Bu seçimin en etkili malzemesi

Seçim zamanları gafleti kaldırmaz. Son saniyeye kadar uyanık olacaksın.

Rakibinin açıklarını kollayacaksın. Kendin de açık vermeyeceksin.

‘Gelibolu’ filminden bir sahne hatırlıyorum.

Bir asker, boş konserve kutusunu bir çomağa takıp karşı taraftaki düşman siperlerinden görülebilecek seviyeye kadar kaldırıyor.

Karşıdan bir yaylım ateşi.

Birkaç saniye içinde konserve kutusu delik deşik.

Siyasette de böyle oluyor. Açık verdiğiniz zaman, ya da bir yeri açık unuttuğunuz zaman karşı tarafın yaylım ateşine maruz kalıyorsunuz.

Konserve kutunuz delik deşik oluyor.

Seçim zamanında, sadece o gün verdiğiniz açıklar değildir sizi zor durumda bırakacak...

Eski defterler de açılır.

Çünkü seçimdir, her şey mubahtır!

Mesela Adalet Partililer ve selametçiler Alparslan Türkeş’in 27 Mayıs ihtilalindeki radyo anonsunu zaman zaman kullanmışlardır.

Selametçiler, her seçimde, Süleyman Demirel’in Mason olduğuna dair haberler yayınlamışlardır.

Erbakan’a karşı kullanılan malzemelerden biri, kıldığı ve hiç ihmal etmediği namazdı.

Bunu anlatanlar çoğu zaman kendisi şahit olmuş gibi anlatırdı. Ya da bir arkadaşının ağzından naklederdi.

“Samsun’dan Çorum’a kadar Erbakan’ın otobüsündeydim. Havza’da durduk, Kavak’ta durduk, Merzifon’da durduk, Çorum’da durduk. Erbakan her gittiğimiz yerde namaz kıldı. Bu kadar namaz mı olur? Hadi öğleyi ikindiyi anladık. Ötekiler ne namazı kardeşim?”

Bir de, Hürriyet’te bir haber çıkmıştı.

Adamın birisi, Erbakan’ın attığı temellerden birini sökmüş, temelin betonuyla poz vermiş.

Beylik seçim malzemelerinden biri de, Alparslan Türkeş’in kendi partililerini Devlet Bahçeli hakkında uyaran mektubuydu.

Bu, tabii ki Türkeş’in vefatından sonra, Bahçeli’nin MHP liderliği döneminde revaçtaydı.

***

Seçimde her zaman ‘konserve’ malzemeler kullanılmıyor.

Taze, ne derler ‘simultane’ malzemeler de çok iş görüyor.

AK Parti milletvekili Kemal Gürpınar’ın Şanlıurfa’da “Yarın mahşerde Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı size hesap sormayacak” demesi böyle bir malzemeydi.

Bir ‘din istismarı’ cümlesi.

Derinine inersen şuuraltına dair çok şey söylersin ama, biz inmeyelim, hüsnü zan edelim.

CHP ve siyasetin ‘muhalif’ tarafında duranlar tepe tepe kullandı.

AK Parti tarafı üzerinde durdu mu?

Durmadı. Durup da karşı tarafın ekmeğine yağ mı süreceksin?

Bence birileri çıkıp, “Bu söylem bize yakışmıyor” diyebilse AK Parti’ye faydası olurdu.

Feministlerin 8 Mart’ta Taksim de yaptıkları gösteri de seçim için etkili bir malzeme üretti.

Gösteri sırasında yatsı ezanı okunmuştu.

Yatsı ezanıyla feministlerin ıslıkları eşzamanlı olarak kameralara yansıdı.

Bir tarafta ezan okunuyor, aşağıdaki kalabalık da ıslık çalıyor.

Eh, CHP’nin mazisinde de ezanla ilgili sorunlar var. Bilhassa Türkçe ezanla ilgili.

Demirel, senelerce CHP’nin bu konudaki ‘sabıka’sından yararlanarak siyaset yaptı.

“Bayrak inmez, ezan susmaz.”

Arada ‘Ezanın Türkçe olması lazım’ diyen CHP’liler de çıkınca CHP, geleneksel sağın ve mütedeyyin kitlenin ‘olağan şüpheli’si haline geliyor.

Kıyamet koptu sosyal medyada.

Ezan paylaşımları, ezana sahip çıkma paylaşımları ayyuka çıktı.

Bu görüntünün insanları etkilemesi doğaldır. Etkiledi.

***

‘Ezan protestosu’ Cumhur İttifakı seçmenini motive edecek önemli bir ‘malzeme’ olarak rağbet gördü.

Seçimin şu ana kadarki en etkili malzemesi diyebilirim.

Feministler, ezanı değil polisi protesto ediyorduk dediler ama ok yaydan çıktı bir kere.

Bu hengamenin ortasında iki ‘edibe’ kadının çıkışı dikkat çekiciydi.

Üslupları da bir ‘seviye’yi yansıtıyordu.

Biri Fatma Barbarosoğlu. Nazikçe, şöyle diyordu:

“Kadınlar günü yürüyüşünü lütfen ezanı protesto ettiler diye etiketlemeyelim. Ezan okunurken protestoya devam etmek ile ezanı protesto etmek aynı şey değil. Bu vatanda hep beraber saygı mesafesini koruyarak yaşamayı başarmak zorundayız. Olaylara rikkat ile dikkat ile yaklaşalım.”

Cihan Aktaş’ın cümlelerinde de benzer hassasiyet.

“Bilgi toplumu değil hurafeler çağı adeta. Kadın örgütleri ezana karşı bir kasıtları olmadığını söyledikleri halde bu açıklamayı duymazdan gelerek suçlamayı sürdürmenin anlamı nedir? Ezan bu ülkede provokatörlerin eline düşürülmeyecek kadar hassas bir ortak değer.”

Ama, şu hercümercin içinde kaç kişi duyar bu cümleleri?

Ben duydum ve altını çizme ihtiyacı hissettim.

Şimdi ben böyle demekle CHP’yi mi desteklemiş oldum?

Hayır, böyle bir şey yok.

Sadece, hepimize lazım olan bir hassasiyetin altını çizmiş oldum.

YORUMLAR (44)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
44 Yorum