Cami kürsüsündeki magandalıkta son rezalet
Siyasette öfke belagati bir hitabet sanatı değilmiş. Düne dek aksini savunan ve her fırsatta uygulamalı örneklerini gösterenler şimdi bunu söylüyor.
Özgür Özel’in, iktidar saflarına geçmek üzere CHP’den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Özarslan’a WhatsApp mesajlarından sonra oldu. İktidar siyasetçileri ve propagandistleri öfke belagatinin kabul edilemezliği konusunda bir aydınlanma yaşıyor.
Muhatap ne kadar hak ederse etsin, hakaret savuran dili özel mesajlaşmada bile kınıyor, temiz siyaset adına reddediyor, her hâl ve şartta kötülüyorlar.
Buna ancak sevinilir, umarım kalıcı bir aydınlanma yaşıyorlardır, eski ayarlara bir daha dönmezler.
Ve elbette darısı, Diyanet camiasının başına.
Orada da böyle bir aydınlanmaya ve arınmaya ihtiyaç olduğu sır değil.
Dün, tam da bu gündem üzerine düşen habere bakın...
Mahalle magandası ağzını camiye, vaaz kürsüsüne taşıyan bir fenomen özentisi vardı. Ağzının bozukluğuna lâf edenleri de dine, Allah’a, kutsala düşmanlıkla suçluyordu.
Sanki din, Allah anlatmaktan geçinenler hâşâ dinin kendisiymiş gibi yerini karıştırıyor, kutsallık ve dokunulmazlık kazandığını sanıyordu.
Adını anınca gerize taş atmışsınız gibi üstünüze pislik sıçratan bulaşık bir tip. Seviyesine inemeyeceğiniz için adı lâzım değil ama eşkalinden kim olduğunu tanıyacaksınız...
Hani cübbe giyip cami hocası kılığına girerek vaaz kürsüsünden videolar çektiriyor, “bana ana avrat söven lağım ağızlı ahlâksız İslam düşmanları iyi izleyin” türü anonslarla da sosyal medyada paylaşıyor ya, işte o...
Milletin dinine, imanına, babalığına, analığına, erkekliğine, kadınlığına vaaz adı altında fütursuzca uzatmadığı dil, kusmadığı nefret, denemediği tahrik ve provokasyon mu kalmıştı?
Halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrikte ayrıcalığı var, ona suç değil serbest zannediyordu.
Yeni Diyanet İşleri Başkanının kaldırmasını beklediğim enkazdan biri de buydu.
TEHDİT VE ŞANTAJLA KAFA TUTMAYA DİYANET BOYUN MU EĞECEK?
Onun vaaz kürsüsüne çıkarılması, parazit bir konakçıya, ait olmadığı bir yerde konaklama izni vermeye benziyordu.
Diyanet buna neden katlanıyor, camiye pervasızca soktuğu partizan propaganda hatırına mı göz yumuyordu?
Haberlere göre ihraç dosyası, görevi Erbaş’tan devralan Arpaguş Hoca’nın önündeydi artık. Bakalım bu bozuk, çirkef, şirret mahalle magandası ağzından cami kürsüsünü koruyabilecek, temizleyebilecek miydi?
Dün bir de ne görelim, Diyanet’e dahi kafa tutup sosyal medya zorbalığı yapacak cürete ulaşmış. Sırtını sıvazlaya sıvazlaya kim azdırdıysa...
İhraç dosyasının imzada beklediği iddialarını sosyal medyada yalanlarken Diyanet’e aba altından sopa göstermiş. İki üst düzey Diyanet yöneticisinin yakınlarıyla ilgili “fuhuş ve FETÖ dosyası” bulunduğunu ama sümen altı edildiğini öne sürecek, bir videoyla ifşa edeceğini duyuracak kadar ileri gidebilmiş...
Saatler sonra da tehdit ve şantaj kokan paylaşımını silip, hatırlı bir büyüğünün ricası üzerine kaldırdığını söylemiş. Fakat yapacağı ifşayı yani karalamayı son kez ertelediğini bilhassa vurgulayarak...
Bu fenomen özentisi Diyanet görevlisi daha önce de Diyanet müfettişine, bir milletvekiline ve Diyanet’e saygısızca dümdüz gidebilmişti. Hakkındaki şikayeti dinlemeye Meclis’e, milletvekilinin ayağına nasıl giderler diye. Sırtını kime dayıyor, nereden güç alıyorduysa...
Diyanet’in böyle birini cami kürsüsüne çıkarmaya devam edip etmemesi neden mi önemli?
Din savunusu gibi göstererek saltanatı yüceltip cumhuriyete ve demokrasiye düşmanlığı körükleyen bir kaba yobazlığın, bir ham softalığın camiye nifak sokamaması için. Bölüp ayrıştıracak particilik fitnesinden cemaati, dini istismar eden siyasi propagandadan da vaazı uzak tutmak için.
