Sonu iyi olsun

Bizim evde değişik hacimlerde birkaç tane ‘Kainat Atlası’ var. Ne demek ‘Kainat Atlası?’

Kitapların kapağında ‘Atlas of The Universe’ veya sadece The Universe yazıyor.

‘Evren Atlası’ deyin isterseniz.

Bu kitaplarda, ‘Arz’dan başlayarak tespit edilebilen en uzaktaki galaksilere, kainatın –bize göre- ücra köşelerine, gezegenlerin, galaksilerin devr-i daimine dair resimler ve bilgiler var.

Hacimlerine göre ucuz kitaplar. Her biri birkaç kilo vardır herhalde. Yolu düşenler için söyleyeyim: ABD’deki kitabevlerinde 10 dolara, 20 dolara bulursunuz.

Ben, taşımaya üşenmedim, aldım zamanında.

Bazen açar bakarım.

Muhteşem bir nizam.

Yapabileceğiniz tek şey... Secde.

Fakat nerde bizde öyle secde!

Bizim şu dünyadaki telaşlarımız, kavgalarımız, dedikodularımız, hasedimiz, fitnemiz, fesadımız, şu ihtişamın karşısında ne kadar yer işgal eder acaba?

Bir açıdan bakılınca, hiç.

Sıfır sayılacak kadar az.

Kainat, seyrine devam eder.

Kainat, muhteşem itaatine devam eder.

Bir başka açıdan yer ile gök arasını dolduracak kadar büyüktür, yukarıda saydığım o fiiller.

Hangi açıdan?

İnsanın cüretkarlığı açısından.

Bir faninin gözündeki öfkeyi düşünsenize. Başkasına gerek yok, kendi öfkenizi hayal edin.

Sonuna kadar açılmış gözlerimizden kıvılcımlar çıkıyor. Kaşlarımız çatılmış.

Arzın güneş etrafında dönmesi nedir ki, bizim öfkemizin yanında!

Hırsımızı düşünün, hasedimizi.

Güzellikler de öyledir.

Bir yetimin başını okşamak yer ile gök arasını doldurabilir.

Erbabı bilir. Kainattaki her şey birbiriyle irtibatlıdır.

Güneş, kendisi için kararlaştırılmış bir mecrada akar...

Arz, güneşin yörüngesinde.

Ay, hem güneşin, hem arzın yörüngesinde.

Ve insanlar, arzın üzerinde.

Biz, hepimiz, arz ve sema. Bütün ihtişamıyla Kainat... İnsanlar. Kavimler.

Bir kadere doğru yürüyoruz.

Kainatın büyüklüğünün yanında, bizim yapıp ettiklerimizin cirmi nedir ki?

Şudur: Arz ve sema imtihan edilmiyor.

Biz imtihan ediliyoruz.

‘Bir kadere doğru yürümek.’

Bu cümleye takıldım kaldım.

İki gün sonra reyimizi vereceğimiz referandum sebep oldu ‘bir kadere doğru yürümek’ cümlesine takılıp kalmama.

Belki yapacağımız işle, sandık başına gidip rey atmakla pek mütenasip görünmeyebilir ‘Kainat’, arz ve sema söylemleri.

Kainat’ın bir köşesinde, küçük sayılacak bir gezegenin üzerindeki orta büyüklükteki bir ülkede bir karar vereceğiz.

‘Kainat Atlası’na bakınca çok küçük bir işle uğraşıyoruz.

Kainatın ‘gözlemlenebilir’ kısmının en uzak noktası, astronomların hesaplamalarına göre 46 milyar ışık yılıymış.

Dünyanın çapı birkaç ‘ışık saniyesi’nden ibaret.

Bu ‘küçük iş’ en azından şu anda durduğumuz yerden bakınca, büyük bir iş.

Bu iş, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizi bir ‘kader’e doğru götürecek.

Birer birer hepimizin imtihanı.

Toplu halde ülkemizde yaşayan bütün insanların imtihanı.

‘Evet çıkarsa şöyle olur, hayır çıkarsa böyle olur’ diyebilecek durumda değilim. Böyle bir bilgiye sahip değilim.

Ama herkesin kendi muhasebesini yapması gerektiğini düşünüyorum.

Buna çok önem veriyorum.

Herkesin kendi muhasebesine saygı duymam gerekir. Duyuyorum.

Sonunun iyi olmasını istiyorum. Bunun için dua ediyorum.

Herkesin ‘rey’inin içinde bu duanın olması lazım. ‘Sonu iyi olsun.’

Böyle bir yazının içinde ‘ihsas-ı rey’ sakil durabilir.

İnsanların, ‘bu kadar muhasebe anlattın, senin muhasebenden ne çıktı’ sorusunu sormaları tabiidir.

Söyleyeyim.

Benim muhasebemden ‘evet’ çıkıyor.

Devamının iyi geleceğini umarak, insanların iyi niyetli olduğuna dair hislerimi ısrarla muhafaza ederek...

YORUMLAR (11)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
11 Yorum