Back To Top
Aydınlanma şart: Sapere aude…

Aydınlanma şart: Sapere aude…

 - Son Güncelleme: 05.10.2019 Cumartesi 09:12
- A +

Immanuel Kant 1784’te kaleme aldığı “Aydınlanma Nedir Sorusuna Yanıt” başlıklı makalesinde şöyle diyordu: Aydınlanma, insanın kendi kendini vesayete maruz bırakmaktan, yani kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu vesayet durumu insanın kendi aklını, idrakini bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İnsan işte bu ergin olmayış haline kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanma kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramak lazımdır. “Sapere Aude!” (Bilmeye, kendi aklını kullanmaya cesaret et) sözü aydınlanmanın düsturudur...

Günümüz Türkiye’sinde, özellikle İslamcı entelektüeller nazarında “Aydınlanma”, tek kelimeyle iğrenç bir kavram olarak algılanır. Dahası, bizim entelektüel camiada ne zaman “Aydınlanma”dan söz açılsa, Reformasyon, Descartes, Kartezyen felsefe, Locke, Voltaire, falan filan diye epey bir klişe laf söylendikten sonra konu basbayağı şeytanlaştırma noktasına bağlanır. Bu konuda kim nasıl bir algıya sahip olursa olsun, kim ne tür bir eleştiri yaparsa yapsın, hatta isteyen, bizi taşa tutsun ama şu bir gerçek ki biz müslümanlar için de aydınlanma şarttır. Özellikle de genel dinî düşünce ve tasavvur alanında şarttır. 20. yüzyılın başlarında Muhammed Abduh, Reşid Rıza gibi isimlerin öncülüğünde bir tür aydınlanma çabası denebilecek türden adımlar atılmıştır. Fakat bu isimlerin ortaya koydukları ıslah-tecdit projesi, bilhassa Reşid Rıza’nın elinde basbayağı ortaçağ Selefîliğinin 20. yüzyıl şartlarına göre modifiye ve modernize edilmiş versiyonundan başka bir sonuç doğurmamıştır. Şahsi kanaatime göre modern dönem İslam dünyasında tek ciddi aydınlanma teklifi Fazlur Rahman tarafından ortaya konulmuştur; fakat çok ciddi bir ilmî ve fikrî emek mahsulü olan bu teklife reva görülen muamele, malum tarihsellik/tarihselcilik tartışmaları yüzünden ne yazık ki adeta veled-i zina muamelesi olmuştur.

Fazlur Rahman’ın temsil ettiği düşüncenin başına neler geldiği malumdur; dolayısıyla bu dramatik hikâyeyi uzun uzadıya anlatmaya hacet yoktur. Fakat yine söyleyeyim, kim ne derse desin, ciddi bir aydınlanma tecrübesine ihtiyacımız vardır. Kendi tarihsel şartları içinde böyle bir tecrübeyi yaşayan Batı dünyasında Kant’ın kaleme aldığı “Aydınlanma Nedir Sorusuna Yanıt” başlıklı makalesi bence “Andımız” gibi okunmalıdır. Çünkü onun bu makaledeki tespitleri özellikle aydınlanmaya giden yolun hangi noktadan başlaması gerektiği hususunda gerçekten çok çarpıcıdır. Ancak makaleyi okumadan önce, “Aydınlanmayla birlikte Tanrı yeryüzünden sürgün edildi ve insana bir tür Tanrılık payesi verildi” gibi beylik iddiaları bir kenara koymakta fayda vardır.

Bu son cümlem okunur okunmaz, hışımla yazılacak birçok tekdir yorumunu şimdiden görür gibiyim. Hışım katsayısını yükseltmemek için -dilerseniz- ben daha fazla yazmayayım, Kant’ın makalesinden şu birkaç pasajı aktararak yazıyı sonlandırayım: Doğa, insanları harici bir talimata bağlı kalmaktan çoktan kurtarmış olmasına karşın tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki insanların çoğu tüm yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginleşmemiş olarak kalırlar. Yine aynı nedenledir ki bu insanların başına gözetici ya da yönetici olarak gelmek başkaları için de çok kolay olmaktadır. Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü… Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizimle ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu, zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık...

Başkalarının denetim ve yönetim işlerini lütfen üzerlerine almış bulunan vasiler insanların çoğunun ergin olma yönünde adım atmayı sıkıntılı ve hatta tehlikeli bulmaları için, gerekeni yapmaktan geri kalmazlar. Önlerine kattıkları evcil hayvanlarını önce sersemleştirip aptallaştırdıktan sonra, bu sessiz yaratıkların kapatıldıkları yerden dışarıya çıkmalarını kesinlikle yasaklarlar; sonra da onlara, kendi kendilerine yürümeye kalkışırlarsa başlarına ne gibi tehlikelerin geleceğini bir bir gösterirler. Hâlbuki onların kendi başlarına hareket etmelerinden doğabilecek böyle bir tehlike gerçekten büyük sayılmaz; çünkü birkaç düşüşten sonra bunu göze alanlar, sonunda yürümeyi öğreneceklerdir. Ne var ki bu türden bir örnek insanı ürkütüverir ve bundan böyle de yeni denemelere kalkışmaktan alıkoyar.

