Back To Top
Unutmak

Unutmak

 - Son Güncelleme: 24.08.2019 Cumartesi 09:53
- A +

Unutmak beynin bir faaliyeti mi yoksa ihmal suretiyle icrâ ettiği başka türlü bir eylem biçimi mi?

Zehir mi yoksa şifa mı unutmak?

Unuttuklarımız mı daha çok, hatırladıklarımız mı?

Düşündüğümüz ya da yaşadığımız her dakikayı yazıp/seslendirip kayıt altına alsak unutmayı yok edebilir miyiz? Oldukça şüpheli. Her şeyden önce buna bir ömür ayırmak icab ediyor. Ve ayrıca o deftere veya ses kaydına bakmayı unutmamanın garantisi yok. Hatta her şeyi! kayıt altına alanların bile yıllar sonra ‘vay canına, bunları ben mi yazmışım/yaşamışım’ diye şaşkınlık külahlarını çıkarıp yere vurmaları sıklıkla görülen bilinen vak’alardan.

Psikanalistler çok kafa yordu unutma kavramına. Siyasîler de öyle.

Unutmaya yapışık bir şey daha var: Unutamamak!

Nerden baktığınıza bağlı olarak ikisi de birer acıya ya da sevince dönüşebilir.

Hem çok çabuk unutabildiğimizi, hem de hiç unutmadığımızı gösteren sayısız örnek var hepimizin hayatında. Hafıza-i beşerin neyle ma’lûl olduğu ise sır değil.

Kamusal hafızamızla şahsî hafızamız bazan içiçe geçer, bazan hiç kesişmeyen yollarda gezintiye çıkarlar. Bazan şöyle bir karşılaşıp selamlaşır, geçerler.

Durup dururken hatırlarız bazan. Hatırlamak! O da başka bir mayınlı alan.

Yaşarken sık sık geçmişe çarpmak bir yazgı.

Geleceğe de uzanıp orada birkaç adım atmanın rampasıdır geçmişe çarpmak.

En çok ıskaladığımız ise, şimdi!

İki ucundaki iki geniş geçmiş/gelecek alanı  sebebiyle şimdi ve burada olmak özel bir çaba istiyor. Geçmişte ya da gelecekte olmak daha konforlu ve kolay. Şimdi ve burada olmak sanıldığı gibi sıradan bir şey değil.

“Vaktin çocuğu” sürekli doğuyor ve ilgi istiyor, mümkün değil hep cevap vermek.

Bir şarkı vardı neydi o?

Bir çift göz vardı hani, hatırla.

Hatırlar mısın? Çiçektik çok.

Büyük bir devrim olmuştu, ne olmuştu sonra?

Herşeyi, acımadan mavi sulara gömen, yıldızlı samanyoluna savuran ve zaten hiç olan bireyi daha da hiçleştiren zaman neyin şarkısını söylüyor?

Bombalar ve bankalar aynı hızla aynı yöne giderken neyi hatırlamalı?

Unutmadan söyle bana. Ben hatırlamadan bir güzel günün içine batan güneşi, söyle.

İç açma aşamaları

1. Derin nefes

2. El yüz yıkama

3. Gökyüzüne bakma

4. E hala daha açılmadıysa yapacak bir şey kalıyor bağıra bağıra ağlama.

Cümleye şöyle başlarlar boşver düşünme artık olanları  önce otur  şuraya bi sakinleş sonra derin bi nefes al. Gel istersen elini yüzünü yıkayıp gökyüzüne bakalım. Hadi tamam kendini tutmana gerek yok bağıra bağıra ağla kimse duymaz seni hem için de açılır.. diye teselli edenlerimiz her zaman yakınlarımızda. İçimiz dışımıza çıksa da yakınlarımızda. İyi ki varlar... içinizi açanlarınız çok olsun, kapanmayan içler... tabi mümkünse.

“Yarlığ” kelimesi

Mevlânâ’yı okurken , bazen hiç beklenmedik bir yerde gazel bir Türkçe kelime karşımıza çıkar; ‘yarlığ’ kelimesi de bunlardan biridir. Bediüzzaman  Füruzanfer’in hazırladığı baskının 2512 sayılı gazelinde; “Senin lütfunun yarlığı önünde, bizim suçumuzun ne hükmü olur” mısraını görünce sandıktan çıkmış eski bir Türk işlemesiyle karşılaşmış gibi oldum. Yarlığ kelimesinin verdiği zevki de siz okuyucularla paylaşmak isterim: Yarlığ, ferman ve buyruk demektir. Hüsrev Hatemi- Kelimeler Kitabı-Dergâh Yayınları

Sebeplere bakmadan sonuçları yargılamaktan vazgeçelim artık.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 24 Ağustos 2019 21:00
Unutmak da Allahın lütfu,tıpkı hastalık gibi Tıpkı ölüm gibi
KARAR OKURU 24 Ağustos 2019 01:45
Harika bir yazı teşekkürler. Bir istirham: Sayın Asım Bey'in yazısı olmuş mu?Böyle geniş çerçeveli bir konuda bu yazı nedir? Dostunuzla yazmak konusunda bir hasbihale ne dersiniz. Lütfen!
KARAR OKURU 24 Ağustos 2019 01:08
Evet sayın yazar insan olmak zor ama daha zoru iyi insan olarak hayat mücadelemiz sürekli ne idiği belirsiz bir koşuşturma içindeyiz adı ustünde yalan dünya aslında hep arayış içindeyiz aradığımızı buluyoruz bu sefer özlem kavuşma yakıyor içimizi neyemi tabiki rabbimize unutmak insanın önemsemediği beynimizin o boş şeylere gerek duymadığı yada bir çeşit kaçış veya savunma mekanizmamız ne önemi var ki şu hayatın sadece ebediyete açılan bir kapı yeterki sınavımızı en hayırlısından verip gecişimizi yapalım rabbim yar ve yardımcımız olsun inşallah
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN