Gelecek’te durum

Bilim kurgu gibi oldu değil mi?

Değil bilim kurgu. Şimdi, anlatınca anlaşılır.

Erken varmışım Gelecek Partisi’nin genel merkezine. Caddenin biraz aşağısında bir kahvehane buldum, oturdum.

İki üç dakika arayla Yeni Çağ’dan Orhan Uğuroğlu ve Sözcü’den Saygı Öztürk de oraya geldiler. Üç ayrı masaya birer kişi oturduk. Malum, sosyal mesafe. Beş on dakika orada vakit geçirdik.

Benim yolum partilerin genel merkezlerine fazla düşmez. Gelecek Partisi’nin genel merkezini de ilk defa göreceğim.

Gördüm.

İyi bir çalışma ortamı oluşturmuşlar.

Genel Başkan Davutoğlu Ankara temsilcileriyle sohbet edecek.

Ankara temsilcileri toplantıya yeterince ilgi gösterir mi?

Malum, şimdiki medya düzenimizde Davutoğlu’nu görmemek, yazıp çizmemek daha güvenli.

İlgi göstermişler. Gelmeyenler var ama, temsilcilerin büyük ekseriyeti salonda.

Sosyal mesafe durumu, eh, fena değil. Toplantı kahvaltılı. Ancak ben gelirken kahvaltı etmiştim. Bu yüzden toplantının sonuna kadar maskeyi çıkarmadım.

Sadece su içerken. Bir de Davutoğlu’na soru sorarken.

Evvela Gelecek Partisi’nin kuruluş sebebiyle ilgili izahlarda bulundu Davutoğlu.

“Gelecek Partisi’nin şu anda savunduğu ne varsa açıkça sayın Cumhurbaşkanı’na bildirilmiştir.”

Cumhurbaşkanı’yla hukukunu daima koruduğunu, ancak, aynı karşılığı görmediğini, üniversitelerde kendisinin ve eşi Sare Hanım’ın konferanslarının iptal edildiğini, ayrıca yoğun trol saldırılarına maruz bırakıldığını, sonunda da ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini anlattı.

Eleştirileri ekonomide ve dış politikada yoğunlaştı.

Kendi başbakanlığı döneminde 500 dolar olan asgari ücretin bugün 300 dolar civarına düşmesi, asgari ücretin neredeyse ortalama ücret haline gelmesi...

Türkiye’deki ‘gerçek işsizlik’in yüzde 30 civarında olması...

Hububata yüzde 16 zam verilirken gübre fiyatlarının yüzde 86 artması...

Bankacılık sisteminin ‘siyasi otoritenin yeşil ışık yaktığı şirketlere destek sağlamakla meşgul olması...’ dikkat çektiği konulardan bir kaçı.

Salgın sırasında verilen kredilerin vadesi geldiğinde bankacılık sisteminin krize gireceğini söyledi. Kredi yerine hibeyi önerdi.

Dış politika eleştirileri daha çok Doğu Akdeniz’e dair.

ABD’yle Yunanistan’ın, iki Nato ülkesinin Batı Trakya’da tankların yönünü Edirne’ye çevirerek yaptıkları tatbikata diplomasinin yeterli cevabı vermediği görüşünde.

En azından, “Bu tatbikatın düşman tarafı kim?” diye Nato nezdinde sorulmalıydı diyor.

Mısır’daki darbeye o da karşı. Ama darbeye karşı olmak ilişkilerin yürümesine mani değil.

Mısır’ın Yunanistan yerine Türkiye’yle yapacağı bir münhasır ekonomik bölge anlaşmasının Mısır açısından da daha karlı olduğu anlatılabilir.

ABD, Rusya ve Fransa’nın her konuda ihtilaf etmelerine rağmen Akdeniz’de bize karşı birleşmelerini diplomatik noksanlıklara bağlıyor.

Peki, Türkiye’de bir seçim olursa, Gelecek Partisi ittifaklar karşısında nasıl bir politika izler?

Henüz ‘temel atma’ döneminde olduklarını, ittifakları konuşmak için erken olduğunu söylüyor.

“Gelecek Partisi’ni tek başına iktidar olmak için kurduk, ama yeri geldiğinde ittifaklar da konuşulabilir” diyor.

Esas olarak, ittifakları, koalisyonlardan daha sakıncalı görüyor.

“Koalisyonda anlaştığınız konularda protokol yaparsınız. Koalisyonun hangi gerekçeyle bozulacağını bilirsiniz. İttifakta ortağınıza mecbur olursunuz.”

İttifak’ın, AK Parti’nin ve MHP’nin doğasını bozduğunu düşünüyor.

Parti çalışmaları ne durumda?

“70 ilde örgütlenme tamamlandı. 31 ilde kongre yapıldı. Örgütlenme 81 ile yayılacak. Ekim sonu veya Kasım başında büyük kongreyi yapacağız.”

Ali Babacan’la çıkış noktalarınız birbirine benzer. Siyasi görüşleriniz de uzak değil. Buna rağmen bir Gelecek bir de Deva partisi kurdunuz. Böyle yapmanız iyi mi oldu, kötü mü?

Babacan’la benzer görüşlere sahip olduklarını teyit ediyor. Başlangıçta, tek parti olarak çıkmak için gayret ettiğini söylüyor. Sonucu ‘olanda hayır vardır’a bağlıyor.

“Geçmişe takılıp niye yapmadık diye ağıt yakamayız. Keşkelerle tarih şekillenmez.”

Gördüklerim, duyduklarım, özetle bu kadar.

Son olarak, üniversitedeki yıllarından beri tanıdığım Davutoğlu Hoca’nın konsantrasyonunda, heyecanında ve enerjisinde her hangi bir eksilme, bir gerileme olmadığını söyleyebilirim.

YORUMLAR (14)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
14 Yorum