Back To Top
Gümüş eğrelti otunun güzelliği

Gümüş eğrelti otunun güzelliği

 - Son Güncelleme: 22.03.2019 Cuma 15:30
- A +

19-03/21/ekran-resmi-2019-03-21-232613.png

 

Kötülüğe maruz kalmak da, kötülüğe tanık olmak da kahredicidir. Çaresizsiniz. Sözle yapılacak bir şey yoktur. Sövseniz, lanetler okusanız, neye yarayacak? Mukabeleye gücünüz yoktur. Tarife gücünüz yoktur. Kilitlenirsiniz.

Yeni Zelanda’daki saldırı böyle bir şeydi.

İnsanlıktan nasibi olan herkes, kahroldu.

Böyle saldırılar gördük biz. Daeş’in yaptığı, PKK’nın yaptığı.

Hepsi aynı şey.

Şeytan kötüleri aynı mektepte eğitiyor. Dinleri fark etmiyor, milletleri fark etmiyor. Kötü, hep aynı ‘mesleki’ formasyonu alıyor.

Hepsi birbiriyle akraba. Müslüman da olsalar, Mecusi de olsalar, Hristiyan, Yahudi de olsalar, hepsi tek millet.

Ya da şu anda kafam çok bozuk, benim gözüme öyle görünüyor.

Ayrıca biyolojik ya da antropolojik bir şey değil benim söylediğim, bu yüzden, felsefe yapmaya lüzum yok.

‘Şeytan’a da takılıp kalmayalım. Kötülüğün beslendiği kaynakla ilgili bir adlandırma. Kötülüğün menşei. Annesi. Mel’un bir şey yani.

İyiliğin de insanların hüviyetlerindeki dinlerden, ırklardan, meşrepten, mezhepten bağımsız olduğunu düşünmeye meyyalim.

Mesela, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in Müslümanları taziye sırasında gösterdiği incelik.

Onlara sarılışı, onlarla ağlaması.

Onların arasında başını örtüşü.

Ezana saygısı...

Bunlar, iyi şeyler.

Ve Yeni Zelanda’daki insanların camileri kucaklayışı. Müslümanlarla saf tutuşu...

Yeni öğrendim. Yeni Zelandalı kadınlar Müslümanlarla dayanışma için başörtüsü takmışlar.

Yeni Zelanda’nın bize öğreteceği çok şey var demek ki? Eğer öğrenesimiz varsa. Müsait miyiz öğrenmeye?

Doğru, neye yarar, neyi geri getirir ki bu davranışlar? Hangi ölüyü diriltir?

İçimizdeki insanı diriltir.

İçimizdeki yarayı onarır.

Eğrelti otunu bilirdim. Fakat ‘gümüş eğrelti otu’nu bilmezdim.

Resimlerine baktım, görmüşüm daha önce. Fakat işte eğreltiye benzer bir ot... Nerden bileyim adını?

Avustralyalı çizer Pat Campbell’in inceliği sayesinde öğrenmiş oldum.

Yeni Zelanda’nın sembolüymüş gümüş eğrelti otu.

Allahı’m nasıl bir zarafet!

Pat Campbell, iki camide şehid edilen Müslümanları bir eğrelti dalındaki ince yapraklar olarak resmetmiş.

Ellerini duaya açmış veya tekbirle kıbleyi selamlayan veya oturur halde ibadet eden kadın, erkek, çocuk, 50 Müslüman.

Bir yakınlık hissettim, Campbell’e bu çizgiyi çizdiren duygulara.

Bunlar iyiliklerdir.

Bunlar, acıyı paylaşmaktır.

Üzüldüğünü hissettirmektir.

Sanatın diliyle gösterilmiş zarafettir. Saygıdır.

Kötülükler nasıl ‘özdeş’se, kirli, karanlık bir kaynaktan doğup bize musallat oluyorsa...

Bu iyilikler de öyledir diye. Kimden gelirse gelsin, güzel bir ‘öz’den doğuyordur. Rahmani bir ‘öz’den.

