Bahçeli'nin CHP'ye Akın Gürlek tavsiyesi
İçişleri'ne 'hafız bakan' Mustafa Çiftçi'nin, Adalet'e 'savcı bakan' Akın Gürlek'in atanması muhalefet için kötü haber mi?
Bana sorarsanız...
Artık kişi hükümeti sistemindeyiz. Bakanlar Kurulu kararı, ikili veya üçlü kararnameler yok, kararlar tek imzaya bakıyor. Bakanların eskisi gibi güçlü ve yetkili aktör olmadığı, oynayabilecekleri rollerin sınırlandığı bir sistem bu.
Elbette iş yapma tarzları ve beceri, başarı performansları bakandan bakana fark edecektir. Ama farkları; bir denileni ikiletip ikiletmemeyi, 'vur' denince suyunu çıkarıp çıkarmamayı ne kadar geçebilir? Gelenlere yaptırılacak olup da gidenlere prensipte yaptırılamayacak ne olabilir?
Hâliyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "tensipleriyle, tayinleriyle" gelen, "görevden aflarını isteyip af taleplerinin kabul edilmesiyle" giden, "talimatlarıyla" iş yapan bakanların değişmesine fazla anlam yüklendiği kanaatindeyim. Uygulayıcılar değişiyor, nihai karar verici değişmiyor ki...
Aceleci ve erken yorumlara ondan katılmıyorum. Önyargılı yaklaşımlardan da ayrılıyorum. Peşin hükümler, boş iyimserlikten daha mı az yanıltıcı? Hemen enseyi karartmak yerine doğru çıkmamalarını ummanın ve dilemenin nesi fena?
Kötü düşünmeyelim, karamsarlık yaymayalım diye toz pembe olmayan yanlarına göz kapayacak değiliz.
İçişleri ve Adalet'te muhalefetin üstüne daha agresif gidilecek bir dönemin başladığı fikrine CHP nereden kapılıyor? Durup dururken değil, tabii ki anlıyorum.
İstanbul'daki yargı pratiği, Ankara'ya ve Türkiye geneline taşınır mı? Yapılanlar yapılacakların teminatıysa... CHP'ye kayyum atamaya bile uzanacak bir yargı sürecinin organize edilebileceği ihtimali, muhalefeti endişelendirir. En kötü senaryoya hazırlandığı için, kimse CHP'yi yersiz kaygıyla suçlayamaz.
Ve fakat göründüğü kadar düz olmayabilir. Madalyonun bir de öbür yüzü var.
Tek tek ele alalım...
BAKAN ÇİFTÇİ BİR HAFIZDAN FAZLASI
Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi özelinde şunu söyleyebilirim, tek özelliği hafızlık değil. Kamu yönetimi okumuş, çok diplomalı, deneyimli bir vali.
Erzurum Valisi'yken oğlunun çakarlı araçla trafik polisine hava attığı kurgusal video hatırlatılıyor.
Oysa Çiftçi; eleştirilere hak verip tepkileri anlayışla karşılamış, oğlunun toyluk ettiği mazeretine sığınmadan hatasını kabul etmiş, özür de dilemiş, sadece küfür ve hakaret edilmemesini isteyecek kadar alttan almıştı.
Aynı ciddiyeti, tavrı ve sorumluluk anlayışını bakanlıkta sürdürmez, kendini bozarsa Çiftçi'yi hep beraber eleştiririz.
Ama o olaydaki tavrını yok sayarak yargılamak haksızlık. Donanım ve tecrübesini 'hafız bakan' nitelemesine indirgemek de öyle. Ondan mı ibaret, niye 'vali bakan' değil?
Ali Yerlikaya'nın MHP'de rahatsızlığa yol açtığı konuşuluyor, MHP yetkililerinin kimi açık mesajlarına da bu yansıyordu.
Yerine getirilen Çiftçi, AK Parti havzasından bir isim. Yalnız, rahmetli Türkeş'in klasik aracında Ferdi Baba şarkısı dinleyen videosu ve Ülkü Ocakları ziyaretiyle MHP'nin de sevebileceği, sempatisini kazanmış biri. Seçilmesinde Cumhur İttifakı ortakları arasındaki uyumun gözetilmediğini düşünemeyiz.
Peki, Adalet Bakanlığına Gürlek seçilirken bu uyum ihtiyacı dikkate alınmamış, nasıl karşılanacağı hesaba katılmamış mıdır?
YA GÜRLEK TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ SIRTLAYACAKSA
Siyaseti dişli rakipten arındırıp CHP'yi cici muhalefet hâline dönüştürme sürecinden bahsediliyor. Anlatım kolaylığı için CHP'siz Türkiye Süreci, diyorum. Yargı eliyle muhalefeti yerli, milli yapma projesi yani.
Yönü, Terörsüz Türkiye Süreci'yle taban tabana ters.
O yüzden Bahçeli, CHP davalarının uzamasını sakıncalı buldu, Terörsüz Türkiye'yi sabote edebilirdi. MHP tutuksuz, kayyumsuz, hızlı ve canlı yayında yargılamayı savundu. CHP'ye kayyum tartışmalarına sert çıktı, doğru da mümkün de olmadığını söyledi.
Açılan parantezin bir an önce, iç cepheyi güçlendirmeyi aksatmadan kapatılması için bastırıyorlardı.
MHP lideri, en son Ahmet Özer'e terörden 6 yıl ceza verilince Terörsüz Türkiye'ye taban tabana zıt diye çıkışıp düzeltmeye çağırmadı mı?
Bahçeli'nin önceliği Terörsüz Türkiye'yken iktidar ortağı sanki etkisiz CHP'yi önceliyordu.
Ve İstanbul Başsavcısı Gürlek, açtığı İBB davasının daha ilk duruşması yapılmadan Adalet Bakanlığına atandı. Başka bir göreve kaydırılacaksa neresi olabilirdi ki? Kızağa çekilecek, düz savcı atanacak değildi. Arkasında durulmadığı, ödüllendirmek yerine cezalandırıldığı gib iktidar açısından yanlış bir mesaja ve algıya izin verilir miydi?
Akın Gürlek'in o misyonu tamamladığına, İstanbul'da daha yapacağı kalmadığına, sıranın Ankara'ya geldiğine de yorulabilir...
Fakat tek yönlü, dar bir bakışla CHP soruşturmalarından uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığına sıkıştırmayın. Belki de Terörsüz Türkiye Süreci'ne yaklaştırıldı.
"Öcalan'ı umuda, Demirtaş'ı yuvasına, Ahmetleri makamlarına" kavuşturacak hukuk, yargı adımlarında sıra. Ya Gürlek, bu kez o yükü sırtlamakla görevlendirildiyse...
Gürlek'in Adalet Bakanlığı, iktidar ortaklarının zıt süreçlere verdiği öncelikleri örtüştürmeyi gözetiyor olamaz mı?
CHP lideri Özgür Özel, Gürlek'in Adalet Bakanı atanmasını kötü haber olarak görüyor. Hukuk ve demokratik siyaset için hayra alâmet saymıyor.
MHP lideri ise niye iyi haber yanını görmüyorlar, diye CHP'yi eleştirdi.
Başsavcıyken soramayacağı siyasi hesabı şimdi Bakan olarak Gürlek'ten sorabilecekken... CHP'nin 'tanınan bu imkanı ve fırsatı değerlendirmeyi tercih etmeyerek adeta telaş ve endişeyle kavgayı seçtiği" eleştirisi bize ne söylüyor? Bana, yol gösteren bir tavsiye içeriyor gibi geldi.
