Hukuk ve demokrasimizin yolu Silivri’den nasıl geçiyor?

Gidişata bakmak için dün Silivri’deydim. İmamoğlu’yla birlikte 92’si tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davası 25. günündeydi.

Duruşmada denk geldiğim diyaloglardan bir kesitle vaziyeti anlatayım.

Savcı, Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’na kendi döneminden önce kaçak yapılmış restoranlara gidip gitmediğini soruyor...

Karaoğlu da “hepsi kaçak, hepsi kaçak Savcı Bey” diyor.

Bunun üzerine Savcı şöyle karşılık veriyor:

“Hepsi kaçak olması bir anlam ifade etmez. O zaman bu durumda biz bu tarz kaçak yapıları normalleştiririz yani.”

Karaoğlu ise boğaz hattı boyunca ne kadar işletme varsa hemen hepsinde bu tarz aykırılıklar olduğunu, bunların da 40 sene geriye gittiğini, kendi müdahalelerinin yeni yapılaşmalarla ve alınmış yıkım kararlarını ilerletmekle ilgili olduğunu anlatıyor.

Savcı diyor ki: “O zaman bir yerde şöyle oluyor, göz yummuş gibi bir durum oluyor.”

Karaoğlu da suçu eskiden kalan kaçaklara göz yummaksa niye yalnız kendisinin suçlandığını, önceki dönem sorumlulularının neden yanında yargılanmadığını demeye getiriyor.

Ardından İmamoğlu söz alıyor. Özetle üç hususa dikkat çekiyor.

Bir: Karaoğlu’nun, kaçak yapısı önceden kalma restoranlara hiç gidip gitmediği bile sorgulanırken o dönem sorumluları hakkında bir suç duyurusunda dahi bulunulmaması...

İki: Bu yaklaşımla tutuklu yargılamalar yapılırsa Türkiye’de ne bir belediye başkanı ne de bürokratın dışarıda kalabileceği...

Ve üç: Kamu görevi yapanlardan bu tür hesapların elbette sorulabileceği. Ama bir dizi aşamadan geçip suç bulunursa tutuklamaya varılması gerekirken en son başvurulacak tutuklamanın kendilerine en başta uygulandığı, sonra soruşturulup suç arandığı...

En sonunda İmamoğlu, Karaoğlu’ndan şuna cevap istiyor:

“Bırakın binayı, bizim dönemimizde bir tavuk kümesi dahi sıfırdan kaçak yapıldı mı, müsamaha gösterdik mi?”

Karaoğlu’nun karşılığı: “Tabii cevap vereyim. Benim dönemimde böyle bir durum söz konusu olmamıştır. Yani biz böyle sıfırdan herhangi bir kimseye kaçak inşaat yaptırmadık. Göz yumduğumuz herhangi bir yer de yok.”

Bu faslı Karar’dan Mustafa Karaalioğlu’yla beraber izledik.

Ara verildiğinde salondan ayrılırlarken İmamoğlu’nun yanı sıra Necati Özkan, Murat Ongun, Yavuz Saltık ve Buğra Gökçe ile Aykut Erdoğdu’yu gördük. Bizim durduğumuz tarafa bakıp fark edenlerle uzaktan selamlaştık. Tutuksuz yargılanan Mahir Polat’la da salona girerken karşılaşmıştık.

Fakat daha hukuk ve demokrasimizin yolu buradan AB’ye çıkar mı, dememe kalmadan ne yaşansa beğenirsiniz... Meğer AB de Türkiye’yi gözden çıkarmış, dedirten bir kriz...

AB’NİN YOLU SANKİ SİLİVRİ’DEN GEÇMİYORMUŞ GİBİ

Kambur feleğin işine bakın siz. Mahkemeden dönerken önüme çıkan ilk haber, AB’yle ilişki durumumuz hakkında olmasın mı!

AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, birliğin geleceğine tehditlerden söz ederken Türkiye’yi de Rusya ve Çin’le bir arada anmış.

Ankara açıktan tepki vermedi. Ancak alınıp gücendiği hissedilmiş ki Avrupa Birliğinden hemen düzeltmişler.

Anadolu Ajansına Türkiye’nin ağırlığı, büyüklüğü, etki alanı bakımından orada zikredildiğini, sözlerin bağlamından koparıldığını filan açıklamışlar.

Yoksa NATO müttefiki, AB aday ülkesi, kilit muhatap konumundaki önemli bir ortaklarını başkalarıyla kıyaslamazlarmış. Öyle demek istememişler, çarpıtılmış, açıklığa kavuşturacaklarmış, hiç olur muymuş öyle şey...

Ankara’nın; ikiyüzlülüğünden girip ahlâksızlığından çıkarak lâfını hiç esirgemediği AB’ye üyeliği aslında çok istiyormuş, can atıyormuş gibi alınmasına, gücenmesine mi şaşırırsınız...

AB’nin; aman darılmasınlar şimdi, diye Türkiye’nin üyeliğinden umudu aslında kesmemişler, iletişim kazasıymış gibi toparlama telâşına mı...

1999’da, eski Başbakan ve ANAP lideri Mesut Yılmaz, “AB’ye giden yolun buradan geçtiğine inandığımız için Diyarbakır’dayız” demişti.

Geçen ekim, AB ve Avrupa Konseyi işbirliğiyle yüksek yargımız Diyarbakır’da toplanmıştı. Hani Yargıtay ve AYM başkanları, tüm yargıyı AYM’nin âdil yargılanmayla haksız tutukluluk kararlarına uymaya çağırmıştı ya, o toplantı işte.

Oysa o yol yalnız Diyarbakır’dan değil, artık Silivri’den de geçiyor. Ve tutuksuz, âdil yargılanmayla ilgili AYM, AİHM kararları hâlâ uyulmayı bekliyor.

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.