Ağlayacaksan haline ağla!

Hakikaten anlaşılmaz işler içindeyiz: Baştakiler anayasaya uymuyor, yeni anayasa istiyorlar. Bir bakıyorsunuz kural değiştiriyor, ona da uymuyorlar. Kararları herkesi bağlayan Anayasa mahkemesi hüküm veriyor, en alt mahkeme uymuyor. Ve hiçbir şey olmuyor. Görülmüş iş mi?

Böyle onlarca madde sıralasanız kanun nizam dışı işlerin listesini tamamlayamazsınız. Yaz-boz ve keyfilik her alana yayıldı. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dediğimiz işlerin haddi hesabı yok. Sonra da başımıza gelenler için sebep arar görünüyoruz.

Bilelim ki çelik çomak bile daha ciddi oynanır. Çünkü kuralları bellidir. Düzenin yerini düzensizlik nasıl alır derseniz, işte böyle alır. Kanun tanımazlıklarla yalan ve talan normalleşir. Bununla da kalmaz, mafya düzeni yerleşir. Uyuşturucu, bahis-kumar, kaçak-göçek işler alır başını gider.

AKILLAR BAĞLANINCA GÜNDEMLER DE BAĞLANIR

En basit insanlık halini biliyoruz: Yaşadığınız neyse ondan olursunuz. İnanç, fikir iddiası sözde kalır. Öyleyse şu veya bu etikete bakmayınız. Örnek derseniz o da sıra sıra: Kendisi için Tanrı’yı kullanmaya kalkanın alçaktan alçağa düştüğünü bize hayat ve tarih gösteriyor. Böylelerinin hırsı iyiliğe alan bırakmaz. Dini ve taptığı menfaatidir. Yağma alışkanlığı öyle böyle bir tiryakilik değildir. Madde bağımlılığından beterdir. Düşünceleri ve yaşamaları bu olanların zaman ilerledikçe tedavisi zor hastalığa düştüklerini görürsünüz.

Yağmacılık basit ruhların beş duyu etrafında şekillenen canlı refleksinin azmasıdır. Yağmacıda mana aranmaz. Manadan bahsederken kupkuru maddedir. Mehmet Âkif Ersoy, Veyis Ateş ve benzerleri “Masa, nisa(kadın), kasa” üçlemesine mağlup olan iktidar verdiğimiz anlayışın dinden geçinen alt seviyedeki prototipleridir. İyi ki aralarından gören ve söyleyen de var.

Bu yeni tip medya şöhretlerini geçtik, yeni tip egemenlerin durumu tam budur. İyi örnek yaratamamışlardır. Olanı göreceğiz. Görmekle kalmayacak, gerçeği bahanesiz kabul edecek ve düzeltmek için çareler arayacağız.

DİKTA EĞİLİMLERİNDE İPİN UCU KAÇAR

İnsanlığın tecrübesi gücü sınırlamayı ve kontrol etmeyi getirdi. Bunu unutursanız yandınız. Güç sarhoşluğunun nelere yol açtığını tarihte görürsünüz. Yakınlarda Hitler, Musolini ve Stalin’de görürsünüz. Bugün de Putin, Trump gibi büyük devletlerin başlarında ve Kuzey Kore’nin tosunu gibi sorumsuzlarda görürsünüz. Bizi de benzetmek istedikleri Ortadoğu’nun kırk parçalı ülke görünüşlü kabile liderlerinde görürsünüz. Aklı olan toplumlar böylelerini durdururlar.

Trump örneğini çok konuşuyoruz. Adam bağımsız bir ülkenin devlet başkanına operasyon düzenleyerek aldırdı ve yönetime el koydu. Yaşananları gözden kaçırmak olmaz. Amerika Trump’tan ibaret değildir. Demokratik bir birleşik devlettir. Ülkenin birçok aydını, kurumları, Maduro’nun haydutça alınışına karşı çıktılar. Diktatörlüğüne, halkına zulmedişine de karşı çıkmışlardı. Seçim hilelerine de kanun nizam dikkati ve insanlık değerleriyle karşı çıkmışlardı. Şimdi de aynı düşüncelerle ona yapılanlara itiraz ediyorlar.

İYİ ÖRNEKLER ÖNÜMÜZDE

Yeni göreve başlayan Newyork Belediye Başkanı Mamdani de “Buna hakkınız yok” dedi. Trump’a ağır sözler etti. Dikkatinizi isterim, kimse “Devlet politikalarına karşı çıkıyor, Amerika’yı küçük düşürüyor. Bu adamı içeri alın!” demedi. Bizde olsa adamın belediye başkanlığı başlamadan biterdi.

Amerika’da Trump tramplığını yaparken en yüksek tondan karşı çıkanlar da olur. Orada kurallar önemli. Orada hâkimler var. Devlet de kurumlarıyla adamı durdurduğu kadar durduruyor. Kurulu düzen işliyor. Bir yer gelir Rodeo atı gibi Trump’ı sırtından atar, göreceksiniz. Problem bizim gibi düzeni gittikçe bozulan ülkelerdedir. Akıllı olacaksınız. Kontrolsüzlüğe meydan ve imkân vermeyeceksiniz.

Bizim ülkemiz de kurallı yaşamayı bilir ve önemser. Halkımız bir yerde gereğini yapar da eli ağırdır. Hepimizi silkeleme hakkını geç de olsa kullanır. İş oraya varmadan durumları düzeltmeyi bir öğrensek. Gücü verdiklerimizi kurallara döndürsek…

BOZULMA TEK YERDE VE TEK YÖNLÜ DEĞİL

Ne yaşadığımızı bilmemek olmaz. Cemaat ve tarikat adıyla pıtırak gibi bitenler dünya saltanatı peşindeler. Âhiret derken dünyalık peşinde azdıklarını gördüklerimiz bunlardır. Kontrolsüz holdingler yarattılar. Ölen Menzil Şeyhi’nin üç oğlu da şeyh. Miras kavgasına tutuşuyor ve halktan toplanan paralarla edinilen milyarlar tutan servetin peşinde birbirlerine silah çekiyorlar. Olacak iş mi?

Örnekler sıra sıra. Dinden geçinenler toplumu fena zehirlediler. Kendileriyle kalmadılar, sağlı sollu diğer anlayışlar da onlara uydu. İnsan sermayemiz yerlere geçti. Böyle giderse eline fırsat geçen yağmaya talana devam eder. Bu da görünüyor.

O halde çare nedir?” derseniz kısadan söylenecek bellidir: Kurallara dönmek tek çaredir. Her konuda ölçülebilir ve uygulanabilir kurallarınız olacak. Gücü kontrolsüz verdinizse yandınız. Güç, denetlenmezse iyileri de yoldan çıkarır. Nitekim çıkarmıştır. Denetimsizlik böyle bir girdaptır. Düzeleceksek bozgunu görecek ve gereği neyse yapacağız.

YORUMLAR (21)
21 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.