Çocuklarımızı Trump’ın elçisinden kim koruyacak?

Ucuz siyasi polemiklerden başınızı alıp okulların güvenlik, temizlik ve beslenme gibi gerçek ihtiyaçlarına el atmaya fırsat bulamazsanız olacağı budur.

Milli Eğitim, Bakan Yusuf Tekin'e bırakılamayacak kadar hayati sorunlarla boğuşuyor.

Okul saldırılarının araştırılması için haftaya Meclis komisyonu kurulacak. Partilerin ortak önerisi. Duruma el koyacaklar. Umarım göstermelik, yasak savıp zevahiri kurtarmakla kalmaz.

Camiye, okula partizan siyaset sokmakta beis görülmezken okul saldırıları mı siyasetin dışında tutulacaktı? Devlet gözetimindeki çocukların korunamayan can güvenliğine mi siyaset karıştırılmayacaktı?

Zaten siyaset bunu da yapmayacaksa ne yapacak, kapatsın dükkanı.

Daraltılacak, kısıtlanacak, yasaklanacak bir alan varsa o da çocukları güce, şiddete yönelten mesajlar ve ortamlardır.

Gücün, şiddetin propagandasını serbest salıp o alanı siyasi eleştiriye kapatmak teklif dahi edilemez.

Ajitasyona, provokasyona, halkı endişe ve infiale sevk etmeye geçit vermeden oturup sorumlu, sağduyulu, adam akıllı konuşmak zorundayız. Durum vahim ve âcil.

'DEMOKRASİ NEYİNİZE ANCAK GÜÇTEN ANLARSINIZ' MESAJI

Bakın; hem de biz acı bir okul saldırısı, bir akran katliamı üzerine çocukları şiddete teşvik eden, güce özendiren kötü örnekleri tartışırken Trump'ın elçisi dün bize ne mesaj veriyordu...

ABD’nin zevzek Ankara Büyükelçisi Barrack, Antalya Diplomasi Forumu’ndaydı. Yine lâfını bilmedi. Bizim için diyordu ki; bunlar güçten anlar, güce saygı duyar...

Kulağa antidemokratik geleceğinin farkında olduğunu bizzat belirtmesine mi yanarsınız, yoksa ardından şu söylediklerine mi:

"Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar, güç.

Eğer güç göstermezseniz, zayıflık gösterirseniz savunmada kalırsınız...

Bölgeyi incelerseniz işe yarayan tek şeyin, altını çiziyorum tek şeyin, Körfez'deki şefkatli monarşiler, güçlü liderlik rejimleri olduğunu fark edersiniz.

Bunun dışındaki her şey, yani o Arap Baharı süreci, sadece sönümlendi ve yok olup gitti.

Demokrasi ya da insan hakları adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise hüsrana uğradı.

Günün sonunda refah; İsrail'in, çıkarlarını Körfez’le ve bu köklü medeniyetlerle ortak bir paydada buluşturmasından geçiyor."

İSRAİL'E HOŞGÖRÜLÜ KRALLIKLAR ÖNERİYOR BÖLGEYE

Kısacası vazgeçin artık şu demokrasi sevdasından, demeye getiriyor. Neresinden başlayacaksınız...

Şürekası da aynen Trump gibi sultan ve saltanat seviyor, emirlerle veliahtlara bayılıyorlar.

Sadece bize, Orta Doğu'ya mı demokrasiyi çok görüyorlar? Hayır. Ellerinden gelse ABD'yi de bugün monarşiye çevirirler. Bunu da hoşgörülü monarşi, diye satarlar.

Kendileri kral olduğu sürece Trump ve adamları için krallıktan iyisi yok.

Kulak vereceğimiz ses, kurallar yerine krallık düzenlerinde yaşamayı öneren bu uğursuz boşboğaz olabilir mi?

Ne istediğini saklamıyor; halklarına rağmen İsrail'le dost geçinecek, ittifaka girecek monarşiler. Hoşgörülü monarşi gibi süslü bir tanımla da bunu şirinleştiriyor. Kime hoşgörülü, demezsiniz artık. İsrail'e bittabii.

Zaten İran'daki molla diktasının suçu da rejimin halkına acımasızlığı değil, İsrail'e hoşgörüsüz olması.

Yani sadece antidemokratik değil, düpedüz ahlâksız bir teklifle karşı karşıyayız. Halkına karşı güçlü ama ABD'ye zayıf; halkına hoşgörüsüz ama İsrail'e hoşgörülü kukla krallar istiyorlar. Ne isterlerse yaptıracakları krallar...

ABD, Irak savaşına giderken istediğini alamadığı için 1 Mart tezkeresini unutamamış olabilir mi? Çünkü elçinin güçlüden kastı; 'muhalefet engelliyor, Meclis'ten geçmedi, halk karşı, aşamıyoruz' gerekçeleriyle kendilerini uğraştırmayacak, demokrasi 'bahanesi'yle yormayacak, zorluk çıkarmayacak yönetimlere benziyor.

'MURSİ DEĞİL SİSİ GİBİ OLUN' KÜSTAHLIĞINA CEVABINIZI ALALIM

Tom Barrack, kendi tabiriyle "sınırları umursamayan", hak hukuk takmayan İsrail'e hoşgörülü davranacak güçlü adam rejimleri arıyor.

Baklayı ağzından çıkardı. Katledileni değil katledeni, Mursi'yi değil Sisi'yi örnek almaya çağırıyor.

Bize biçtiği siyasi tasarım, bölgeye layık gördüğü yönetim modeli, savunduğu Amerikan dizaynı işte bu. Kaba güçle hizaya getirmeyi kastediyor.

Oysa ihtiyacımız olan; çocuklarımıza güçlünün haklı olmadığı, haklının güçlü olduğu mesajı vermek. Üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü sağlamak.

Okullarında şiddet salgınının önünü alamayan küçük Amerika'lara dünyanın da bölgemizin de ihtiyacı yok. Kovboyculuk onların olsun, haydut ve zorba tarzlarını alsın başlarına çalsınlar.

Bize meşruiyetini halkların söz hakkından, özgür tartışmalardan, serbest seçimlerden, milli iradelerden yani hukuk tanımaktan alan yönetimler lâzım. Yoksa daha çok döveriz dizimizi.

Susturacaksak sorunlarımızı konuşacak siyaseti değil, Trump'ın hadsiz büyükelçisini susturalım. Hâlâ istenmeyen adam ilan edilmediği kabahat, bu kaçıncı küstahlığı!

YORUMLAR (9)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.