Dünya kötülükle, şiddetle kavrulurken, şu gürültüde, şu hır gürün içinde bu güzel davranışlar ruhunuza biraz olsun sekinet veriyor mu?

Kendinizi böyle iyiliklerle akraba hissediyor musunuz?

Ben hissediyorum.

***

Geçen yazımda, bazı siyasilerin seçimin sert, haşin havasını yumuşatan üsluplarından bahsediyordum.

Yeri geldi, Kanal D’de Binali Yıldırım’ın anlattığı fıkraya da değindim. Sonuçta o da seçimi yumuşatan şeylerden biriydi.

Meğer, ben montajlanmış bir video seyretmişim.

Binali Bey, ‘ettehiyyatü’ fıkrasını yerinde, zamanında anlatmış.

Medya Grup Başkanı Mehmet Soysal da, fıkraya uygun reaksiyonu göstermiş.

Yazının herhangi bir kimseyi üzmek, rencide etmek gibi bir maksadı yoktu. Yazıyı okuyanlar bunu eminim hissetmişlerdir.

Fakat, sosyal medyadaki ‘şeytanlık’lara bir bakıma kurban gitmişim.

İstemeyerek bir üzüntüye sebep oldum, üzüldüm.

Mehmet Soysal’la sözlü olarak helalleştik. Ama yazıyla yapılmış bir hatayı yazıyla düzeltmek lazım düşüncesiyle bu notu ekledim.

Böyle videolar yapılıyor. Siyasetçilerle, siyasetçi olmayanlarla ilgili.

Düpedüz kötülük bu, yukarıda andığım sefil kaynaktan besleniyor.

Hangi taraf yaparsa yapsın... Kime karşı yaparsa yapsın...

Yapanların, bunları besleyenlerin, teşvik edenlerin... Bunlardan beslenenlerin...

Ne diyeyim şimdi?

Allah müstahaklarını versin.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:23
(7)501 kotu ile sana çay ikram eden (eski hevesler düşse de, kıyafetleri eskimeden atacak kadar zengin değildim) ise.. o da senin gibi ‘şeriatçı bir dünyada’ nasıl davranacağını tam olarak bilemeyecek kadar yeni idi; tek derdi öğrenmekti; o bendim!.. ‘afiyet olsun’!.. (..) yusuf abinin anlattıkları ile 'alakasız' mı olmuş, olmamış mı?.
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:21
(6)Zannediyorum o pompalı çocuk şimdi yurtdışında; bana kuran okumayı öğretti. Sabahtan akşama tek işi ‘derslerini’ bitirmek günlük zikirlerini tamamlamak olan.. o eski akıncı şimdi hasta, evden pek çıkmıyor.. ropörtajı veren arada telefonla görüşürüz; en son mirzabeyoğlunun cenazesinde karşılaştık..
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:17
(5)İkincisi her ne olursa olsun içinde bir yerlerde iyi adam bulunduğunu ifşa eden tek gerçekliği olarak ses tonu; çay için bana teşekkür ediyor.. sonra.. o saatte tv karşısındayım.. şak şak (veya şlak şlak) pompalı dehşet saçıyor. Aczimendiler ‘uluyor’, kalabalıklar akıyor.. seyircinin zihninde oluşan aradaki boşlukları omen dolduruyor.. ‘kendimize’ bakıyorum; BEN BİLE DEHŞETE KAPILIYORUM!.. adam bu işi biliyor diyorum.. bide bu bize ekstra voltaj olarak geri döner diye..
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:20
(4)(4)Röportaj tamamlanıyor. Tel maşa çay makinası ile demlediğim her biri birbirinden farklı -toplama- çay bardakları ile ikram ettiğim çaylar eşliğinde mini bir sohbet ediliyor. Nokta dergisinde mi çalışmış ‘haberci’; ‘kumandan’ı ordan tanıyormuş röportajdan. (kumandan dediğini hatırlıyorum. Dedi mi, demedi mi?) filanca gün falanca saatte filan kanalda yayınlanacak diyor ve gidiyor.. baştan beri dikkatime asılmış iki şey var: biri ‘şeriatçı bir dünyada’ nasıl davranacağına dair dikkat çabasının sarsaklaştırdığı hareketleri..
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:19
(3)Tesadüfen içeri giren, fatihte bir cemaatten sarıklı sakallı cüppeli şalvarlı bir ziyaretçi. Gözleri parlıyor habercinin ve -birazcıktan- elinde taşıdığı şeyin pompalı tüfek olduğunu öğrendiği anda bütün ilgisi ziyaretçiye kesifleşiyor.. konuşuyor, tüfeğe bakabilir miyiz, nasıl olduğunu gösterebilir misiniz. Şak şak (veya şlak şlak) ‘sizi kayda almamızda mahsur var mı?’ yok. (tüfek ruhsatlı) biri daha geliyor; o kadar eskilerden ki, o gün yolu düşmüş ve on yıllar sonra ilk defa uğramış; eski akıncılardan!..
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:19
(2)Kıztaşında bir iş hanı katında toplasan 10 metrekare 2 masa birkaç tabure ve raflarda kitaplardan ibaret bir dergi bürosuna kamera ekibiyle röportaja gelen ‘haberci’.. etrafa göz atıyor. Nereden hangi görüntüyü alacağını, bu kıç kadar kıytırık ve gariban ofisten en iyi ‘malzemeyi’ nasıl çıkaracağını düşünüyor belli ki.. ‘kadraja giren aslen filtre kahve için olup çay demlenen şu tel maşa makinayı çıkarırsak, röportajı bu masadan alabiliriz’; bunu düşünüyor..
ramazan gün... 22 Mart 2019 20:15
(1)Görüntüler aynıyle aklımda değil. Olduğu kadar.. şak, şak şak (belki şlak şlak) maverik marka bir pompalı tüfek doldur boşalt yapıyor. Fırlayan fişekler.. Cuma gösterileri ve türban gösterilerinden görüntüler.. tekrar dönüyor; pompalı ‘çalışıyor’.. aczimendiler, zikir halkası, uzun saçları savrulan adamların kolkola girmiş tempolu sesleri, pompalı ile dönüşümlü veriliyor.. şimdi hatırlayamadığım ‘omen’ kılıklı bir ‘sinyal müziği ile birleşince..‘şeriat ha geldi, ha gelecek’!.
Yelkovan otu 22 Mart 2019 16:19
2- kadin sorar adama, neden guldun? Adam, hic, oylesine'. Kadin usteler, israr ve en sonunda adam itiraf eder. "Eski kocani ben oldurmustum. Kimsecikler yoktu, kocan, bu senin yanina kalmaz' dedi. Bende kim bilecekki" dedim. Kocan, Yelkovan otlari haber verir' demisti. Simdi, ruzgarda sallanan yelkovan otunu gorunce kocan aklima geldi, onun icin guldum' der. Kadin, vay katil kocami olduren sendin demek' der ve adami terkeder.
Yelkovan otu 22 Mart 2019 08:55
Bir ayet hatirliyorum. Mealen, "bir birinize dusman olarak inin yeryuzune .." Avustralya, Yeni Zelanda halki kaprisi, onyargisi en az olan belkide dunyadaki tek halktir. Ozellikle de Turklere karsi dostane, ictendirler. Egrelti mi, Yelkovan mi hatirlamiyorum, Anadoluda da vardir bir acikli ot hikayesi: Katilin öldürmekte oldugu adam, 'bu senin yanina kalmaz' der. Katil, hic 1goren yok, kim bilecek ki? Adam yelkovan otlari haber verir" der. Katil oldurdugu adamin karisiyla evlenir. 1gun tarlada calisirken, adamin gozune ruzgarda sallanan yelkovan otu ilisir va adan guler, kadin katili terk
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN