Bakan Tekin'in Cumhurbaşkanı'na söylemedikleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından okul saldırılarının ciddiyeti ve karmaşıklığını kavradıkları anlaşılıyor. Basite indirgemeden, çok yönlü bir tedbir paketi hazırlayacaklar.

Bir şey daha anlaşılıyor...

Cumhurbaşkanı, okul saldırılarında muhalefetin aklına hemen iktidarın sorumluluğunun gelmesini ve okullarda Ramazan etkinlikleriyle milli manevi bir gençlik yetiştiren vakıfların hedefe konmasını eleştirdi.

Demek ki Bakan Yusuf Tekin tarafından böyle bilgilendirilmiş. Nasıl dedi, bilmiyoruz. Şöyle mi dedi acaba:

Efendim, hiç ilgisi yokken okullardaki şiddet olaylarından dolayı muhalefetin aklına nedense Milli Eğitim Bakanlığımız geliyor. Çünkü 24 yıllık AK Parti iktidarından 3 yıl önce devraldığım okullarda Cadılar Bayramı ve noel kutlamalarını yasaklayıp Ramazan etkinlikleri başlattım. Din ve değerler eğitiminde tarikat, cemaat vakıflarıyla ortak program yürütüyorum. CHP'nin şahsıma husumeti ondan. Altında milletin değerlerine, cemaat ve tarikatlara düşmanlık yatıyor. Milletin çocuklarına din iman anlatmayalım istiyorlar. Kavgaları şahsımla değil, din ve deĝerlerimizle...

Bakan Tekin, neden çok tepki çektiğini Cumhurbaşkanı'na yanlış, yanıltıcı mı sunuyor? Olduğu gibi yansıtıyor mu? Ne dediğini bilemesek de sonuca bakarak ne demediğini anlayabiliriz.

DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL PARALEL YAPI ENDİŞESİ

Milli Eğitim'in cemaat ve tarikatlarla işbirliğine şüpheyle, önyargıyla bakılmasının nedensiz olmadığını... Yakın geçmişte yargı, emniyet gibi eğitimde de kadrolaşan bir paralel yapılanmanın ülkeye korkunç belâlar yaşattığını, milletin o travmayı henüz atlatamadığını, ders alındığını da göremediğini... Vergisini paralel yapılara değil devlete verenlerin, çocuklarına eğitimi de devletten beklediğini... Cemaat ve tarikatların devletle ilişkilenmesinde aynı hataların tekrarlanıp yöneticilerin yine aldatılmasından endişe edildiğini... Okullarda tarikatların mürit, cemaatlerin militan devşirmesinin ve çocuklara cemaat marşı, andı okutulmasının istenmediğini... Dini istismar eden bir terör örgütünün Bursa'da, İstanbul'da polisle çatışmasının bu aşırı duyarlılık ve güvensizliği daha da büyüttüğünü... Toplumdaki rahatsızlığı anlamak ve kaygıları gidermek yerine din düşmanlığı, tarikat ve cemaat düşmanlığı gibi göstermenin ucuz popülist çarpıtma olacağını söyledi mi meselâ?

Tekin dedi mi ki; doğrudan şaşıp yalan ve karalamayla kendini savunma ucuzlukları çocuklara en iyi örnek, rol model olması gereken Milli Eğitim Bakanı'na yakışmaz.

Yine dedi mi ki; muhalefet okullarda temizliği sorsa CHP'li belediyelerden gelen pis kokulara bakmaya çağırdım. Beslenmeyi sorsa belediye konserlerinin parasına, güvenliği sorsa din düşmanlığını bırakıp asrın hırsızlığının hesabını vermeye getirdim. Kendim yargıdaki tartışmalı iddiaları kesinleşmiş gibi tepe tepe kullanırken muhalefeti halkın sorunlarını konuşup siyasete âlet etmekle suçladım, başka ne edecektiyse. Lanlı lunlu azarlamak yerine uyarı ve önerilere kulak verip görevimi savsaklamasam, okulların öncelikli sorunlarına odaklansam, eleştirileri de klas cevaplarla karşılasam bunca tepki çekmezdim.

İMAMLA MÜFTÜ ÖYLE YAPARSA

Belli ki Yusuf Tekin şunu da bakanlar toplantısında söylemedi...

Görüşünü beğenmediği ilahiyatçıyı dağa kaldırıp avradı yapacağını silahlı pozla paylaşan imam, küfürlü paylaşımla ona arka çıkan ağzı bozuk müftü, başka bir ilahiyatçının katline fetva veren öteki müftü, seçim arifesi cemaati silahlanmaya çağıran partizan imam, cami kürsüsünden milletin namusuna şerefine de dinine imanına da uzatmadık dil bırakmayan maganda ağızlı vaiz, parti militanlığı adına tecavüz listesi yayınlayan cami derneği başkanı, ekrandan "15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık, bizim aile 50 kişiyi götürür, benim listem hazır" tehditleri savuran televizyon vaizesi, el kadar Kur'an kursu çocuklarından içimizdeki hainlere karşı yüreklerinde nefret beslemelerini isteyen eski Diyanet Reisi gibi örnekler nasıl duygular biriktirdi, toplum üzerindeki etkisi ne oldu?

Bunlar kayırma, koruma, cesaretlendirme görmeyip ibretlik örnek yapılsa böyle mi olurdu?

Şair üstadımız, kininin davacısı bir gençlik sipariş ediyordu. 'Acırsanız acınacak duruma düşersiniz' acımasızlığı türedi oradan. Akran zorbalığına karşı çocuklara doğru mesaj bunlarla mı verilecek?

Bakan Tekin dilerse İlim Yayma Vakfı Mütevelli Başkanı Bilal Erdoğan'a danışsın. Dindarların iyi insan olduğu yargısı niye bozulmuş, üstünde sergilediği örneklerle düzeltilebilir mi diye.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.