Demek oluyor ki her birey için neredeyse ikinci bir doğa/tabiat/fıtrat yerine geçen ve temel bir yapı oluşturan bu ergin olmayıştan kurtulmak çok güçtür. Hatta insan bu duruma bilerek isteyerek katlanmış ve onu sevmiştir bile… Bu yüzden de kendi aklını kullanma hususunda gerçekten yetersizdir; çünkü onun böyle bir deneyimi gerçekleştirmesine asla izin verilmemiştir… Aydınlanma için özgürlükten başka bir şey gerekmez; bunun için gerekli olan özgürlük de özgürlüklerin en zararsız olanıdır: Aklı her yönüyle ve her bakımdan çekinmeden kitlenin önünde apaçık olarak kullanmak özgürlüğü… Ne var ki her yandan “Düşünmeyin! Aklınızı kullanmayın!” diye bağırıldığını işitiyorum. Subay, “Düşünme, eğitimini yap!”, maliyeci “Düşünme, vergini öde!”, din adamı “Düşünme, inan!” diyor…

İşte bu yüzden, aydınlanma şarttır. Sapere aude…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Takipçi 13 Ekim 2019 11:55
En büyük teorik fizik alimlerinden Stephen Hawking bildiğiniz gibi tekerlekli sandalyeye mahkumdu. Konuşamıyordu. En iyi hastaneler, en iyi doktorlar. Çaresi olmayan hastalık. Kendi vücudunun bile sırlarını bilmeyen birinin evrenin sırlarını çözmeye çalışması. Babamın bir lafı vardı. İnsan kendini tam olarak bilseydi, evrenin sırrını da çözmüş olurdu. Benim babam da bence bir filozof. Başka bir sözü de 'İlim tasnifdir' yani yeni Türkçe ile sınıflamadır derdi. Birde top oynamama çok kızardı.
5228 09 Ekim 2019 16:14
yine döktürmüş, hocam ağzına sağlık
Osman Adanur 08 Ekim 2019 01:22
''İnsanı sadece terbiye etmekle kalmayan aynı zamanda dünyaya nizam verme yeteneği olan İslâm'a, kendi kabulleri doğrultusunda, İslâmi yenilenme fikrini,her zaman iki tip insan tarafından karşı çıkılmaktadır: Muhafazakârlar eski reçeteleri, modernistler ise başkasına ait reçeteleri istemektedirler. Birinciler İslâm'ı geçmişe çekmekte, ikinciler ise ona yabancı bir gelecek hazırlamaktadırlar.'' Yirmiye yakın kitap, fevkinde makale sayısı ile üçüncü bir yol tarifi görmedim, Mustafa Hoca'm, sorun benim gözlerimde, farkındayım(!) Yine de verdiğin emekler için müteşekkirim.
KARAR OKURU 08 Ekim 2019 15:29
2
Belki de iki seçenekten başka seçenek yok, ama Mustafa hoca da dili bağlı olduğu için söyleyemiyor. Birincisi sadık muhafazakar müslüman olmak, ikincisi müslümanlığın insan ürünü olduğunu kabul etmek. İkinci seçeneği birinciyle kavga etmeden kabul etmek ya da etmemek, tüm mesele bu galiba.
H.T.Tufan 07 Ekim 2019 16:50
Yazıya ilave Matrix bi daha izlenebilir. Tabiiki sadece ilki
Çaycı Osman 07 Ekim 2019 12:57
Sen "bizi hala eski asırda mı yaşıyoruz" sanıyorsun ? İnsanların aydınlanma amaçları elektriğin icadından evveldi.Elektrik çıktıktan sonra bu mesele halloldu. Gündüz zaten Güneş aydınlatıyor. Kimsenin aydınlanmaya ihtiyacı yok. Bir profesör hala böyle konulara takılıp kaldıysa, esef verici sahiden. Bir de basit konuda uzun fıkra yazmışsın. Kafa yormaya değmez. Gel de bir çayımı kahvemi iç, lütfen ! Bu konular hasta eder herkesi. Özellikle benim gibi çeyrek akıllıyı. Yanlış anlama, ha! Selamlar, hürmetler !
KARAR OKURU 12 Ekim 2019 12:10
0
@Çaycı Osman ------ Hem iki kelimeyi bir araya getirip ne demek istediğini tam olarak ifade edemiyecek kadar zavallısın, hem de ukelasın. Öztürk hocayı şiddetle protesto ediyorum böyle cahil cesareti misali ahmakça yorumlara yer vererek gözlerimizi yorduğu için !
KARAR OKURU 07 Ekim 2019 12:20
Tavsiyenize binaen Media Mark'tan akü ve çok sayıda küçük lambaları olan ayndınlanma ve andınlatma cihazı aldım ve onunla geceleri kendimi donatıyorum. Hem kendim aydınlanıyor hem de çevreyi aydınlatıyorum.Bayağı zevkli bir hobi ! Komşular delirdiğimi zannettiler, fakat önemli değil. Başka türlü aydınlanma ve aydınlatma imkansız. Artık kimse beni karanlıkla yaftalayamaz.
Karar okuru 07 Ekim 2019 11:53
"Düşünebilmenin ilk adımı okuyabilmektir" der bir düşünür; bizler okumuyoruz ki düşünebilelim..
KARAR OKURU 07 Ekim 2019 09:02
Yazar hep felsefe, akil ve suphecilkle yola cikip, islami bulmiya calismaktadir. Adi ustune IMAN idlamin amentusudur. Ayetle sabittir ki, islam GAYB,a iman etmektir. Batinin Ozgurluk anlayisi hayvanlasmaktir. Allah'in maymuna kalp Ettigi insanin, yeniden MAYMUNLUGA Yonelmesidir. Islam nakilsiz olmaz ve yasanmaz. Islam NAKLEdayanan ilim, Hukuk ve akil dinidir. Ilk 3'unun olmadigi yerde Islam YOKTUR. Kalemsorle bir Yuz yuze gelebilsek.
inşaat ustası 07 Ekim 2019 00:54
hocam tanrı yer yüzünden sürgün edildi cümlesini bi kenara bırakmayalım zira aydınlanma tanrıyı gerçekten yer yüzünden sürgün etmekle olur eğer aydınlanacaksak önce bunu başarmalıyız ancak yoklukta aydınlanabiliriz var olan ön kabuller ne kadar çoksa tanrı ve dinleri buna dahil gelen ışığı kesecekleri için aydınlanamayız önce yarattığımız tanrıyı ve onun kurallarını sürgün edersek ancak o zaman bizi yaratan ALLAH ın nuruyla aydınlanabiliriz ama biz rabbi kafamıza göre konuşturur ne demek istediğini kitaba doğaya evrime hayvanlara evrene bakarak anlayamazsak sittin sene aydınlanamayız
Düşüncem: Aslında cevap çok basit Despotizm ve Aydınlanma aynı yerde olmaz. Yani çoğunluk diktasının olduğu yerde aydınlanma şeytanlaştırılır aynı şekilde aydın biri de toplumu tepeden aşağıya kendisi gibi olmaya ve düşünmeye zorlarsa burada da irade ortadan kalktığı için yine bir aydınlanmadan söz edilemez. Çözüm de basit aileden başlıyor. Soru sorması ve belli sınırlar içinde sorumluluk almasına izin verilen çocuklar yetiştirmek. Gerçekten olgun bir birey olduğunda ise kendi hâline bırakmak (başıboşluk değil bu) ve farklılıklarıyla,düşünceleriyle onu kabul etmek. Peki bu neden zor? Çünkü Tür
Ek 07 Ekim 2019 13:02
0
Çünkü Türkiye gibi tepkisellik taşıyan,geçmiş hıncını aşamamış bir ülkedeyiz. Sürekli geçmişi hatırlayıp üzülmek şimdiki anı da kaybetmemize sebep olur ve insan-ı kamil birinin yapacağı iş değildir. Evet Aydınlanma şart. Umarım anlarız.
Baybars 06 Ekim 2019 22:23
BAYBARS 6 EKİM 2019 KIZILCAHAMAM AKP KAMPI.... Buradaki çalışmalarımızda şunu gördüm; fitne bayağı egemen. Fitnenin egemen olduğu yerden de ne hayır ne bereket çıkar...... C. Başkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN....
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 12:19
Aydınlanma Avrupa'da 1700'lü yıllardan itibaren başlayan bir fikir akımı olup kilisenin batıl ilkelerine bir başkaldıştır. Zira kilise, öğretileriyle öteden beri bilimsel her gelişmeyi engelleyerek cezalandırıyordu. Bu akım bugün için tarihe mal olmuştur. Üç yüz yıl önce ortaya çıkmış ve bugün tarihe gömülmüş bir düşünce akımından medet umup canlandırmak akıl işi değildir. Okuduğu eski felsefi ekollerin tesirinde kalarak hala "aydınlanmada" takılmak zihnen Orta Çağ'da yaşamakla özdeş anlamda olsa gerektir.
Garip. 06 Ekim 2019 22:32
0
Ezbere konuşmuşsunuz. Bugün tamamen de facto olarak aydınlanma sonrası ve aydınlanma döneminin şekillendirdiği bir dünyada yaşadığınızı fark etmiyor musunuz gerçekten?
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 12:18
Önce aklın ne olduğu üzerine çokça kafa yormak lazım. Ondan sonra akıl yürütmek lazım.
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 09:23
Aydınlanmak için şüphe etmek lazım maşallah yorumlara bakıyorumda bizde herkes kendinden emin herkes zaten aydınlanmış.Bu kadar emin olmak kendinden Bu toprakların laneti oldu adeta. Benim hiç ümidim yok.
Mâlik 06 Ekim 2019 08:18
Güzel tespitler. Din düşmanlarından çok kalın kafalı dinidarlardan çekiyoruz. Kendi aklımızı kullanmamız şart. Yoksa grupçu düşüncelerle her zaman başkasının aklıyla hareket ederiz.
KARAR OKURU 06 Ekim 2019 00:01
KEŞKE..... diğer bütün mahallelerin de düşünmeyi öğütleyen, aykırı düşünceleri çekinmeden dile getirebildiği özeleştiri yapabildiği Mustafa Öztürk gibi yazar-akademisyenleri olsaydı...başkasından değil kendinden işe başlamayı, kendini gözden geçirmeyi öğütleyen Mustafa Çağrıcıları olsaydı... her şey o zaman daha güzel ve kolay olurdu bence
KARARLI 06 Ekim 2019 07:02
1
Bizim mahalle lafı ne demek????? Nasıl bileceksiniz diğer mahalle de neler oluyor!!! Birlik beraberlik diye bar bar bağıracaksın ondan sonra bizim mahalle güzel mahalle diye şarkı söyleyeceksin. Biraz izan Allah aşkına.
Sn Öztürk önce siz aydınlanın da biz arkanızdan gelelim.Cesaret bir yandan İslam güzellemesi yapıp diğer yandan ateist düşünürlerin fikirleriyle gazete köşesine yazılan iki satırda değil, aydınlanmanın öncüsü olmak öyle kolay değil. Aydınlanmaya aklımızla elde ettiğimiz ne kadar kazanım varsa bir Arap'ın "ilhamlarına" onaylatma ihtiyacınızdan kurtularak başlayabilirsiniz.
Kul 05 Ekim 2019 20:10
Sayın Öztürk, sizi Kant ın tanımına uygun biçimde bir aydın olarak kabul ediyorum. Anlayamadığım husus, aydın olduktan sonra; mesela Nasıl oluyorda Kuran ın Hz. Musa kıssasındaki " buzağı ya tapanları" mantık dışı bir iddia bulmanız. Yani Kuran ı elestirmeniz. Peki NEye YARADI BU AYDINLANMA.??
hamza akyol 05 Ekim 2019 19:44
Yani diyorsunuz ki; "ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür biyerler" yani diyorsunuz ki; birey olabilmeyi başarmış kişiler, yani diyorsunuz ki; tebaa değil, vatandaş olmak gerekir. Zannımca, hz. ömerin, islam tarihi boyunca ahlakın en önemli sembolü olmasının en büyük nedeni birey olabilmeyi başarmasıdır. kurandaki açık ayete rağmen, ganimet paylaşımı konusunda farklı bir tavır alacak kadar ilmine, irfanına, vicdanına güvenen birisi. Yani ahlak için de birey olmak gerekiyor. birey olmadan, özgür olmadan ahlak da, din de olmuyor.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 17:13
Ruhlar alemi bambaşka bir evren. Yaşamayan ne anlar ne inanır. Gerçi Müslüman kabrinde hepsini görüp bilecek. Bazı gıdaları tüketen kimse her ne kadar çok ibadet =namaz, hatim, zikir, tesbihat, salavat, tevbe=yaparsa yapsın melekler yanında bulunurlar, yalnız onlarla iletişime geçemezler. Zira söz konusu gıdalar hem hastalık ve yaşlılık yapıcı hem de ruhdaki ekranı bozucu etki edererek perde oluştururlar. İmkanı olsa da detaylı bir şekilde ruhanilerle iletişim şartlarını açıklayabilsem! İster inansın, ister inanmasın insan her gün az bir sure veya ayet okumakla gıda şartlarına uyarak iletiş
KiTAB-I OSURUKNAMEDEN NAGMELER 06 Ekim 2019 02:17
0
@16:57 -- Sayin yorumcu; hikmetli(!) yorumunuzdan dolayi Cubbeli Kelebek Hoca ve Mevzili Gavs gibi mubarek zaRtlarin izniyle sizi Hurafa-i Ra$idun ilan ediyorum :)))
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 17:06
Aksi halde karşılıklı iletişim olmamasına rağmen melekleri her an görmek mümkündür. Mutlak tıp bilinip yaşanırsa meleklerle  ruhsal bir alemde   uyanıkken = rüya görür gibi senli= iletişim kurmak mümkündür. Melekler insanların bildikleri her dili konuşurlar. Ayrıca dünyanın öbür ucundaki görüntüleri insan ruhuna taşıyarak ruh ekranında gösterirler. Meleklerle iletişim için çok zor ve karmaşık bilgi ve ibadetler gerekli değil. Az bir ibadet kafi. Yani namaz sure veya ayet okuma gibi. Vazgeçilmez şart belirli gıdalar tüketmek: Tespitlerime göre yüz otuz kadar gıda türüne müsamaha söz konusu.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 16:57
Mustafa Hoca, iyi bilmelisiniz ki melekler elektronlardır. Peki, melekler neden her atom veya maddeye eşlik ederler? Yer, gök ve ikisi arasında bulunan her şey sürekli Allah'ı tesbih ve takdis ederler. Zikir meleklerin gıdasıdır ki her kim ve ne zikrederse melekler madde ve canlının içine ve etrafında hücum edip orada ebedi kalırlar. Bu, otuz yıllık tasavvuf hayatımda ulaştığım bilgidir. Her maddenin kendine göre ayrı zikri ve melekleri mevcuttur. Müminin ibadetten gelen melekleri ise farklı ve daha büyüktürler.Meleklerle iletişime gelince, mutlak musafi tıb bilgisine ihtiyaç vardır.
İbrahim Erdoğan 05 Ekim 2019 16:41
Değerli hocam! Camilerimizde asılı levhalara halife isimleri yazılmasının tarihçesi ve bu bidat'in dinimiz esasları karşısındaki durumu ile ilgili okuyucuları aydınlatıcı bir makale yazabilirmisiniz?.. Yoksa "bu cesaret gerektiren bir iş" mi dersiniz!..
KARAR OKURUMürsel 05 Ekim 2019 15:14
Cesur bir yazı.Doğru bir yazı.Cüceloğlu yetişgin ergenlik diye tanımlıyor bugün.Evet. ben de işin özünün rahatpereslik olduğunu düşünüyorum.Oysa hz Peygamber; la rahata fiddünya buyurdu.Bu konuyla alakasız mı? Öyleyse sahabenin çoğunluğu rahatını bozup dünyanın dört bir yanına özgüvenle gidip neden aydınlattı?
Deli Emin 05 Ekim 2019 15:01
Akıl ve Rüşd ilişkisi nedir. Ezberci nakaraçı ve nakliyeci adamların dünyasında, aklı kullanma maharet/marifeti olmayanlar, aklını kullanmak ve rüşd erme çabası içinde olanları en iyi bildiği iş tekfirdir. Din;Allah, Peygamber, Fıkıh, sosyoekonomik, politik hayatın içinde dinbaz/simsarlar elinde;kelam ve kalemlerin malzemesidir. En iyi gelir yolu, din ticaretidir. Toplum SÖMÜRGENLER VE SÜRÜNGENLER olarak oluşur. Siyasi ve dini liderler birer hokkabazdır. Bunları o makamlara Sürüngen taifesi taşır, mal, can, parası ile sonrada bunlara taparlar.Çünkü aklını kullanamazlar
dragon 05 Ekim 2019 14:53
insanların çoğu kendi çıkarlarına bakar,başkası ile sadece çıkarı varsa ilgilenir.gerçek insanın tekin olmayan bir canlı olduğuna işarettten başka hiç bir şey.devlet denen çetenin bunun doğal uzantısı olduğunu görmek son aşama.adamın mahremini açık edenler belasını bulacak.sayı önemji değil.bunun bedelini köpek gibi ödeyecekler.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 14:50
Necip Fazıl Kısakürek’in “Bir Adam Yaratmak” isimli piyesinde piyesin kahramanı Hüsrev tımarhaneye giderken üzülmekte olan üniversite talebesine şöyle hitap eder “üzülme bir adam yaratmaya kalktım”.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 13:34
Marefetname'ye gelince gerçekten oradan buradan derleme bir saçmalık! İbrahim Hakkı'nın namaz, niyaz ve zikrine diyeceğim yok, fakat alıntı saçmalıkları kitabında bulundurması anlamsız. İlmi hiç bir yanı yok.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 13:31
Üzgünüm, ama medrese ve benzeri kurumlardan düşünen adam değil çoğunlukla somun tosunu çıkar. Islam'ı da anlamaz. Eski birkaç tefsir okur, onunla avunur. Islam'ı anlamak evreni anlamak gibidir. Filozofların çoğu ayetlerin içeriğine =batıni sırlarına=ulaşmıştır. Öreneğin: animistler, fatalistler. Bizim şeyhler uçma ve kaçma masallarını efsanevi şekilde gerçek diye lansetmişler. Yıllardır tasavvuf içindeyim, olağanüstü şeyleri sadece rüyada görürüm. Ruhani bir olay yani. Dinde yalan olmamalı. Şeytan şeyh gibi kimselerle dalga geçiyor. Hepimiz aciz ve ölümlüyüz. Başkalarını aldatmak niye?
Muhtefi. . 05 Ekim 2019 14:32
3
Medrese var mı Hafiz. .:)))..nerde Medrese var..?...Kuran Kursları onlar. ve Nakil İlimlerin ezbercileri HEPSİ O...Toplumda Bir Zan Oluşmuş. Yok Güncel, Pratik Hayatta Dermanlari. ..elma, Armut ufler ve yanmaz kefen satar. vb..en Akillisi. .?..
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 13:10
Bana göre her köşe yazarı bir aydınlatıcır. Vaktim olursa her birinin makelesini titizlikle okumaya ve anlamaya çalışırım.Makalede ayrıntılı fikir işçiliği aşikardır. Saygı duymamak imkansız. Yazarların dünyası bambaşka ve renklidir. Şundan eminim ki her yazar nerede olursa olsun sürekli düşünce halinde olup en iyiye ulaşma peşindedir. Eğer bir düşüncenin yanlışlığını fakederse düşünür onu hemen terkedir. Yani yanlışta ısrar etmez. Fakat makalesinde yalakalık kokan yazarı sevmem. O ucuz bir yaratık sayılır, kendini satmıştır. Buradaki yazarlar genellikle kibar ve açık görüşlü efendiler
Okurun Biri 05 Ekim 2019 13:08
Sonuna kadar Sapere aude hocam.. çünkü din adamlarını ilahlar edindiğinin ve olarak sözüm ona kanaat önderlerinin peşinde asla yetkin bir kıvama gelemeyerek sürükleniyoruz.. Allah Rasulu'nun (ASM) ashabı suffa modeli ortadayken hemde.. Çünkü modern tıp insanları tedavi etmenin değil ilaç bağımlısı yapmanın derdinde.. Çünkü kavvamlar sürüleşmiş toplumlar, sinmiş mustasaflar sayesinde muktedirler
Önce aydınlar bir aydinlansin görelim de sıra sonra sıradan müslümanlara gelsin. Aydınlanmanın en temel şartları bilimsel metodoloji, ilme-bilime alime saygi, fikirlere saygi ve hoşgörü bağnaz olmamak ve cesarettir Olmazsa olmazi ise farklı kaynaklardan çok okumak, çok çalışmak ve ispatlı delilli bol kaynakli yazmaktir. Torpilsiz hakkıyla kariyer basamaklarini tırmanmaktir, popülizm, siyasi amaç ve çıkarlardan uzak durmak bilimin ve insanların gelismesi, aydinlanmasi ve Allah rızası için bilim yapmaktır. Var mi bunlar bizim çok " değerli" bilim ve din adamlarımızda? Olsaydi bu hallerde olmazdı
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 23:08
1
müslümanlar ile aydınlar ayrı kişiler mi muhterem. müslümandan aydın olmaz mı? aydınların hepsi başka dinden mi?
KARARLI 05 Ekim 2019 12:15
Yazılanları okudum. Üstteki yazı etkisini göstermeye başladı bile. Tebrik ediyorum Mustafa Hocam.
Ahmet Melik 05 Ekim 2019 11:44
Sayın Öztürk , Enam süresi 165 ayet herkesin aydınlanamayacağına dairdir. Kiminin 20 kilo taşıma kapasitesi var. 40 kiloyu yüklenmeye çalışır. Kiminin de 40 kilo taşıma kapasitesi var. 5 kiloyu eline alır gezdirir. Hakikatı aramak sorumluluk getirir. Nefis kötülüğü emreder. İnsan kolaycılığa kaçar ve herkes hesabını verir. Merhum Ziya paşa , İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez. Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez. derken tam da buna işaret ediyordu. Mevlâna da sen ne anlatırsan anlat kişi anlayabileceği kadarı anlar demişti. Onun için Allah tan en çok alimler korkar buyrulmuştu
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 11:37
Prusyalı Kant ilham kaynağını çikilota ve kahve olarak belirtir. Bu maddeleri tükettikçe İlhami artıyormuş. Gerçeğe o kadar yaklaşmış ki yanlış, batıl dini ve kültürel bilgileri reddedip Vatikan'ı çıkmaza sokmuş akabinde kitapları yasaklanmış
Fevkalade güzel ve önemli bir yazı...Çok teşekkürler
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 11:08
Immanuel Kant'ın şizofren ve şizoit olduğu kesindir. Nerede akıl hastası varsa önümüze filozof olarak konulması anlaşılmaz bir durumdur. Akıl hastası bize rehberlik mi edecek? Kant'a hakaret ettiğimi zannetmeyin. Almancası olan internette Kant'ın tımarhane de kaldığını teyit edebilir.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 12:49
2
Eee?
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 19:18
0
Kant gibi düşümce adamlarını anlayamadığın için sen şizofren olmayasın! Zira senin terazi bu sıkleti çekmez.Sana bir şıh lazım!
Muhtefi. . 05 Ekim 2019 10:53
*Sapere Aude. * (BİLMEYE CESARET ET)..Hafiz. Tabiblerimiz Gıdanın Hafızaya Etkisi Vardır derler. TÜRK MUTFAĞI tavsiye ederim. Bol Protein, Vitamin, Karbonhitratlarimiz var. .Üç tarafı Deniz ve Bereketli Coğrafyamiz Eminim Geçer bu Halleriniz. Kuyu Kabeblari,Baklavalar, Döner, Çağ kebablari vd hele, hele Peynirlerimiz Tulum vb. Ya Ballarimiz, Uzumlerimiz, aaa İncirler ne demeli. :)..hamsilerimiz vd Damak Tadı olmadan GÖNÜL TADI bilinmez,olmaz Hafız. Kafa Aydınlanmasi Geçicidir. Gönül Aydinligi ebedi lazım YUNUSCA. !..Hafız.
Paşa Karakuş 05 Ekim 2019 10:37
Kant domuzu yemiş, şarabı içmiş, devletten asalaklanmış ve bilgiçlik taslamış eski bir fosildir. Kitapları şimdi bit pazarında 50 cente satılıyor. Bakan bile yok. Almanya'da felsefe masallarıyla hemen hemen kimse uğraşmaz. Maaş hatırı için felsefe okuyan çok az kimse hariç.
Tarık Selim 05 Ekim 2019 12:14
1
Senin muhitinde öyle olabilir ve paşa olmak için de felsefeye lüzum yoktur, düşünen insan ise felsefeden kaçamaz.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 12:33
2
Kant gavurdur domuz eti yer şarabı içer. İyi de bu ayyaşın fikirleri klasik dönem medreselerinden günümüz merdiven altı medreselerine kadar okutulmuş en azından fikirlerine değinilmiştir. Zannederim medrese erbabı sizin kadar Kant'ı iyi tahlil edememişler. 1960 larda Siirt Tillo medreselerinde Kant'dan sorulurmuş. Bir anektod vardır; Mülakattan çıkan öğrenciye heyecanla sırasının gelmesini bekleyen öğrenci sorar. Nerelerden çıktı sorular? Mülakattan çıkan öğrenci "Kant'dan filan sordular" diye cevap verir. Girecek öğrenci biraz felsefe konusunda cahildir. VE ÇİYE KANT?! (Kant da ne?!) diye hey
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 10:10
Batınin hristiyanlığı sogulamasini üzerimize alınıyoruz. Sanki onlarin sorguladigi insandan tanri bizim Allahimizmis gibi gocunuyoruz. Vay efendim bati Aydinlanmasi tanriyi yer yüzünden silerek gokyuzune göndermiş. İnsandan bir tanri olabilir mi def olup gitsin. Katolik ilmihalini savunmak müslümana düşmüş gibi sakil bir durum. Gerci güncel inanç dünyamız katolik aleminden farklı değil. Cemaatlerde Işık evinde bulaşık yıkayan, tivitlerin artması için kendini paralayan bir peygamber. Tarikatlar başka alem ortalikta katolik azizleri gibi cirit atan her olaya müdahil olan evliyala
Muhtefi. 05 Ekim 2019 13:37
2
Batı Teolojisi ile itikad oluşmaz. Motivasyon etkisi vardır Mitolojik olarak. Müslüman Tevhid Ehlidir. Cahilleri baz alamayız. Düşünmeden Derinlesme o-la-maz. !..Elmaya, Armuta üfleyen, Yanmaz kefen satan ve İslami Staylingler (kıyafet modacilari) ile İSLAMİ MEDENİYETİN ne temsili var bu SOYTARILARIN. .:))..Tarikatlar EKOLÜ *silsilesi* olan TEFEKKUR AKADEMILERIDIR. Örnek İlk ATOM MÜHENDİSİ Derviş Halli bir Aydın Büyüğümüz. Lafla değil Icraatla. Saygılar
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 23:16
0
muhtefi! kantı cahil statüsüne koyduğuna göre, sana ilim deniz derya olmalı. özgüvenine hayran olurdum ama, bu özgüven, zaten gavur diye küçümsenene değil de, islamda önemli olarak görülen birisine karşı olsaydı.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 10:04
Mustafa Bey yazının ve dayanak noktası olan kant İn düşünce felsefesi ne kadar mantıksız. Aklını kullanamayan insanları bu şekilde mi sapkınlığa iletiyorsunuz. Siz kendi kendinizi kalp ameliyatı yapabilir misiniz. Ve yahut arabanızın motor tamirini ne derece yapabilirsiniz. İnsan her meselede uzman olmak zorunda mıdır sizce. Siz neden prof uzmanlıkta bir konuda uzmanlaşma ihtiyacı hissettiniz. Yaptığınız uzmanlıklara saygısızlık değilimdir. Doğruyu ve doğru insanı aramak yerine insanı kargaşa içinde yuvarlanıp felakete mi sürüklemek amacınız.
Tarık Selim 05 Ekim 2019 12:12
2
Aklını kullanmadığında doğruyu ve doğru insanı bulduğunu nasıl anlayacaksın kardeş? Rüya ve kerametlerle mi?
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 14:22
5
Aklını kullanacaksın. Aklı kullanmayı reddetmiyoruz ki. Allah aklı doğruya ulaşmak için vermiş. Bu yazılanlar insanı baştan yaratanı reddetmek sonrasında çukura yuvarlanıp dinsizleştrmeye götürür. Ehli sünnet müslamanları Ebu Hanife ve imam maturidi nin yolundan aklını kullanarak gider. Kant gibi Allah'ı reddeden ve bu sapkınlığa kılıf üretenlerin yolundan gitmez.
Süleyman Çakmak 05 Ekim 2019 10:06
Akıl kullanmakmış! Dünyada 4,5 milyar kronik hasta var. Bunlar hep ya kendi akıllarını kullandılar , ya da hekimlerin akıllarına(üst akıllar) uydular. Sonuçta değişen bir şey yok. Hastalıklar devam ediyorlar. Akılla dalga geçen hem görünen hem de görünmeyen birileri var. Bu dalga geçme insanlık var oldukça devam edecektir. Kant'ın adı tarihleşmiş felsefe kitaplarına hapsolmuştur. Her geçen zamanda yeni akıldaneler türemişlerdir. Hepsi de akıl artırma teori ve varsayımla sabukluyor. Felsefe zaten safsata üretme sanatıdır. Evreni kendi kafatası zannedenler habire saçmalık üretmişler felsefede
Cüneyd 05 Ekim 2019 10:06
Yazdığınız yazıları formule etmek isteyince karşıma şu sonuç çıktı; koca bir yürek+büyük bir akıl+özgür düşünce+samimiyet...iyi ki varsınız
EMG 05 Ekim 2019 20:01
1
Abartmayın lütfen
Mustafa Bey’in söylediklerinin altına imzamı atarım. Sonuna kadar destekçisiyim.
... 05 Ekim 2019 09:43
nerede okursanız okuyun ..kım soylerse soylesın kendı aklınıza uymayan hıc bır seye ınanmayın..........buda
Takipci 05 Ekim 2019 09:33
Menifesto gibi bir yazi, tesekkurler hocam.
Önce anlayışımızdaki akıl algısını , Allah'a (cc) rakip bir tanrı adayı olmaktan kurtarmak gerekiyor sanıyorum. Ondan sonra aklımızı kullanmak "günah" olmayacaktır.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 08:50
Hoca efendi diyorki, mustafa da dese mehmet de dese ,şeyh de dese seyda da dese hasılı kelam,onlardan aldıklarınızı tartarak alınız.Tartınız aklınızdır. Tartı ayarları çok önemli.Hele ki hassas tartı gerekirse...öyle ise eğitim şart Mustafa Bey.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 08:45
"Allah, pisliği/azabı aklını kullanmayanların üzerine bırakır." (Yunus S/100) Müslüman toplumların hali de bunu teyid etmiyor mu hocam!
Soru soran 05 Ekim 2019 08:40
Aydınlanma için Kuranı duvarda asılı durduğu yerden, tozlu raflardan indirip sayfalarını açmaya başlamak gerekmez mi? "Siz hiç düşünmez misiniz?" Yetmez mi artık yüzyıllardır asıldığı durduğu ve kirletildiği?
Ayni 05 Ekim 2019 08:34
Sayın hocam Kuranı Kerim’de “el insan” kelimesiyle “müşrik insanın” kastedildiğini yazıyorsunuz. Sizden ricam Kuranı Kerim’de “akletmezmisiniz’ hitabının daha çok hangi insana, “Fikretme” kelimesinin hangi insana hitap olduğunuda yazabilirmisiniz? Böylece belki eskilerin “gevurun aklı olsa müslüman olurdu” sözünü fikretme imkanı buluruz...
Ayni 05 Ekim 2019 08:22
Bakara Sure 285 semi'na ve eta'na, (işittik ve itaat ettik). Aklın önümüzü aydınlatacağı böylece göreceğimiz zannediliyor. Aydınlığa görmeyi temin ettiği için kıymet atfediliyor, görmekte gözle ilgili ve göz ileriyi, uzağı görüyor. İlerlemeci bir anlayış ve buna göre “yeni olan iyidir”. Oysa kulaklada görüleceği düşünülmüyor. Kulak sadık haberi işiterek görür ve ona itaat eder. İşitmek geçmişede dönük olabilir ve bu durumda “iyiyse yenidir” geçerlidir. Kulağın görmesinde mana, gözün görmesinde anlam vardır. Mana ve anlam farkını bilenlere.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 08:04
Müslümanların ihtilaflarının, tartışmalarının, boğuşmalarının kaynağı, toplanması/kitaplaştırılması tarihsel bir hata olan Kuran’dır. Verili bir hitaptan, evrensel bir Kitap çıkmaz. Peygamberden sonra, Kuran’ın anlaşılmasında ihtilaf olmadığı tek bir gün gösterin bana. Temel yanlışımız, Kuran lafzını hayatın merkezine koymak. Din, Allah’a-ahirete iman ve salih amelden ibarettir. Haydi bana aklı kullanmadan salih ameli, tanımlayın. Ya da hakkında icma olan bir salih amel tanımı gösterin.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 12:58
2
Sanıyorum siz Kuran ı anlamamışsınız.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 14:14
0
12:58 ben şimdiye kadar anlayana rastlamadım. Herkes bir telden çalıyor. Sen anladıysan, şu “salih amel”i, Kuran nasıl tanımlamış bi' anlatsana. Bunu beceremezsen, “Allah'ın ipi” de olur, “birr” de olur, “takva” da olur. Seç anlat birini de AYDINLANALIM. :)
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 14:15
0
Allah salih ameli tanımlamamıştır. Çünkü her devirde salih olan ameller olabileceği gibi, zamanın şartlarına bağlı olarak salih olacak ameller de vardır. Somut bir örnek vereyim: Kuran iki binli yıllarda Türkiye’de dinin ticaretini yapacak bir parti çıkacak, dini sömürünün odağı olacak, buna karşı olmak salih ameldir, demez. Onu sen aklını kullanarak bilirsin!
KARAR OKURU 09 Ekim 2019 08:19
0
Bravo. Bunu anlamak aydınlanmaya giden yola çıkmışsın demektir. Kendi aklını kullanmak budur işte. Selamlar
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 07:59
“Düşünme, ancak yüzyıllardır kutsanan aklın, düşünmenin enbüyük düşmanı olduğunu kavradığınız noktada başlar” Heidegger. Aklın ne olduğu hususunda FİKİR sahibi olmadan akıl övücülüğü bizi nereye götürür. Türkçede “o akıllıdır” denildiğinde çıkarınıda gözetir, “düşüncelidir” denildiğinde toplumsal sorumluluğada sahiptir kastedilmiş olur. Ali İmran 191 FİKR etmekten bahseder. Fikretmeyi (düşünmek) akletmek zannetmeyelim.
Okur 05 Ekim 2019 08:02
Muhafazakarlar acisindan bu kabul edilebilir bir öneri degil elbette. Aydinlanma aklini kiraya vermemeyi gerektiriyor. Muhafazakarlik ise korumayı, kollamayı, degisime karşı durmayı, durağan kalmayı gerektiriyor. Bu çelişkiyi asmak ise neredeyse imkansız. Çünkü muhafazakar öğreti ve onun geliştirdiği eğitim sistemi sorgulamayı, itiraz etmeyi, aklini kullanmayı yasaklıyor kısaca. Ülkemizde yazarın istediği turden bir degisimi zorlayacak ne akademik, ne siyasi, ne de halk kütlesi var. Matbaa 100 yıl geç geldi herhalde Osmanlıya, Kant'in aydınlanması da 250 yıl gecse de gelemiyor iste.
Ayni 05 Ekim 2019 08:02
Sen batılıların safsatası ile aydınlan bırak müslümanlarla uğraşmayı zırvalama yeter
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 07:54
Hocam, tersinden okursak modern hariciler İslam coğrafyasında aydınlanma sürecinin hızlanmasına katkıda bulunmuyorlar mı? Onlar olmasa sorunu ki, nasıl görünür kılacaktı. Modern hariciler, batıda "kilise"nin aydınlanma sürecinde oynadığı rolü ifa etmiyorlar mı? Bırakalım, düşünememe, akledememe ve özgür olamama sorununu iyice görünür kılsınlar ki aydınlanma süreci hızlansın. Biliyorum, canımız acıyor ama kendiliğinden de aydınlanma olmuyor.
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 07:45
‘Üstümde yıldızlı gök’ demişti Königsberg’li ‘içerimde ahlâk yasası’. Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa? İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek idam mangasındasın içinde yasa varsa. Girmem, girmedim mangalara Yer etmedi adalet duygusu içimde benim çünkü ben ömrümce adle boyun eğdim. İ.Ö (Yasa; müesses yapı, uzlaşı sahası, kurgusal alan, kural, statüko, konvansiyonel) Ne diyor şair “yasaya değil ömrüm boyunca Adle (Allah’a cc) boyun eğdim (kul oldum).”
Tarık Selim 05 Ekim 2019 12:33
3
Şeriat Adl'in yasası değil mi? Mümin zihnin insan aklının yasa koyma yetkinliğini inkarı ne kadar hüzün verici!
Okur 05 Ekim 2019 03:02
Kant'ın bilmeye, aklını kullanmaya cesaret tavsiyesini hatırlatan Sayın Öztürk cesurca bir çıkış gerçekleştirdi. Tarihin doğru yeri ve zamanında yapılan bir çıkış bu. Muhafazakar mahalle aslında bal gibi doğru olduğunu bildiği bu hakikate sahiplenmeli. Bu saatten sonra Sayın Öztürk'e yapılacak linçe sessiz kalmak sadece “cesaretsizlik“ değil aynı zamanda karaktersizlik olur.
Samuel Schneider 05 Ekim 2019 02:35
„Habe Mut dich deines eigenen Vernunft zu bedienen“ Kendine kendi aklın ile hizmet etme cesaretini edin ! Kant aydınlanmanın fitilini bu ifade ile ateşlemiştir.
Muhtefi. . 06 Ekim 2019 00:19
0
Kopyaci Kant.vd :))..Nefsini bilen Rabbini bilir...Hz.Yunusumuz ne güzel demiş. .. İlim, ilim bilmektir ,ilim kendini BILMEKTIR. .yine Yüce İSLAM DİNİ ..*** İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder. Ve çabasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.***..Necm. 39-40.....Allah, Allah illa başkası mi söylemesi lazım. .var işte bizde hepsi. .fazlasıyla. .:))..yeterki Gonlumuzu,Gozumuzu açalım ..Dürüst, Samimi ,Caliskan olalım. Kimseye ,Kimsenin Aklına ihtiyaç kalmaz. Anadolu Dolu Bilgeler ile. .!..
KARAR OKURUM 05 Ekim 2019 01:16
Aydınlanma toplumun her alanın en önemli ihtiyacı.Elinize sağlık hocam bu işin fikir yükünü çekenlerden biride sizsiniz.Sapere Aude!
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 00:51
güzel izah edilmiş.. AKLETMEZ MİSİNİZ? sorgulama muhasebe özeleştiri muhakeme vs yeteneklerini körelten ancak FORMATLANARAK İDEAL VATANDAŞ OLARAK TANIMLANAN yaygın hastalıklı hayat gerçeklerini çoğaltabiliriz(istisnaları tenzih ederek): siyasetçi düşünme oy ver, akademisyen düşünme ezberle/al fotokopi-ver fotokopi, ticarileşen okul/özel hastane vs düşünme ÖDE, MEDYA: düşünme göstermek istediğimizi gör/inanmanı istediğimize inan/sloganı kap, hukuk düşünme yasakoyucu insanlardan daha mı iyi bileceksinvs düşünmemesi öğretilen örnek vatandaş:NASIL OLSA BİRİLERİ BENİM İÇİN DÜŞÜNÜYOR, ESKİMESİN:)
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 00:05
Sayın Öztürk, tespitleriniz enfes. Gerçekten Kuran ın öğüdüne rağmen aklı kullanmayı dinden çıkma gibi gören bir anlayış hakim her alana. Bir de, Kuran da yazan ve tüm zamanlardaki insanlara toplumun ve bireyin rafine olmasını sağlayacak bir çok anlatı varken, bunları yaşayan insan ve toplumla ilintileyemeyen, bilgi ile bilim yapamayan akademik anlayış var. Uluslararası ortamada Kuran daha objektif değerlendiriliyor
KARAR OKURU 05 Ekim 2019 01:04
0
Sayın Öztürk, okuyunca eksik ifade ettiğimi anladım. Son bölümdeki akademik ortamı; Kuran günümüze hitap etmediği zannıyla( tarihsel olduğu zanniyla)Kuran ın kıssalarını günümüzle irtibatlandiramayan, bu nedenle batının aydınlanma sürecini, akıl ve toplumla değil de, batılı bilim adamlarının yazdıklarıyla dönüşeceğini sananlar olarak dikkate alınız lütfen.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN