nin hemen yanında, onlar bana bakıyor ben olara. Sonra öğrencileri görüyorum haberlerde, okullarına el konmuş. “Muhafazakar”mış kurucuları deniliyor. Öğrencileri nedir bilmiyorum. Muhafaza ettiklerinin ne olduğunu aslında tam olarak bildiğimi de söyleyemem ama bir süredir okuduğum gazetenin yazarlarının bazılarının tekrar tekrar “dava”dan söz ettiklerini okuyorum. Davanın tarafları kişiler olur diyorum. Acaba konusu nedir? Taraf olmayan insanları nerede konumlandırdılar?
KARAR OKURU 10 Aralık 2019 22:48
II. ... Vazgeçip televizyona bakıyorum göz ucuyla, “anlı şanlı akademisyen ve gazeteciler” tartışma programındalar yine. Belgesel kanallarına geçiyorum küresel ısınma anlatılıyor, dünyanın sonu geldi gelecek... Kutup ayıları aç kalmış çünkü Kuzey Denizi daha az alanda donuyor, buzullar hiç olmadığı kadar hızlı eriyor, iklim çok daha hızlı değişiyormuş. TV’nin tam karşısında açmış yılbaşı çiçeklerim vardı, onlara bakıyorum, o tv programlarını seyrede seyrede onlar bile bir kaç günde solmuşlar.
KARAR OKURU 10 Aralık 2019 22:47
I. Kendi penceremden ufukumun karardığını görüp trajikomik hallerimizi mizahi bir dille anlatan yazıları okuyunca, bir gözümden hissettiğim acıdan diğer gözümden gülmekten kaynaklı damlalar düşüyor. Bana avunma gibi geliyor diğer gözümün yaptığı ama gülebilme konusundaki başarımı! da kendi kendime takdir ediyorum. Ufka bakmaya niyetlendiğim anda daha dört yıl önce çalılıklardan oluşan yeşil tepelerde inşa edilmiş katları yirmili rakamlarla ifade edilen blok blok binaları görüyorum.
KARAR OKURU 10 Aralık 2019 06:52
Maalesef kalmadı. Kökten bütün dalları götürüyorlar yav..
mizan 10 Aralık 2019 04:15
Budamak iyidir, budanmak güzelliğe müncerdir. `Başarı` derken muvaffakiyeti kastediyorsanız; işte o Allah`dan gelir. Bizim vazifemiz ise kesptir, gayrettir, çalışmaktır ve duadır..
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN