Back To Top
Post-truth: Hakikati tezviratla takas etmek

Post-truth: Hakikati tezviratla takas etmek

 - Son Güncelleme: 15.06.2019 Cumartesi 10:26
- A +

1990’lı yılların ilk yarısında İslamcı entelektüeller modernizmle yatar modernizmle kalkarlardı. Nitekim modernizm eleştirisi konusunda dersine iyi çalışan Abdurrahman Aslan, Ali Bulaç, Ömer Çelik gibi bir grup İslamcı entelektüel Bilgi ve Hikmet isimli derginin 1993 yılında yayımlanan dört sayısında “İslam’ın Modern
Dünyaya Cevabı Nedir?”, “İslâm ve Protestanlık”, “İslâm ve Modern/Ulus Devlet”, “İslâm ve Modern Kimlikler” gibi konuları
tartışmışlardı. Yine aynı yıllarda Trabzon’da Gelecek Dergisi etrafında öbeklenen Ahmet Ayvacı, Eyüp Köktaş, Haydar Usta gibi başka bir grup İslamcı da gelenek ve modernlik üzerine hararetli
tartışmalar yapıyorlardı. Hatta moderniteye direnmenin pratiği babında çamaşır makinası, buzdolabı gibi teknolojik aygıtlar kullanmanın cevazı bile ciddi ciddi tartışılıyordu. Ne var ki aradan geçen zaman içerisinde modernite hepimizi kendi ilcaatına tav’an veya kerhen boyun eğdirdi. Bu sebeple, 1990’lı yıllardaki yeminli modernizm karşıtlarından hemen hiçbiri ilerleyen yıllarda gitgide ağırlaşan modernitenin ilcaatına direnme hususunda bir “mandıra
filozofu” iradesi sergileyemedi. Dahası, İslamcı entelektüeller taifesi o gün bugündür Batı dünyası, aydınlanma, kartezyen felsefe gibi klişelerle modernizme saydırmaya devam etse de modernitenin
icaplarına intibak hususunda seküler çevrelerle yarışabilecek bir kıvraklığa sahip olduklarını gösterdi.

Biz modernlik ve moderniteyi kendi merkezinden ve iç dinamiklerinden üreten bir toplum olmadığımız için, modernlik sonrasını ifade eden post-modernizm meselesini de oldukça geç kavradık. Fakat yine de modernizm evresinde köşeli ve sert biçimde
savunulan fikirlerin post-modernizm evresinde ovalleştiğini ve yuvarlak hâle geldiğini anlamayı başardık. Post-modernlikte yerellik değil, küresellik revaçtaydı. Tek bir dünya içinde çeşitlilik ve çoğulculuğu savunmak lazımdı. Artık evrensel ve nesnel gerçeklik diye bir şey yoktu. Fakat yine de iyi-kötü bir gerçeklik tasavvuru vardı; dolayısıyla post-modernlik “Ne olsa gider” mottosunda karşılık bulan bir anlayışın mutlak hükümferma olduğu bir döneme karşılık gelmiyordu.

Ama gelin görün ki bugünkü dünya öyle bir raddeye ulaştı ki “hakikat” denen şey neredeyse tamamen buharlaştı. Hâlen içinde
bulunduğumuz bu garip durum “post-truth” (hakikat sonrası) tabirinde karşılık buldu. Post-truth tabiri ilk kez 1992 yılında Sırp-Amerikan oyun yazarı Steve Tesich’in The Nation dergisinde Körfez Savaşı hakkında yaptığı bir yorumda kullanıldı ve Ralp Keyes’in 2004’te yayımlanan “The Post-Truth Era: Dishonesty and Deception in Contemporary Life” isimli kitabında kavramsallaştırıldı. Tabirin ön plana çıkması ise özellikle ABD’deki son başkanlık seçimi ve İngiltere’deki Brexit referandumu süreçlerinde yaşanan tuhaf tartışmalarla vuku buldu.

“Nesnel hakikatlerin belli bir konuda kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu”nu ifade eden posttruth tabiri ilk etapta hakikatin çarpıtılıp itibarsızlaştırılması gibi bir anlam içerir. Hakikatin özsel değerinin beş paralık edilmesinde birçok faktörden söz edilebilir; ancak bugünkü sosyolojik vasat itibariyle en etkili faktör sosyal medya mecralarında peyda olan trollük müessesesi gibi görünmektedir. Bu müessesenin kadrolu elemanları konumundaki troller özellikle siyasi manipülasyon ve hamiyet-i dîniyye süsü verilmiş linç kampanyaları gibi mülevves işlerde üstün başarı göstermekle mümeyyizlerdir. Örnek vermek gerekirse, bir grup troll “Filan İlahiyatçı profesör Kur’an’a Muhammed’in uydurmasıdır dedi” şeklinde bir paylaşımla linç kampanyası başlatabilir. Algı virüsünün toplum sathında behemehâl faaliyete geçtiği bu safhadan sonra bahis konusu İlahiyatçının gerçekten ne dediği veya böyle bir şey söyleyip söylemediği meselesi hiç mi hiç önemli değildir. Kaldı ki hakikat kimsenin umurunda da değildir. Sosyal medya vatandaşlığına göre hakikat iki satırlık tweette ne söylenirse ondan ibarettir. Bu vatandaş prototipinde en insaflı denebilecek kesimin hakikatle ilişkisi ise linç kampanyasına kurban giden ilahiyatçının Kur’an vahyi hakkında
bugüne kadar ne yazıp çizdiğini veya ne söylediğini araştırıp işin gerçeğini öğrenmek yerine, “Hoca, sen böyle bir şey dedin mi demedin mi?” gibi mesajlarla siygaya çekmekten ibarettir.

Hâsıl-ı kelam, “post-truth” demek hakikatin postunun delik deşik edilmesi, dolayısıyla hemen her türlü insânî ve ahlâkî duyarlılıkla ilişiğin kesilmesi demektir. Post-truth demek hakikati tezviratla takas edilmesi demektir. Post-truth demek insanın kendi uydurduğu yalana inanması demektir. Artık gündelik hayatta yalancılık, yalakalık, kaypaklık gibi reziletleri olağan davranışlar gibi algılar hale geldiğimiz için hakikatin değerini beş paralık etmekten de rahatsızlık duymamamız gayet tabii olsa gerektir. Hakikati aramak ve ona talip olmak insânî mevziimizi kaybetmemeyi gerektirdiğinden, çok zor ve meşakkatli bir iştir. Fakat Ahmet Murat Aytaç’ın Ayrıntı Dergi’nin “Yalan” dosyasındaki söyleşisinde çok güzel ifade ettiği üzere şunu da unutmamak gerekir ki “yalan sadece hakikatle savaşmaz; onu taklit eder, onun yerini almaya çalışır. Bu yüzden, hakikatin kendinden menkul bir enerjisi yoktur; hakikati savunmak gerekir. Aksi takdirde ‘yalan’ dediğimiz şey, bir gün ‘hakikat’in ta kendisi olacaktır.”

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Tirit 15 Haziran 2019 23:25
Kalemine diline sağlık hocam Aldırma sen, trollerin dediklerine yaptıklarına Yıllardır ifade ettiğin şeylerin adını koymaya çalışıyordum Yavaş yavaş, birilerini ifşa edip haddini bildirmeye çalışırken kendini de açık edip kavramları oturtuyorsun Eksik olma, son birkaç kritik meseledeki yaklaşımını ancak ve ancak POST-TRUTH tam karşılıyor
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 20:57
Zamaninda modernite karsisinda olanlar, bu Post-truth caginin, hakikati gizlemek veya manipule etmek konusunda en maharetli ve en istiyakli cengaverleri oldular. Oyle ki, prof. titri tasiyan ilahiyatci bir din alimi, iktidara zarar verecek hakikatletin gizlenmesinin ve gercegin soylenmemesinin caiz ve hatta neredeyse vacip olduguna dair fetva verdi. Alimi bunu yaparsa cahili ne yapar? Vay bizim halimize!
mn hc 15 Haziran 2019 19:11
kalemine sağlık hocam
Muhtefi. . 15 Haziran 2019 16:46
Post-turth..:))..(gerçek otesi) nerde yok ki.!..politikada, mitolojide, Beseri ideoloji Teorisyenlerde,hele de Yobazlarda şimdi İnternet ortaminda çağının altin devrini yaşıyor. Mesela sadece bir tane ornek. Petrol çıkarmamız yasakmış Vatan topraklarında mesela. !.:)).Anlayan anlar zaten lafın çoğu. ...... anlatılır. .
Sivâsi 15 Haziran 2019 14:52
Mandıra filozofu önemli
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 14:54
Aslında ulemanın moderniteye karşı çıkıp çıkmaması tamamen gelen yeniliğin işine gelip gelmemesi ile ilgilidir. Örneğin bir zamanlar evde tv seyretmek günah diye yasak üstüne yasak koyarlardı. Ne zaman tv nin propaganda gücünü keşfettiler, tv kanallarının sahibi oldular, birden bire tv günah olmaktan çıktı.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 14:42
Hakikat, yalan karşısında entropik bakımdan dezavantajlı: hakikat birdir fakat sınırsızca yalan üretilebilir. Bu yüzden yalan haber üreten ve yayanlara bedel ödettirmeden verilecek hakikat mücadelesi başarısız olmaya mahkumdur.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 13:57
Mustafa Öztürk Bey, hakikat ve tezvirat minvalinde İslam’da tahribat ve tahrifat yapan trollere dikkat çekmiştir. Gayet tabi bu mesele giderek büyümektedir.
KARAR OKURU 21 Temmuz 2019 10:10
0
Ne zaman kendi canı yanmaya başlamış o zaman konuya akademik yaklaşma gereği hissetmiş hocamız. Oysa bunları 15 yıl öncesinden yaşar nuri öztürk hoca dile getirdiğinde herkes kördu sağırdı dilsizdi. Ve üstüne üstlük bu yazarımız da kendisine saldırarak puanlar topluyordu. Yaşar hocanın o zaman savunduğu hakikatlere saldıranlar şimdi dört elle sarılmış durumda.
Kafkameli 15 Haziran 2019 13:14
Kanaatimce makarios heykeli haberleri post truth güzel bir örnek. Heykelin tamamına değil provakatif yorumlara uygun kısmına bakıyor ve duygularımıza göre pozisyon alıyoruz. Gerçi siyaset zaten batıl itikatlerle yürüyor bizde.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 10:20
Bütün bu yazdıklarınızın ehli sünnet düşüncesine ne faydası var.
Kemal Nakıs 15 Haziran 2019 09:38
Bilgelerin bilge sözleri 30 saniye sanal alem paylaşımlarında asılı kaldı. Hakikatlerin ışığı, ateş böceği gibi 15 saniye sanal alem gecelerinde parladı. Sonra da bir fare darbesiyle çöp tenekelerini boyladılar. İşte bu yüzden bilgisayarların çöp tenekeleri en çok hakikatler, bilge sözler ile doludur.
Aliş 15 Haziran 2019 09:30
Valla lafsalatası müslümanlığı bizi yedi bitirdi.. Atatürk gerçekten büyük bir deha imiş.. Sadece askeri değil sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, dini sahada.Pratikte olması gerekeni göstermiş.. Şu an bizde hacı, hoca, şeyh, lider taifesine bakınca dürüst, delikanlı, ilkeli, ahlaklı, cesur olmak nedir,göstetmiş.Münafıklık,mürailik yok. Önce reşit, özgür, karakter sahibi olmak gereğini göstermiş.
Aliş merhaba, süpermen aramak da zayıflığa dair. İnsanların Türkçe ve mantık bildiği bir ülkede yaşıyor olsaydık bu yorum yapılamazdı. Yapılsa da mizaha konu olurdu...
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 09:24
Hoca sen bildiğin yolda devam et, lüzumsuz insanları fazla dikkate alma, vel akibetü lil müttakiyn
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 09:04
Yalan derken mazbatali ekrem mi mi kasdettin hocam
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 10:19
2
Sen git Cinali serisi oku.
külyutmaz 15 Haziran 2019 10:40
0
Seni kastediyor be adam !
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 11:16
0
Bence, mazbata hırsızlarını, kastetmiş olabilir.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 06:47
İyi günlere kalmadık desenize sayın hocam allah sonumuzu hayreyleye..
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 04:13
Ah zatı muhteremim ahhhh...Ömrü körlere renk beğendirmekle geçti. ...Ne diyim üstadım. ...Dualarım seninle...
Europe 16 Haziran 2019 13:28
1
Romantik tarafgirlik...düşünmeden fikirle karşılık vermeden kabul etme tarzınız bilgiye dayanmıyor.
KARAR OKUR 15 Haziran 2019 02:20
Yüreğinize sağlık hocam.Hakikat güneşinden yarasa gibi kaçıp,kendi suni ışığına güneş diye inanmak isteyenler her devirde olacaktır.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 00:54
Sayin Ozturk, Tesich ve Keyes in yazilarinda post-truth ifadesini kullanmasini " kavramsallastirma" olarak kabul etmek, trollerin gercegi saptirmasi kadar zeminsizdir. Bu yaklasim, batili akademik calismalari zatinizda gordumuz gibi "dogal dogru" olarak kabule yol aciyor. Oysa ilahiyat icin "hakikat" Allah in gonderdigi kitap olmalidir.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 09:45
2
Hocanın yazısını hiç anlamamışsınız ne yazık ki.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 11:16
0
Aksine cok iyi anladim. Sayin Ozturk hakikat olan ve binlerce yil insanliga ders veren Hz. Musa kissasini bile yetersiz anlatim gorup tevzirat yaptigina gore, tespitlerim dogru.
Cevdet 15 Haziran 2019 16:46
2
Ne çok seviyorsunuz boş konuşmayı, keşke hocayla ego çarpıştırmanın derdine düşeceğinize okuduğunuzu anlamaya çalışsanız...
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 20:31
0
hayir derdim Kuran in ayetini begenmeyip, spinoza ile yeni anlam vermeye calismasinin bilimsel zannedilmesi ve hakikatin anlasilmamasidir. hocaya kisisel bir tavrim yok. hoca beni tanimazki onla yarisa gireyim kardes.
KARAR OKURU 15 Haziran 2019 00:45
Hayrettin karamanın son iki yazısıda bu yazıya güzel bir örnek olabilir hocam . Adam hakikati konuşmayın demiş resmen .
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN