Back To Top
Hidayet romanlarının annesi

Hidayet romanlarının annesi

 - Son Güncelleme: 30.08.2019 Cuma 09:15
- A +

Bir hakikati, ya da hakikat olduğunu düşündüğün şeyi bir anda fark edersin. Sen farkında değilsen bile ruhun arıyordur onu. Bulursun.

İç dünyandaki bütün öteki gerçeklikler yıkılır.

Ya da yıkılmaz, yeniden kurulur.

“İşte bu” dersin, “Ben bunu arıyordum.”

‘Aydınlanma’ lafı çok kullanılmaya başlandı böyle durumlar için.

Biz ‘hidayet’ desek daha iyi.

En güzel, en öğretici ‘hidayet’ öyküsü İbrahim Peygamber’inki olmalı. Adım adım, aşama aşama.

Yanlışları, eksikleri eleye eleye.

Bütün dinlerde, bütün ideolojilerde bulursunuz hidayet öykülerini.

Tabii benim ‘hidayet’ dediğime başkası ‘sapma’ diyebilir.

Herkes kendi ‘hidayet’ini sever.

Muhammed Ali’yi çok severdik mesela.

(Dövmeseydi, dayak yeseydi o kadar sever miydik? Şüpheliyim. O halde, biz hidayeti mi seviyoruz, attığımız dayağı mı? Üzerinde düşünmek lazım.)

Fakat, aynı yıllarda hidayete eren Malcolm X’i neden çok geç tanıdık?

O devirdeki ‘İslamcılık’ın sağcılığı mı, Amerikancılığı mı sakladı onu bizden?

Bunu da düşünmek lazım.

Yine de çarpıcıdır hidayet öyküleri. Ya da bize öyle gelir.

Bizim hakikatimizi öğrendiğinde başkalarının sarsıldığını hissetmek güzeldir.

Bu hissi, dimağımız daha temizken, kalbimiz henüz lekelenmemişken daha yoğun, daha kuvvetli yaşarız.

Sonra yavaş yavaş sakinleşiriz.

Şule Yüksel Şenler’in vefat haberini işittiğimde, ‘Kimdir Şule Yüksel’ sorusunun cevabını bulmaya çalıştığımda, en çok ‘hidayet’ mefhumu dolaştı zihnimde.

Benim akranlarım Şule Hanım’ı çok iyi tanır.

Biz Üsküdar’da oturuyorduk. Bugün gazetesi okuyorduk.

Şule Hanım İstanbul’un çeşitli yerlerinde konferanslar veriyordu. Rahmetli annemin birkaç kez bu konferanslara gittiğini hatırlıyorum.

Gidiyordu ama, galiba anneme fazla hitap etmiyordu konferanslar.

Biz üç kardeştik o yıllarda. Üç çocuklu yoksul bir ailenin annesine nasıl hitap etsin, değişik, o zaman için yeni, özgün baş örtme tarzıyla ve kafasında modern sorunlarla Şule Hanım?

Bu bir süreç. Annemin ayağı kesildi konferanslardan ama, evinin içinden, dört duvar arasından sokağa, okullara, iş yerlerine, bürolara doğru çıkmaya hazırlanan bir kadınlar kuşağı vardı.

Onlar için yeni ve iyi bir başlangıç sayılır.

Bir müddet sonra Huzur Sokağı çıktı piyasaya.

Olağanüstü bir hikaye.

Romanın kahramanı Bilal makine mühendisiydi yanlış hatırlamıyorsam.

Feyza da aklı bir karış havada sosyete kızı.

Bizim oğlumuz, sosyete kızı Feyza’yı yakışıklılığıyla, kalitesiyle, fikirleriyle imana getirdi.

Tabii ki böyle bir öykü, hiçbir yerde talihi yaver gitmeyen mütedeyyin fukaranın hoşuna gider.

‘Evet işte biz böyleyiz’ dersiniz filmi seyrederken.

Gerçekte böyle değilsek bile... Çünkü aramızda makine mühendisi o kadar az ki... Fırsat olunca böyle oluruz. Çünkü biz daha iyiyiz, daha doğruyuz, daha güzeliz.

Ayrıca da zararsızız.

Bu öykü, kitapla yeni yeni tanışan yeni nesle moral vermiş olabilir.

O yeni nesil, biz oluyoruz. Biz ve bizden beş on yaş büyükler.

Sonra Feyza, Türkan Şoray; Bilal, İzzet Günay oldu.

Huzur Sokağı, hidayet romanlarının anasıdır.

Birleşen Yollar da hidayet filmlerinin anası...

Oğlum Osman’lar, Kızım Ayşe’ler hep sonradan geldi.

Şule Hanım’ın bizim ilk ‘artist’lerimizden Abdullah Kars’la evlenmesi de her halde ilk ‘magazin’imizdir. (Sonra başka evlilikler de yaptı.)

Hayatımızda bir yeri vardı Şule Yüksel Şenler’in.

Sonra, kendisi çekildi, münzevi sayılacak bir hayat sürdü.

Kendisi çekilince, hayatımızdaki yeri eksilmedi.

Sanki o bir çığır açtı ve kendisiyle çok karşılaşmasak bile açtığı çığır devam etti.

Beğensinler, beğenmesinler, aynı istikamette veya aksi istikamette olsunlar, bugün sokağa çıkan, okula giden, konuşan, yazan çizen, kendince bir meselesi olan şimdilerde adına muhafazakar denilen kadınların yakın tarihimizdeki öncüsü Şule Hanım’dır.

Tabii ki kadınlar üzerinden erkeklerin de şekillenmesinde rolü olmuştur.

Ondan hoşlanmayanlar dahil, bir kuşağın annesi sayılır.

Allah ona rahmet etsin.

Ahiretini güzel yapsın.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi. . 30 Ağustos 2019 20:33
Alah Rahmet etsin Hanimefendiye..Hidayet kelimesi oturmamış Sanki.Gafletten uyanmaya diyebiliriz.Tesettür ISLMIN Emri. Kronolojik Islam Tarihinde TESETTÜR EMRİ Hicri 5 yıllarında Emredilmis. Ondan Evvel Mesela Namaz Mekke Döneminin Son Yıllarında, Oruç Hicri Donemin 2.yılında.Fakat Iman=(Ahlak,Adaleti, Güç ve Kudretin Hak'ta Olduguna Tevhidi,Toplumun Zayıf Tabakasına Merhamet, Cömertliği ) Biatta Hemen Istemisler.Eğer İslam Şuuru ve Ahlak,İlim,Hikmet ile Çalışmak, Üretmek olsaydı Yaşanmazdı o Günler. !.Tehlike hep vardir.!.
KARAR OKURUMürsel 30 Ağustos 2019 17:13
Bilal karanlığa tutulan bir nurdu bir umut bir cesaretti.Sonra ülkeyi Bilaller kapladı.Güçlendi kazandı iktidar oldu.Sonra Minyeli Abdullah katıldı aramıza.Bugün Bilal ve Minyeli iktidarda ve perişan.Bir rüya gerçekleşti ve söndü gibi..İnanılır gibi değil.Ne başı ne de sonu..
KARAR OKURU 30 Ağustos 2019 13:35
Kadının koyu karanlık taassup içinde kalma nedenini sorgulama cesaretiniz varmı.Garip annelerin akranı dünya kadınlarının neresinde olduğu...Nakilci yobaz ebevynlerin din diye yutturduğu salkımları sorgulamanız dileği ile.
kararsız okur 30 Ağustos 2019 12:26
Keşke yazınızda ABD nin 1966 yılından itibaren uygulamaya koyduğu ''Yeşil Kuşak '' projesinden de bahsetseydiniz. Bu hanımın ortaya çıkış tarihi, Yazılarını M.Şevket Eygi'nin dergi ve gazetesinde yayınlaması ve projenin başlangıç tarihi uyuşuyor. Yani zamanlama manidar.
KARAR OKURU 31 Ağustos 2019 12:10
0
Şu zamanlama manidar cümlesi ne güzel ya. Herhangi bir olayla hemen ilişkilendirme yapılabiliyor.
“Şenler'in modern-seküler aile altyapısından çıkıp Müslümanlığın hidayetine erdiği 1960'lı yılların çok uzağında bugün Müslümanlar, postmodern kapitalizmin hidayetine ermiş durumdalar... Böyle bir dünyada Şule Yüksel Şenler'den geriye kalan "Şulebaş" modeli, yolculuğuna endüstriyel bir ihtişamla devam ederken Huzur Sokağı artık sadece bir "zevait"ten ibaret... İslamcılık-ötesi ve kapitalist AKP dinbazlığıyla ayırt edilen şu zaman kesitinde tablo bu: "Şulebaş" almış başını gitmiş, Huzur Sokağı ise tabelasını "Sefa Sokağı" olarak değiştirmiş durumda.”
“Şenler'in modern-seküler aile altyapısından çıkıp Müslümanlığın hidayetine erdiği 1960'lı yılların çok uzağında bugün Müslümanlar, postmodern kapitalizmin hidayetine ermiş durumdalar... Böyle bir dünyada Şule Yüksel Şenler'den geriye kalan "Şulebaş" modeli, yolculuğuna endüstriyel bir ihtişamla devam ederken Huzur Sokağı artık sadece bir "zevait"ten ibaret... İslamcılık-ötesi ve kapitalist AKP dinbazlığıyla ayırt edilen şu zaman kesitinde tablo bu: "Şulebaş" almış başını gitmiş, Huzur Sokağı ise tabelasını "Sefa Sokağı" olarak değiştirmiş durumda.”
cevdet kaqbakcı 30 Ağustos 2019 09:36
Şule Yüksel Şenler büyüğümüze ALLAH rahmet eylesin. İslam davasına büyük hizmetler yaptı.Garip yaşadı, garip öldü. Allah garipleri sever. K.Maraş tan gelmiştim.Cenaze namazına katıldım.Kalabalık vardı ama yüz binler gelmeliydi. Tabii şimdilerde menfaatlerinin peşinde koşan zamane müsülmanları yoktu. TAYYİP BEY E YANINDAKİ TUFEYLİLERDEN dolayı çok kızsamda rahmetliye ahdevefasını görünce iyiki varsın Reis dedim, marmara raydan geçince .,Allah işini rast getirsin dedim.ŞULE HANIMIN HERKESTE BÜYÜK HAKLARI VAR. nasıl öder, Allah gani, gani rahmet eylesin
KARAR OKURU 30 Ağustos 2019 11:10
1
Evet, Maraş'tan geldiğiniz belli oluyor.
Hasan Arslan 30 Ağustos 2019 09:17
Sizi çok beğenerek okuyan takip eden bir okurunuzum. Bu günkü yazınızın son cümlesini anlayamadım. Özel bir kasıt mı var? Genelde "mekanı Cennet olsun" deriz ya rahmet dilerken. Yanlış anlamayın eleştiri için yazmıyorum. Sadece merakımı celbetti.
KARAR OKURU 30 Ağustos 2019 06:35
Merhumeye rahmet diliyorum ancak şu cümleleri sevmiyorum. “bir zamanlar annem de o kutlu yolda, dedemden çok kuran dinlerdik, dedem kuran kursuna gönderirdi” gibi.. sizi tenzih ediyorum ancak o dönemi anlatıp kendine mesnet bulanlar şimdi ona buna hediye dağıtıyor, sahi ne oldu sizin yolsuzluk üzerine yazılarınız?
KARAR OKURU 30 Ağustos 2019 00:16
Şule Hanımın anlattığı o İslam ahlakını iktidar olunca mı kaybettik? Galiba iktidar en çok Müslümanları bozuyor. Merhumeye tabii ki rahmet diliyoruz.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN