Back To Top
“Öğlen namazına nasıl kalkılır?”

“Öğlen namazına nasıl kalkılır?”

 - Son Güncelleme: 13.10.2019 Pazar 09:25
- A +

Ceketiniz lacivert. Bir toz zerreciği lacivertinizi bozabilir.

AH! Kravatım, azıcık yan duruyor, ayna da yok, düzeltsene!

Çatal sol elde, bıçak sağ elde, aman falso vermeyelim.

Bunda karbonhidrat var, az dur. Şu kadar gram protein. Şu kadar kalori. Şu rafine edilmemiş şeker, şu da Himalaya tuzu.

Bak! Probiyotik, canım benim.

Her şeyi muntazam, her şeyi her şeyine denk.

Evlenirken, çocuk büyütürken, garsona yiyecek sipariş ederken daima dört dörtlük.

Minyatür bir kader çizerler kendilerine. O kaderi yaşamak için çırpınırlar.

Başarırlar mı?

‘Kaderin üstünde bir kader vardır’ diyor ya Üstad Sezai Karakoç.

‘Kaderin üstündeki kader’in müsaade ettiği kadar yaşarlar.

Bir garezim mi var öyle insanlara?

Yook! Olamaz. Hayatın güzel taraflarından biridir o insanlar.

Ya ötekiler?

Pantolonunun birazcık buruşuk olmasına aldırmayanlar.

Çatalı yemek yerken sağ elinde yiyeceği keserken sol elinde tutanlar.

(Denedim bunu, çatal sağ elindeyken kesmek zor oluyor.)

Yemeğin karbonhidratına, proteinine fazla aldırmayanlar.

Onlar da vardır, onların ‘içtiği çay da çaydır.’

Bülent Akyürek’in yazdıklarını okurken benim de kendimi bir mensubu saydığım bu ‘ötekiler’le daha çok hemhal olduğumu hissediyorum.

Parlak fikirlerin arkasındaki basit, sıradan ama çelişkili saikleri yakalamayı bilen bir zeka.

Hicvettiklerinin arasına kendisini de katabilme cesareti.

Sosyal medyadaki son paylaşımlarından biri:

“Benim koltuk değneğimin yüz bin bakımı gelmiş.”

Nadiren karşılaşıyorduk.

Bizim mahallede mukim olduğunu öğrendikten sonra birkaç defa buluştuk, oturduk.

Her defasında çevresinde genç insanlar vardı.

Genç insanlar ve kitaplar.

Bizim nadiren yaptığımız bir şeyi yaşam biçimi olarak seçtiği için ona borçluyuz.

Beraber kitaplara adeta hulul ediyorlar.

Satırların, kelimelerin, harflerin arasında değme analistin bulamayacağı incelikler yakalıyorlar.

Bunlar, Beykoz’daki, Başakşehir’deki “Okuma ve düşünme atölyeleri”nin semereleri. Şu anda da devam ediyor.

Hiç olmazsa bir gün, öğrenci olarak iştirak etmeyi isterim.

Bu pazar ne yazsam diye düşünürken, gazetedeki kitaplarımın arasında “Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır” gözüme ilişti.

Tamam, bunu yazabilirim.

Kitabın kapağında fiyakalı bir horoz var.

Daha okumadan, adıyla, kapağıyla, bir eleştiri.

Neredeyse bir ilmihal kitabı.

Bülent kızar mı ‘ilmihal’ dememe bilmem.

Tertibinde silsile-i meratip gözetmeyen, Bülent Akyürek’in gönlüne göre şekillenmiş, nev-i şahsına münhasır bir ilmihal.

Herkesin böyle bir ilmihali olsa iyi olur. Ama kendin yazacaksın.

Raflarımda bulduğum bir başka kitap.

“Felsefeden acil çıkış.”

Bülent Akyürek’e yakışır bir protesto.

Çerçevelenmiş, beyaz bir kağıt olarak satılan meşhur tabloyu protesto ettiğini düşünebilirsiniz.

Böyle düşünmeyip, bir ‘felsefeden çıkış önerisi’ olarak da görebilirsiniz.

İçinde hiç yazı yok.

Sanki okumayı bilenler için yazılmış.

Boş görünen sayfaları okumayı bilenler için.

Fikir olarak beğendim. Birisi bu fikri taklit ederse hoş olmaz. Adı üstünde taklit olur.

Bir yere takıldım. Sayfa numarası koymamış kitaba.

Bir alıntı yapmamız gerekse, sayfa numarasını veremeyeceğiz!

Bu eksiği arayıp kendisine söyledim.

Meraklısı için, yakında İngilizce’ye Fransızca’ya ve başka dillere çevrilecekmiş.

“Yılgın Türkler”i bulamadım. Evde kalmış olabilir.

Bir kitabı da “Güzel susma sanatı.”

“Ve Tanrı Ağladı”yı bulursam okuyacağım.

Hemen bütün kitaplarında ‘müesses nizam’a bir isyan hissedersiniz.

Kaç kitabı var bilmiyorum. Denemeler, romanlar, hepsi 20-30 vardır diye tahmin ediyorum.

Kitapları müteaddit baskılar yapıyor.

Benim burada Bülent Akyürek’ten ve kitaplarından bahsetmem bir tanıtma çabası olarak görülmesin.

Bülent, yeterince tanınıyor.

Ben, sadece Akyürek’in kitaplarından haberdar olduğumu ilan etmiş oldum.

Bir de bu vesileyle, Bülent’in hayat mücadelesine, duruşuna, durmayışına saygı ve sevgi duyduğumu...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 21:43
"Baris Pinari" harekatinda 500 terorist oldurduk. Bu sayiyi 4e 5e katlamak icin birkac gune ihtiyac var.
ramazan gün... 13 Ekim 2019 14:07
(5)(hikaye 4) birader arkada ben önde 2 araba eş-dost piknikten dönüyoruz. benim cüzdan biraderin arabada kalmış. çevirdiler. ehliyet yok; cüzdan yok. arkadaki arabada, geliyor dedim bekliyoruz. 'tc vereyim' verdim. adam gitti geldi, bana baktı, arabadakilere baktı. 'siz dedi, FAKÜLTE MEZUNUSUNUZ DEĞİL Mİ?' başımla onay işareti yaptım; o ne sorduğunu ve bende neyi cevapladığımı biliyordum. peki dedi, kimlik filan gelsin göndereyim sizi... bu sonuncusu GERÇEK BİR ANADOLU-İSLAM HASSASİYETİ, EDEBİNDEN idi; bu adamları seviyorum!..
ramazan gün... 13 Ekim 2019 13:59
(4) (hikaye 3) yeğenle beylerbeyine gidiyoruz. konu açıldı demek anlatıyor: kardeşiyle giderken polis çevirmiş, bu alkollü, kardeşi atakan ve cevval değil, bu çok zeki filan.. kardeşi polisi 'çözememiş' nihayet bunu çağırmış; 'abi polis seni çağırıyor' olum, polis beni nerden tanıyacak da çağıracak?. işte gitmiş 'iki dakka da' bağlamış filan. bana 'taktik' veriyor. küt! çevirdiler. hah dedim fatih git hallet. bir koşu gitti, 2 saniyede kucağında makbuzla döndü; 'abi kemer uygulamasıymış, makbuz hazırdı, konuşturmadılar, konuştursalardı'!..
ramazan gün... 13 Ekim 2019 13:47
(3)(hikaye 2) 'yapıştırmışım' izmire gidiyorum. normalde sakin kullanırım ama bu sefer çoluk çocuk izmirde ve ben 'bi bakayım' kaabilinden... yalova çıkışında 'çevirdiler'.. 'hızlı gidiyorum değil mi, kusura bakmayın biraz acelem vardı da'!.. 'öyle mi, o zaman hiç bekletmiyorum ve derhal makbuzunuzu getiriyorum'!.. 'hık!!!.
ramazan gün... 13 Ekim 2019 13:44
(2)önce bizim emrenin anlattığı hikaye: (hikaye 1) emre kırmızı ışıkta geçer, polis çevirir. emre atılır; 'peki, peki ama şimdi ben kırmızıda geçemedim desem, itiraz etsem ne diyeceksiniz, o zaman ne yapıyorsunuz?'.. polis: 'o zaman emniyet kemerinden de kesiyoruz!'.. emre kemer de takmamış; 'yok, ben zaten itiraz etmiyorum da, sorayım dedim; olgusal açıdan'.. 'buyrun makbuzunuz, kemerinizi takın, hayırlı yolculuklar'!..
ramazan gün... 13 Ekim 2019 13:39
(1)arabada sigara içmeyi yasakladılar!. yasaklamadılar da.. yasak nedir? den dahi girmeyelim; yakalarlarsa ceza kesiyorlar. ilk 'şakam' 4. murad; laf gelirse söylüyorum, fakat pek de iyi bir şaka olmadığı da ortada; insan daha zekice bişiler kurmak istiyor.. yolda gidiyorum ve sigaramı içiyorum; hafiften kapının gölgesine doğru tutuyorum, polis görürsen camdan 'fıyttırıvereceğim'; olay bu!. bunu düşünürken yolda, trafik polisi ile olan 'maceralarımı' hatırladım; birini hatırladım, diğerlerini 'teemmül' ile...
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 11:32
Üç kitabını okudum. Dördüncüyü okumadım çünkü alay eder gibi sayfalar boştu. Kimse bana arkasındaki derin hikmeti anlatmasın, kapalı TV izlemek gibi bir şey. İslamcı Mahallenin delisi ayaklarında sözde çılgın fikirlerle doldurulmuş kitapların özeti: Doğu meleklerin, batı şeytanların vatanı. Ne kadar pislik varsa batıdan geliyor, doğu pir ü pak. 15 bin kitap okumuş anti CHP’li yazarımız odada fazladan nefes almanın diğerlerinin kul hakkına girdiğini söylerken günümüzdeki vaziyete iki çift laf ediyor mu acaba?
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 10:53
Biz de adını duymuş olduk, teşekkürler. Bulursam tabii ki okuyacağım.
KARAR OKURU 13 Ekim 2019 10:11
Nefis bir yazı. Eline sağlık üstad.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN