Back To Top
‘Nerde kalmış acaba bak Zülfikâr ah çeker’

‘Nerde kalmış acaba bak Zülfikâr ah çeker’

 - Son Güncelleme: 22.09.2019 Pazar 09:21
- A +

Sabah, Şebnem kızım sordu. “Baba, gerçekten Aşure’nin Nuh tufanıyla alakası var mıdır?”

“Bilmem” dedim, “İnsanlar yakıştırıyorlar. Belki gemide erzak tükenince kalan malzemeden bir yemek yapmışlardır, ama o yemek annenin yaptığı aşure gibi değildir. Bu kadar şeker yoktu o zamanlar.”

Gelenekler, tuhaf bir şekilde nesilden nesile, ülkeden ülkeye, kültürden kültüre, hatta dinler boyunca yürüyor. Yürürken değişiyordur da.

Ama bugün, Muharrem ayında pişirilen bir ‘Aşure’ tatlısına, Muharrem ayında tutulan bir oruca sahibiz.

Hicri takvim de Muharrem’de başlıyor.

Müslüman geleneğinde ala yı vala ile kutlanan bir yılbaşı yok. Sadece, yirmi otuz senedir miladi yılbaşının karşısına koymaya çalıştığımız Mekke’nin Fethi var. O da çok rağbet görmüyor, heveslisi kutluyor.

Yezid’in askerlerinin Hazret-i Hüseyin’i şehid etmeleri de Muharrem’in 10. gününe rastlıyor.

Bu büyük hadise, bu vahşi katliam, Muharrem’e ve Aşure’ye derin bir hüzün boyutu katıyor.

Öyle hazin ki, böyle bir zamanda aşure falan yiyesin gelmez.

Fakat, Alevi gelenekte, matem orucu bittikten sonra Muharrem’in 12’sinde, Hz. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin’in Kerbela katliamından kurtuluşunu kutlamak için Aşure ziyafetleri yapılıyor.

Böylece, Anadolu’daki Müslüman gelenek bir yolunu bulup Aşure tatlısında uzlaşmış oluyorlar.

İnsanlığın müşterek hatıraları ve hüzün bir arada.

Aşure tatlısını insanların, komşuların, akrabaların birbirlerine ikram etmelerinden hoşlanıyorum.

Kerbela’yı unutmamak kaydıyla.

Çünkü Kerbela, sadece hüznü değil, bütün çağlarda yaşatılması gereken bir bilinci temsil ediyor.

Muharrem’in ilk günlerini böyle bir halet-i ruhiye içinde idrak ederken...

(Her dakikası mı böyle? Nerde bizde o güzellik! Kah bilinç, kah gaflet, bizim halimiz.)

Bir Kerbela ağıtı kulağıma çalındı.

“Hasan’ım ağu içti leb-i sükker ah çeker

Hüseyin attan düştü kime şikar ah çeker

Nerde kalmış acaba bak Zülfikâr ah çeker

Ali’nin on bir oğlu yerde yatar ah çeker

Fatma ana ciğeri sızlar sızlar ah çeker

Hüseyin attan düştü sahra-yi Kerbela’ya

Cibril kurban haber ve Sultan-ı Enbiya’ya”

Hüzünle dinledim. Hele “Nerde kalmış acaba bak Zülfikar ah çeker”i işitince tüylerim diken diken oldu.

Kim yazmış bu ağıtı? Bilemedim. Araştırdım, bulamadım.

Hep Sabahat Akkiraz imzası var ağıtın altında.

Sonra, Kazım Paşa diye bir isme rastladım.

“Hüseyin attan düştü sahra-yi Kerbelâ’ya

Cibril kurban haber ver Sultan-ı Enbiyâ’ya” beyti Kazım Paşa’ya nispet ediliyor.

Acaba ağıtın şairi o mu?

Divanının bir tıpkıbasımını buldum.

Evet, sadece bu mısralar, ‘kurban’ yerine “Cibril var haber ver” şeklinde, Kazım Paşa’nın bir mersiyesinde vasıta beyti olarak geçiyor.

Şu beyit başka bir mersiyesinden:

“Gel ey Resûl-i kibriyâ ‘atşân-ı Kerbelâyı gör

Kumlar üstünde ol sultân-ı Kerbelâyı gör”

Kazım Paşa’nın Kerbela faciasına tahsis ettiği ‘Mekalid-i Aşk’ adlı bir eseri daha varmış. Belki orada bu ağıtla ilgili bir şeyler bulunabilir.

Sonra divanını biraz okudum, biraz da hayatını.

19. Yüzyılda yaşamış, tarzı Nef’i’yi andıran Divan Şiiri geleneğini sürdüren önemli bir şairmiş Koniçeli Kazım Paşa.

Nef’i’yi niye andırıyor?

Hicivleri yüzünden.

Serasker Rüşdü Paşa bir hicviyesinden alınmış, Kazım Paşa’yı Kıbrıs’a sürmüş. Sadrazam Yusuf Kamil Paşa’nın himmetiyle bir sene sonra affedilmiş.

Bir defasında da Mustafa Reşit Paşa’yı hicvetmiş.  Reşit Paşa, Kazım Paşa’yı sadarete davet etmiş, “Bizim de kusurlarımız var” diyerek teşekkür etmiş, hediye olarak da bir altın saat vermiş.

Demek, eskiden böyle Sadrazamlar varmış!

Nasıl mı hicvediyor?

Şu mısralar Serasker Hüseyin Avni Paşa’ya. Terfi talebini reddetti diye.

“Bre deyyûs-ı felek sende hamiyyet bu mudur

Fukarâ sâhib-i mihmâna riâyet bu mudur”

İsterseniz fazla ileri gitmeyelim. Daha ‘edepli’ beyitlerle idare edelim.

“Mütekebbirlere kibretme tasadduk sayılır

Zâlime cevr ü ezâ kılma ibâdet gibidir”

“Geçtik ihsânlarından küberâ-yı asrın

Bir mazarratları değmezse inâyet gibidir”

Şu şiirdeki ‘maaş’ sorununun ucu Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’ya dokunuyormuş. Ama Gazi Osman Paşa duymazdan gelmiş. Gözden kaçmasın, ‘ayı’ iki anlama da geliyor:

“Bu ayı verse de vermez öbür ayı malûm

Etmesin âdem olan gayri temennâ-yı ma‘âş”

Bir devlet memurunun hem de iki asır önce hicivde bu kadar ileri gidebilmesi tuhaf değil mi?

Tuhaf ama gerçek.

