Back To Top
Biz büyük milletiz depremden korkmayız

Biz büyük milletiz depremden korkmayız

 - Son Güncelleme: 25.09.2019 Çarşamba 08:34
- A +

Sabah İstanbul sallandı, endişe edelim mi etmeyelim mi?

Güzel soru.

Aslında güzel değil de soru, verilecek muhtemel cevaplar için iyi bir fırsat sunuyor.

Bugüne kadar dinlediğim deprem hikayelerinden, ilmi yorumlardan, istatistiki sunumlardan, gördüğüm yıkık evlerden, enkazlardan edindiğim tecrübe -ki bu ilmi bir birikim değil, sadece hayat tecrübesi- beni şöyle bir cevap vermeye sevk ediyor.

Eğer dün sabah İstanbul sallanıncaya kadar herhangi bir İstanbul veya Marmara depreminden endişe etmiyor idiysen, istifini bozma kardeşim. Endişe etmemeye devam et.

Çünkü yeni bir şey yok.

Evet, Silivri açıklarında bir fay hareketi oldu.

Ama bu hareketin İstanbul depreminin habercisi olması gerekmiyor.

İstanbul depreminin habercisi zaten haberi verdi.

Bütün ilim adamları, bütün jeologlar üzerinde ittifak ediyor.

Marmara fayının İzmit Körfezi’nden Tekirdağ açıklarına kadar olan kısmı yakın gelecekte kırılacak kardeşim.

Hem de fena kırılacak.

Dünkü 4,6’lık deprem olmasa da kırılacak, olsa da kırılacak.

Yani sırf bu deprem yüzünden endişeye kapılacaksan kapılma.

Belki de vurdumduymaz bir tipsin.

Alnımıza yazılıysa başımıza gelir diyorsun.

Bu, başına bir şey gelmediği sürece doğru bir felsefedir.

Başına bir şey geldikten sonra da felsefenin doğru olup olmamasının hayatta fazla bir karşılığı yoktur.

Olsa olsa, arkandan ‘rahmetli şöyleydi böyleydi’ diye konuşurlar.

Yine de biz insanlar, bazı şeylerden arada bir nedensellik bağı olmasa etkileniriz.

İstanbul sallandı, eyvah, deprem ‘geliyorum’ dedi!

Rahmetli dedemin kendi kader yaklaşımını yansıtan okkalı bir lafı vardı.

“Yanacak ev kırk gün evvelden yağlanırımış.”

Kim yağlarmış?

Ne yağıyla yağlarmış?

Nereden bileyim? Belki de melekler, belki de görünmeyen bir yağla...

Dedemin felsefesiyle devam edeceksek, İstanbul deprem için çoktan ‘yağlandı.’

17 Ağustos depreminden önce belki cahildik ama 17 Ağustos’dan sonra üzerimize yağan enformasyon, bölgemizde yaşayan yaklaşık 30 milyon insanı korkunç bir şekilde sallayacak büyük bir depremin sırada olduğunu bize öğretti.

Öğretti de ne oldu?

Hazır mıyız depreme?

Prof. Cenk Yaltırak’a göre hazır değiliz.

17 Ağustos’tan sonra inşaat mevzuatı değişmedi mi, daha sağlam binalar yapmıyor muyuz?

Yapıyoruz ama, o mevzuat, çökmeleri, yani depremin yukarıdan aşağı uygulayacağı kuvveti hesap etmekle birlikte salınımları, yani zeminin ileri-geri, sağa sola kaymalarını dikkate almamış.

(Bu arada, depremle ilgili bir önceki yazımda Cenk Hoca’nın bir ifadesini yanlış aktarmışım. Düzelteyim.

Beklenen Marmara depreminin 2,5 dakika süreceğini yazmışım.

Oysa Yaltırak, Los Angeles’te fay hattına 200 km mesafedeki bir gökdelenin alt katlarının 25 saniye, 50. Katının ise 2,5 dakika sallandığını söylemiş. Ve, “Deprem kimi yüksek binalarda 2,5 dakika sürebilir” demiş.

Cenk Hoca’ya göre ‘beklenen’ deprem 45 saniyeden fazla sürecek ve büyüklüğü en az 7,5 olacak.)

Depreme hazır olmayışımız sadece inşaat mevzuatıyla ilgili değil.

Şehirde enkazı kim kaldıracak?

Enkaz altındaki insanları kim kurtaracak?

Şu sıkışıklıkta kim, nereye koşabilecek? Hangi otomobil, hangi kamyon, hangi ambulans, hangi yoldan, hangi hastaneye gidecek?

İstanbul, depremde insanların toplanabileceği alanlardan mahrum. Tek tük alanlara da AVM’ler, gökdelenler yapılıyor.

İnsanlar nerede toplanacak?

İstanbul nasıl tahliye edilecek?

İstanbul dışından gelecek yardım, İstanbul’a nasıl girecek?

Bunların hiç birini bilen yok.

Bütün bunlar gösteriyor ki, bizler ve bizi yönetenler, henüz vaki olmamış bir depremden korkmuyoruz.

Korksak, 20 senedir bir tedbir alırdık.

Sadece, deprem bizi sallamaya başlayınca kaçacak yer arıyoruz.

Bu verilere bakarak cesur bir millet olduğumuz sonucuna varabilir miyiz?

Biz tuhaf bir milletiz, varırız.

Peki, aynı verilere bakarak akıllı olduğumuz sonucuna varabilir miyiz?

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 21:09
Yusuf bey ironi olacak ama galiba siz hem ilmen hem hayat tecrübeli olmanızdan hemde dert etmenizden bir de yazınızdan çıkardığıma göre siz dersinize çalışmış biri olarak sanırım projeleriniz var hemşehrinizle birlikte hikaye yazarken bunlarıda uygulayın ki milletimizden yalnız cesur değil donanımlı bir kahramanızın da olduğu belli olsun saygılar sunarım
Süheyl CALISKANOGLU 25 Eylül 2019 11:50
Depremden korkmayiz sadece,zorunlu deprem vergisinin devamli gelen "zam' oranlarindan korkuyoruz(!)..
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 11:35
Ben izmitt depremini değirmendere de yasadım yıkımı gördüm, yaşadım, ama asıl önemlisi depremden sonra yasanan yoklugu gördüm. Değirmendere ki 800 bin nufuslu etrafı köylerle sularla cevrili bir yer olmasına ragmen aclık ve sususzluk ilk 4 gün çok yoğun yaşandı. Şimdi istanbul da aynı deprem olursa bence insanlar birbirini yer , mecazi söylemiyorum açlıktan bildiğin oturup insan yemek durumunda kalir, abarttigimi dusunen bi daha dusunsun , benden söylemesi...
Deprem toplanma alanlarına AVM izni veren imar planı tadilatlarina imza atan sorumsuz yetkililerin tek tek isimlerini bir vatandaş olarak bilmek istiyorum
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 10:17
Allah müslümanları korur...!
karar okuru 25 Eylül 2019 09:49
deprem ciddi bir olay ama her her deprem ve her fırsatı milleti ellerinde şişmiş konutlar bulunan müteahhitlere doğru itme unsuru olarak kullanmamalıyız.bak konut faizini düşürdük aradaki farkı da bize ödetecekler.ve o müc-müteahhitler bu ortamda işlerine de devam etmeyecek sadece ellerindeki stok bitecek.
musto 25 Eylül 2019 09:48
Allahım affetsin İstanbul'a büyük kötülük ettik aklımız başımıza geldi bunu düzeltme imkanı yok yeni bir şehir kuracağız atalarımızdan miras kalan 3,5 katlı bahçeli çoluk çocuğunuzun çimlerde koşup oynayacağı yeni şehrimize fiyatları biraz tuzluda olsa can güvenliğiniz garanti.
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 09:15
Ölüm karşısındaki toplumsal duyarsızlığımız (Bu sadece deprem gibi afetler konusunda değil, nerede ise her kamu görevlisinin ölümden şehadet devşirmek de buna dahil…) en çok siyasilerin işine geliyor. Ölmeye bu kadar hazır/hayatın değerini bu kadar bilmeyen toplumu, ne de kolay güdüyorlar! Olaya halk cephesinden bakınca manzaraiumumi şöyle: Bizi yönetenler yaşanacak bir hayat mı bıraktılar; hayatın ölümden farkı ne? Her gün ölmektense …
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 09:05
Akıl bizde ne gezer. Türk'ün aklı başına ya kaçarken ya ... arken demişler. Dün bu mevzu konuşulurken bir arkadaş içlerinde Müslüman mı var bu İstanbulluların, Ekrem'i seçtiler, Allah tabii ki yıkacak diye hükmü verdi. Bu kafadan deprem bilinci mi bekliyoruz Allah aşkına. Cahil cesur olur, lafı boş değil, ne korkması çok cesuruz.
Abdullah hasan 25 Eylül 2019 09:01
Millilik diye ha bire dilimizde sürekli dolandıryoruz ya , işte bunlar toplum olarak kişlerin millilikte uyum durumu anlaşılır sanırım. Gündelik ve sadece ben olarak düşünerek nasıl millilik oloacak ? Kendimize kandırıyoruz sadece.
N.Öztürk 25 Eylül 2019 08:06
Aynen öyle. Google'dan bakabilirsiniz, " Sarıköy-İnova fay hattı" tam bizim köyün ortasından, köy kahvesinin de önündeki gölgelikten geçer. Bir çizgi halinde bina ve bahçe duvarlarında çatlağı bellidir. Kahvenin önündeki beton zemin de aynı doğrultuda çatlaktır. Arandığımızda bazen "fay hattında oturmuş çay içiyoruz " şeklinde işi gırgıra vurarız.Tabii konu ciddidir, NOT: Deprem dilinde bir yanlışlık var gibi, kafa karıştırıyor. "Fay kırılacak " deniyor, fay zaten "kırık" demek. Doğrusu, Kırık hattında levhaların sıkıştırması sonucu ani bir hareket,enerji boşalması şeklinde anlaşılmalı.
Efedamat 25 Eylül 2019 07:16
Klasık bir laf vardır.depremle yaşamayı öğrenmeliyiz Türk halkı olarak herşeyi yaşayarak öğreniyoruz.ama acı olarak. Sadece halktan toplanan deprem vergileri doğru olarak harcansaydı bir önlem alınmış olurdu. İstanbul da esenyurt girişindeki 40 katlı binalardan biri yola yıkılsa tem otoyolu kitlenir.e5 te aynı durumda yol kenarındaki 25 -30 katlı binalar. İki ana alter kapanırsa istanbul biter. Hava ulaşımı haricinde irtibat kesilir. Peki helikopter nereye inecek. Halk nerede toplanacak bütün boş araziler avm veya bina. Bineğini sağlam kazığa bağla..önce tedbir sobra tevekkül.
KARAR OKURU 25 Eylül 2019 06:13
Hem buyuk milletsiniz, hem de muslumansiniz. Deprem meprem size viz gelir tiris gider. Allah da zaten sizi korur.
ramazan gün... 25 Eylül 2019 05:15
(3)deprem bazılarına biraz banal geliyor gibi; daha dramatik, holivuddan fırlamış bişiler görmek istiyorlarmış gibi; gökten taş yağmasını tercih ederler sanki; manyak ettiler bizi, havalı olmazsa afeti bile beğenmeyiz.. geçen hayrettin abi ile konuştuk depremi, bu aralar deprem olursa vay chpnin haline, millet 'bu cenabetler geldi'ye bağlarsa.. dedim; güldük, deprem şakası olur mu? kime ne için söylüyorsun bilmem ama 'vurdumduymaz' değiliz, çaresisiz yusuf abi. bu manada ben dedenin felsefesini tercih ederim.. (allah muhafaza, desek, dedim)
Köroğlu 25 Eylül 2019 10:50
0
Aslında çaresiz değiliz. İstanbul'a bu kadar insan yüklemeyeceksin. Konstantin için zamanında mantıklı yermiş. Roma-Antakya-İskenderiye arasında, Pers'e, Got'a yakın. Şimdi bizim için mantıklı değil. Deprem riski çok yüksek. Suyu yok. Arazisi dar. Pazara uzak. Hammaddeye uzak. Ne b'ilim, Kayseri'yi, Antep'i, Osmaniye'yi falan da göreceksin.
ramazan gün... 25 Eylül 2019 05:00
(2)depremle şaka olmaz, ama deprem şakası olur (mu).. 'deprem şakası yapma bana ramazan, en hoşlaşmadığım şey!' ya ne bileyim 'yusuf abi' böyle bakıyom sana arada, komik bir adam gibi geliyorsun bana, vidyonu izledim mesela geçen, her an bir komiklik bir şaka patlatacakmışsın gibi.. kızmıyon bize dimi yusuf abi?. ne tuhaf, geçen sana şöyle bişiler yazacaktım: kalk yusuf abi kalk, deprem oldu/saatin sarkacı asılı kalmış bir istikamette/ezan sesleri ...../iki rekat.../kalk yusuf abi kalk devrim oldu!. (yazsaydın, şimdiyalan oldu)
ramazan gün... 25 Eylül 2019 04:39
(1)her konuda 'kutuplaşabilen, mutabakata varamayan bizler için deprem gerçek bir uzlaşma demektir; 25 saniye mi 2,5 dakika mı, 7,5 mi 8,25 mi; bunlardan bile çatışma üretebiliriz. ama tabitatın bize verdiği bu rakamlar karşısında -üçün beşin hesabını yapmadan- bizi birleştiren mükemmel sayı 3,5 (üçbuçuk)tur; fibonaçidir, ölerdir, pidir; onlar kadar evrenseldir. küsurlu da değildir, devretmez basamakları, nettir; üçbuçuk.. atılır ama tutulmaz, bırak karmaşık hesapları okuma yazma bilmesen bile bilirsin onu...
Köroğlu 25 Eylül 2019 10:44
0
Güldüm valla. Bu iyiydi.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN