Azgın azınlığın kıyamet düşleri

John Hagee, Amerikalı bir evanjelist papaz, ekran vaizi (televangelist) ve yazar.

Hristiyan Siyonizmi’nin güçlü savunucularından biri.

Hristiyanlara, Yahudilerin “seçilmiş halk”, İsrail'in “Tanrı'nın gözbebeği” olduğunu anlatıyor.

Vaazlarında özellikle ahir zaman ve kıyamet alâmetleri gibi konuları işliyor.

Yaşanan hadiseleri İncil’de geçen kehanetlerle irtibatlandırıyor.

John Hagee ismine, Grace Halsell'in (1923-2000) “Tanrı'yı Kıyamete Zorlamak” (Forcing God's Hand: Why Millions Pray for a Quick Rapture and Destruction of Planet Earth) isimli meşhur kitabında rastlıyoruz.

Halsell bu kitabında, Hristiyan Siyonizmini, Armageddon beklentisini, Kilise Çağının sonunda İsa Mesih’in gizlice gelerek tüm gerçek Hristiyanları -ölüleri diriltip yaşayanları değiştirerek- göğe alacağı inancını (rapture), evanjelist liderlerin İsrail'e olan aşırı desteğini ve bunların Orta Doğu politikalarına etkisini eleştirel bir şekilde inceliyor.

Kitabında John Hagee'ye Hristiyan Siyonizminin önde gelen figürlerinden biri olarak değinen Halsell, onun “dünyanın sonunun yaklaştığı” ve Amerika'nın modern bir “Titanik” gibi felakete doğru gittiği iddialarını aktarıyor.

Hagee gibi, Armageddon savaşını derhal başlatmamız lazım diyen; ateşli ahir zaman vaazlarıyla kitleleri kışkırtan çok sayıda evanjelist papaz var.

kitapppp.png

Bunlar, ABD’deki Hristiyanları, İsrail'e sonsuz destek vermeleri gerektiğine ikna etmeye çalışıyorlar.

Pek çok analist ABD’nin İran’a saldırısını “emperyalist emellerle” açıklarken, bu “irrasyonel” hamlenin ardındaki en güçlü motivasyonun evanjelist odaklarca üretildiği gerçeğini ıskalıyor.

Bu cemaatlerdeki insanların sayısı çok olmayabilir ama etkileri büyük.

Normların, ilkelerin ve kuralların buharlaştığı, gücün (iktidarın) neredeyse tek “hakikat” olarak görüldüğü günlerden geçiyoruz.

İktidara gelmeyi ve iktidarda kalmayı hayat memat meselesi olarak görenler, meşruiyetlerini yığınların teveccühüne dayandırıyorlar.

O yüzden geniş kitleleri etkileme ve sürükleme becerisi olanların ülkelerinin dümenindekilere tesir kapasiteleri hiç olmadığı kadar artmış vaziyette.

AZINLIK KURALI

Lübnanlı düşünür Nassim Nicholas Taleb “Skin in the Game” kitabında “Azınlık Kuralı” yahut “Azınlığın Belirleyiciliği” diye çevirebileceğimiz bir kural olduğunu ileri sürüyor:

Kararlı, esnek olmayan bir azınlık - toplumun yalnızca %3-4'ü bile olsa - çoğunluğun davranışını ve tercihlerini belirleyebilir.

Bunun için azınlığın iki özelliği olması gerekir:

  1. İnançlı ve uzlaşmaz (intransigent) olmaları, yani çoğunluğun kurallarına uymamaya kesinlikle kararlı olmaları.
  2. Sosyal maliyetlere katlanmaya razı olmaları. Yani inançlarının bedelini ödemeye istekli olmaları.

Taleb bunu asimetri kavramıyla açıklıyor: Asla esnemeyen azınlık, esnek çoğunluğu çeker çevirir. Sistemler genellikle en katı olana göre şekillenir.

Kararlı azınlıklar, çoğunluğun tercihlerini belirler hale gelebilir.

Sayıca az ama ödün vermez insan, pasif çoğunluğun istikametini tayin edebilir, onları kendi yörüngesine çekebilir.

Sayıca çok az oldukları için ciddi bir etki yaratmaları beklenmeyecek radikal azınlıklar güçlerini, “kitleleri manipüle ederek harekete geçirme becerilerinden” alıyorlar.

Ne yazık ki işinde gücünde olan çoğunluk, her sabah yataktan aynı sabit fikirle kalkıp savaş çığırtkanlığı yapan marjinal gruplara “saçmalamayı bırakın” diyemiyor.

Günümüzde radikal marjinaller sadece dînî figürler olmanın ötesine geçerek jeopolitiği rehin alan birer tasarımcıya dönüşüyor, binlerce yıllık kehanetlerin kanlı provasını sahneye koyuyorlar.

Azınlık kuralı tıkır tıkır işliyor: Koca ülkeleri, kalabalık kitleleri, inancına sıkı sıkı tutunup asla uzlaşma kabul etmeyenler yönetiyor.

Sahne ışıkları eskatalojik fantezilerini sergileyen kesin inançlıların üzerindeyken, geri kalan herkes, “seyirci” koltuklarından çaresiz gözlerle bu dehşetli oyunu izliyor.

Dünya, rüyasında kıyameti gören bir avuç fanatiğin kurguladığı felaketlere sürükleniyor ve maalesef çoğunluğun konforlu sessizliği, azınlığın yıkıcı kararlılığına yakıt oluyor.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.