Yani o devirde gerçek.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 12:55
bu beyit aruz vezninde olup şöyledir: “düşdü atından Hüseyin sahra-yi Kerbelâ’ya Cibril var haber ver Sultan-ı Enbiyâ’ya”
ramazan gün... 22 Eylül 2019 11:14
(10)adalet.. ali acar.. yazarlar birliğinde bir konuşma yapmış, dinliyorum. ne kadar temiz bir yüzü var, sesi anlattıklarına bakın; BU ADAMA 20 SENE 'kitlemişler'!. taksim.. iki 'suç hastası' bir çocuğu bıçakladı. adamların 40 defa girip çıkmışlıkları var; derler ya (ramazan cumhuriyetinde olsa) TİPTEN MÜEBBET ALIRLAR. bağımlı-bağımsız yargı, hakim; arkadaş hiçmi göz izan yok sende; anladık mesleki vicdani filan muhakeme, feraset yok da.. SENİN ÇOCUĞUNA DENK GELİNCEYE KADAR BİZLERİN HAYATLARI İLE RUS RULETİ OYNAMAYA DEVAM MI? peki, inşallah! BANG!.
ramazan gün... 22 Eylül 2019 11:05
(9)bir rüya gördüm. 'rüyalar anlatılmaz' veya 'rüyadan süper esrarengiz meşaz çıkar'; bunlar 'sizin' olsun, bişi anlatıyorum. (kedinin rüyası ciğer:) hapse düşeceğiz, jandarma peşimizde (gene ne b.k yedi isek:) muhasebeci mustafa abi avukatlık işlerine bakıyor. amerikaya kaçabilir mişim. ben burayı seviyorum gitmeyeceğim diyorum. git savcıya söyle 3 sene versin anlaşalım. hay allah!. içerde karar okuyamayacakmışım. ama mektup yazarım ve herhalde bana ücretsiz gönderirler diyorum. yazıyorum; 'hapisteyim, demiştim BEN SİZİN GİBİ DEĞİLİM, VAZGEÇMEYECEĞİM'!..
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 10:57
Bin üç yüz kırk yıldır insanlığa, direnişin asaletini, kahramanlığın rol modeli Hz. Hüseyin üzerinden anlatan Kerbela'yı bugüne taşıyorum ve Davutoğlu'na hiçbir şans tanımıyorum. O, Muaviye'ye makamı teslim ederek, unutulup giden Hasan'a benziyor. Tek farkı, Hasan, Muaviye'den torunlarına bile yetecek ganimet almıştı, koltuktan vazgeçme bedeli olarak. Ahmet Hoca, akçeye tenezzül edenlerden değil.
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:51
(8)'biz de müslümanız'!. hayatım boyunca, hatta burada 'yusuf abi' de şahittir, kimsenin müslümanlığını filan sorgulamadım. şöyle cümleler kurduğumu hatırlıyorum: 'bunu bana niye söylüyorsun ki.. umrumda değil..' bir savaş var. karşı tarafta bir adam 'kuyruk tehlikeye girince' allah resulüne (galiba, hikaye hayal olarak kalmış aklımda) ben de müslümanım diyor.. EVET AMA KARŞI TARAFTASIN, orda ne işin var; dimi!. ha! sen demokrasi için!. anladım!. KRAW, KRAW!..
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:47
(7)bu söylem, din adına siyasi, sosyal hatta askeri tavır almanın önünü kesmek için dolaşıma konulmuş gibidir. müslümanları bilmem ama 'muhafazakar' tayfa da bunu böylece yemiş görünüyor..maksat görünüyor; mesela necip fazıl siyasal islamcı oluyorum; allah allah, batı-abd doğu-islam dünyasına bir strateji üzerinden laf yapıştıracak, bu 'kaplamalar' bunu hemen sindirecek ve sonra bana döndürüp o da bana yapıştıracak!. af buyur ama 'orta parmak diyalektiği; her türlü'!. ben kendimi senin koyduğun etikete göre mi ifade edeceğim! DEKMAN!.
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:36
(6)bu ne manaya?. aslında MAKSATLA dolaşıma sokulmuş olabilir?. islam adına siyaset yapmakla, siyasi ikbali adına dini kullanmak arasında bir fark var; birincisinde, dinden uzayan tabi bir uzuv halinde siyaset; adam inandığı şeyin siyasi alanda tatbikini doğru veya yanlış yapar ama yapıyor. diğerinde, inanmadığı ve tabi olmadığı dini, HALK AVCILIĞI ve siyasi ikbal için kullanıyor. birincisine ak partiyi tam olarak örnek veremesek de, ikinciye chpyi tam olarak örnek verebiliriz.. ama mesele bu değil..
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:26
(5)bir başka 'tip'; genellikle çapsızlık ve kelime kıtlığından kaynaklanan sağa sola 'faşist' diyen laylon kafa gibi, bu da son zamanlarda önüne gelene 'siyasal islam' deyip geziyor. (bunu sizler burada bir maksatla yapıyor olabileceğiniz gibi, buna hiç gerek olmadan, böyle 'denyolar' zaten mebzül miktar bulunduğu için memleketin bulunduğu kanalizasyon ikliminde tabi olarak türeyen bakteri türü de olabilir) siyasal islam; bu ne manaya?. bir kere tüm siz b.kyedi başları gibi batıda üretilen bir kavramı sorgulamadan dolaşıma sokmak?!.
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:22
(4)kahvecinin altında adaletle ilgili yorum dedim de.. bir 'tip' var (sizden biri mi, yoksa?! neyse) bu tip öyle arada 'k.çımda dolanan tenya' kaabilinden gelir 'ramazan senin yorumlarını okumuyorum ama kırmızı veriyorum' filan der (aynı tip mi bilmem, üslup benziyor) küfrederim ama etmedim.. ikimiz arasında bir fark gördüm; ben hemen bütün yazıları okuyor ve çoğunu YORUMLAMAYA DEĞER BULMUYORKEN bu tip beni okumadan olumlu-olumsuz yorumluyor; bazen sizden iyi olduğumu düşünüyorum, ego işte!. DİKŞIN!.
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:08
(4)geçen kahvecinin altına yazdığım adaletle ilgili bişiler.. orda görünen birşey var; adalet bir pratik olarak düşüncede ve düşüncenin pratiği olarak gerçekleşmede ne yapılırsa yapılsın İZAFİ olarak kalacaktır.. ama adalet düşünceden doğmamıştır, oraya kendini dayatmıştır, bir duygudur.. ve izafi olan, düşüncede kalacağı için bir duyguyu mutlak olarak tatmin edemeyecektir; İTMİNANA ERMİŞ NEFS? işte din tam da bu alanı işgal eder; MUTLAK İLE İZAFİnin arasındaki boşluğu doldurmak!. (bu arada (3) teki 'yaman silahşör' seninde hoşuna gittimi abi)
ramazan gün... 22 Eylül 2019 10:01
(3)vesternciyim ya.. çoluğu çocuğu haydutlar tarafından öldürülen bir rahip, yaman bir silahşör oluyor ve önce haydutlardan intikam almak için çıktığı yoldan geri dönemiyor ve namlı bir haydut-silahşör olarak devam ediyor. kapıştığı bir adam yerde ve namlusunun ucunda. son şans olarak 'tanrı affetmeyi emreder, ettik bir cahillik' filan gibi rahibe incilden 'parçalıyor'. rahip.. 'ömrüm boyunca bu meseleyi düşündüm ve içinden çıkamadım. ben seni onun yanına göndereyim git meseleni onunla hallet'.. BAMM!.
ramazan gün... 22 Eylül 2019 09:55
(3)tövbe ettiğine dair rivayetlerde okumuştum.. da!.. BUNA NASIL TÖVBE EDİLİR 'yusuf abi'?. mesela kaabilinden bişi söylesen.. sonra geç karşısına ve vakıaya tekrar bak; cık, olmamış dimi; bi daha dene, bi daha, bi daha!. eğer, gerçekten tövbe etmişse bile şu hale baksana; 'harbi s.çtık, ne desek sıvamaktan öte gitmiyor'; dönüp dönüp bu noktaya gelmiş olmalı.. bu da bir şeydir de recep olsaydı 'abi şimdi de yezide mi empati yapacağız, canı cehenneme' derdi..
ramazan gün... 22 Eylül 2019 09:45
(2)yezid.. 'sizler gibi' fitnesi, fesadı, siyasi, mali içten hesapları olan kamu-stk biçimli hiziplerin bol olduğu bir dönem; babasının zamanından beri böyle. peygamber evladına 'bu küfelilere güven olmaz' (g.tün önde gidenidirler) dendiğini hatırlıyorum. yezidin, 'böyle olmasını istemediğini ve 'tırstığını' anlatan rivayetlerde var. neden tırsmıştır?. pozisyonu ile ilgili de olabilir ama.. neticede PEYGAMBER EVLADI!. 'yezidin yatacak yeri yok' yuda gibi, düşünecek çok vakti de olmuştur. 's.çtık anasını satayım' demiştir herhalde..
ramazan gün... 22 Eylül 2019 09:35
(1)juda.. sadece gümüş için yaptığını düşünmüyorum, muhakkak içinde bir yerlerde başka bir şeyler vardır. fakat düşünsenize; (islam anlatımına göre) adam çarmıha isa yerine çakılıyor, hemen ölmüyorsun, vakit de bol; düşün, düşün, düşün!. 'baba, beni neden terkettin?' bu söz isaya ait olabileceği gibi, şu vaziyetteki judaya da ait olabilir.. nedamet?. bunları konuştuğumuz bir dost meclisinde, laf buralara gelince (komik) recep atılıyor; 'abi, judayada empati yaptın ya, bırak ya, cehenneme kadar yolu var'!..
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 07:11
Eeeeeee osamnlı geri kalmıştı ya kime bu kinaye hiciv ayırmadan yaxın unutmayalım hiciv yazanlar hep dobra hiciv yapazlar biraz nefiz kibir ve haset karışır gibime geliyor
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 04:13
Aleviler olmasa gerçek Islam ın be Ehlibeytinin savunucusu yok... iyiki varsınız
KARAR OKURU 22 Eylül 2019 21:56
0
Bir de kuran okusalar namaz kilsalar tam can olacaklar
mizan 22 Eylül 2019 00:28
Bizim devirdeki memurlar öyle edebiyatlı hicivler bilmez. Çoğusu siyaseten ayak kaydırma peşindedir yahut adamını bulup işini halletme yolunda. Birşey elinden gelmiyorsa sin-kaf ilaveli hicivler şifahen duyulabilir belki kendi aralarında.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN