Back To Top
Şah, derviş, şair

Şah, derviş, şair

 - Son Güncelleme: 18.08.2019 Pazar 09:19
- A +

Malum, Osmanlı’nın yüzü Batı’ya dönüktü. Muhtemelen ‘Ehl-i Salib’le savaşmak Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki ‘gaza’ fikriyatına daha uygun düşüyordu.

Fakat, Osmanlı zaman zaman kendi doğusunu ve güneyini toparlama ihtiyacı hissetti. Bu yüzden İran’la defalarca savaştı.

İyi mi oldu kötü mü oldu diye sormanın alemi yok, oldu işte.

Bugün diyebileceğim şudur:

Biliyorum, iki tarafta da heveslisi çoktur. Ama, o devirlerdeki savaşların benzerleri bugün veya gelecekte tekerrür etmese iyi olur.

Günlerdir Hatayi Divanı ile meşgulüm.

Değerli araştırmacı Prof. Dr. Muhsin Macit titiz bir çalışma yapmış. Yazma Eserler Kurumu da en güzel şekilde basmış. Ellerine sağlık.

Hatayi dediğim malum, Şah İsmail. Hani şu Yavuz Sultan Selim’le karşılaşıp Çaldıran’da mağlup olan.

İyi şairmiş Şah İsmail. İyi dervişmiş diyemiyorum, çünkü şahlıkla dervişliğin aynı kapta barınması zor. Yeri gelir sultanlık dervişliği bozar, yeri gelir dervişlik sultanlığı.

O da divanına bütün alemleri yaratan, rızıklandıran, yaşatan Rabbülalemin’i anarak başlıyor.

“Ey ki yohdan bu cihanı var iden Perverdigar

Yiri kaim gökleri devvar iden Perverdigar”

O zamanın ilmi öyleymiş. Normal. Şimdi yerin de devvar olduğunu biliyoruz.

“Küntü kenzen ayeti vasfunda olmuşdur nüzul

Varlığına kün fekan ikrar iden Perverdigar.”

“Yunus’u derya içre yudduran bir balığa

Ateşi İbrahim’e gülzar iden Perverdigar”

Şimdi ‘Küntü kenzen’ ayet değil kudsi hadistir diye itiraza meyleden olabilir. Doğrudur. Hatta Kudsi Hadis’e dair de tartışmalar var. Bunlar kelama, akaide dair münakaşalardır, biz girmeyelim, kenarda duralım.

Bu beyitleri vermemin maksadı, siyasi sebeplerle birbirine kapalı görünen iki kültürün birbirine yakınlığını söylemektir.

Hatayi’nin bütün şiirlerinde aynı kültürel yakınlığı bulabilirsiniz.

Farklılıklar da bulabilirsiniz.

“Menem kim can u dilden Haydariyem

Habib-i zül celalin çakeriyem”

“Gulam-ı hanedan-ı Ahmedem hem

Alinün Kanberinün Kanberiyem”

(Çaker: Köle)

Böyle böyle bir çok şiirinde 12 İmam’ı tadad eder Hatayi.

‘Şahlıkla dervişliğin aynı kapta durması zor’ dedim ama, Şah İsmail’in vaziyeti bundan ibaret.

Yani hem Şah, hem Şeyh. Din ile devleti birleştirmiş.

Olmuş mu?

Benim olmuş dememle olacak iş değil.

Şahlıkla dervişlik gibi, din ile devlet de birbirini bozuyor.

Okuduklarımdan ve yaşadıklarımdan anladığım o.

Öyleyse şiirden devam edelim.

“Sanma kim sen gitdün ey ay yüzlü can kaldı mana

Can seninlen gitdi cism-i na-tüvan kaldı mana”

Bir başka gazelde:

“Ey müselmanlar bugün ol yar pinhan ayrılur

Uçdu ruhum gitdi aklum gövdeden can ayrılur

Demek ayrılık o devirde de zormuş!

“Senün tek dilber-i canana yetdüm

Zi-hicran ölmüş iken cana yetdüm

Saçun küfrine olmışdum giriftar

Yüzüni görgecin imana yetdim

İşigün itlerine hem-nişinem

Ne devletlü kulam sultana yetdüm”

Bu şiirleri Osmanlı’ya ait sayılan divan şiirinden ayırdedebilir misiniz?

Mümkün olsa bile ben ayırd etmem.

Ayrıca, Türkçesi de en az Osmanlılarınki kadar Türkçe. Baksanıza:

“Ey bad subh-dem yüri var ol nigara di

Ey boyı serv ü yüzi gül ü gülzara di

Di senden ayrı hali nedür haste aşıkun

Doğrar firak yüreğini pare pare di”

Bakın dervişlikle ilgili ne sağlam sözler söylüyor:

“Malın başın bu yola koymayanlar

Sufi dimen siz anı serseridür”

Ama sonunu kendisine bağlıyor:

“Veli kim ism ile Şah İsmaildür

Hatayidür Ali’nün çakeridür”

Yavuz Sultan Selim de şairdir. Fakat şiirlerini Farsça yazmıştır. Birkaç Türkçe şiir Yavuz’a isnad edilir ama anladığım kadarıyla Yavuz’a aidiyeti mevsuk değildir.

Bunlardan birisi muhteşem. Yavuz’a da çok yakışıyor.

“Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan

Beni bir gözleri ahuya zebun etdi felek”

Bazen düşünüyorum, topla, tüfekle, okla, kılıçla vuracaklarına şiirle vursaydılar... Daha mı iyi olurdu?

(Bu arada, Çaldıran’da top kullanan Yavuz Sultan Selim. Safevi ordusunda top yokmuş.)

Neyse, fazla kurcalamayalım tarihi, memlekette tarih meraklısı çok, başımıza iş alırız.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
"Ekseriyetle tam dindardan tam bir siyasetçi olmaz.Hz Ömer, Ömer bin Abdulaziz gibi zühd sahibi olursa o başka.." b.said nursi.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 23:00
0
Cümlenin devamı "siyasetçiden de hakiki dindar olmaz" olacaktı Sn.Çesitçioglu...Gerçekten de gördüğünüz siyasetçilerde hakiki bir dindar adam gördünüz mü? Hepsi Makyavel in çocukları. ..
Halil 18 Ağustos 2019 15:10
"Şeylik-sultanlık, din-dünya bir arada zor" ne demek? Tarihi keyfine göre yorumlayıp buradan laikliğe cevaz aramayın lütfen!
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 19:09
0
Osmanlı ogul ya da kardeşleri bogdururken, narh koyarken, müsade vb.uygularken cok mu şer'i idi halil bey?
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 19:17
0
Ne laikliği biliyorsunuz ne şer'i hukuku ne de tarihi? Kendinize göre bi tarih uydurmussunuz, yaşıyorsunuz. Kargadan başka kuş da tanımıyorsunuz.Varsa yoksa hamaset...Anlat tarih anlat, balığa çıkan ağaçtan. ..
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 07:11
Önce şah olmuş , sonra hata yaptığını anlamış şahligi bırakıp dervişlige devam edip adınıda HATAYi yani hata eden koymuş, erdemli bir hareket değil mi sizce?
Davut 18 Ağustos 2019 00:24
Şeyhlik ve sultanlık, din ve devlet; birarada olması zor diyorsunuz Ziya bey . işte budur; batının yaşadığı süreçleri, aydinlanma çağını biz bireyler olarak 50-60 lı yaşlarımızda ülke olarak 300 yıl sonra yaşıyoruz. Olsun ama yine de zararın neresinden dönersek kardır, doğru da dogrudur. ..
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN