Kalem mahkumu olacağına kader mahkumu ol

Cumhuriyet’ten Barış Pehlivan, cezaevine geri çağrılıyor. MİT’in Libya şehidinin cenaze haberinden tutuklu yargılanıp 3 yıl 9 ay hapis cezası almıştı.

6 ay yattıktan sonra çıktığı denetimli serbestlik, yanmış. Bir Yargıtay üyesinin adını kodladığı yazısına, hakaret davası açıldığı için.

Yazı, mahkeme kayıtlarına dayanıyormuş. Davanın nasıl sonuçlanacağı da henüz belli değil.

Yine de hakkında yeni bir dava açıldı diye Pehlivan, 8 aylığına tekrar cezaevine davet ediliyor.

Kesinleşmiş cezası olup Kovid-19 iznine çıkarılan azılı suçlular için infaz indirimi, güncellendi. 5 yıl ve daha az cezaları kaldıysa açık cezaevine geri dönmemeleri isteniyor. Kapalıda yatıyorlarsa da denetimli serbestlik ve şartlı tahliye süreçleri, 3 yıl öne çekiliyor.

Ama caniler, silahlı saldırganlar, tecavüzcüler, uyuşturucu satıcıları, hırsızlar ve rüşvetçiler gibi kader mahkumları için geçerli bu indirimler. Kalem mahkumları gibi hainler, yararlanamıyor.

Ne diyorsunuz, isterse henüz suçları kesinleşmemiş olsun. Kalem sanıkları; tutuksuz yargılanma hakkından, kelepçesiz gözaltına alınmaktan dahi yararlanamıyor.

Diyarbakır’da gözaltına alınan 16 gazeteciyle ilgili bir dava vardı. Soruşturmayı açan savcıyla mahkeme hakimlerinden birinin karı-koca olduğu yazılmıştı. Yazanla Twitter’da o haberi paylaşan gazeteciler de gözaltına alındı. Yazan tutuklandı, paylaşanlarsa adli kontrolle bırakıldı. Hükmen tutuklu sayıldılar yani.

Evlerinin basıldığını, kelepçelendiklerini de unutmayın.

Esenyurt’taki tekel bayii vahşetinin bir numaralı sanığı olsalar kelepçe gerekmeyebilirdi. Ama değiller ve kalem, silahtan daha tehlikeli görülmeye devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a rağmen nasıl oluyor peki?

2018’de MHP lideri Bahçeli, kader mahkumlarına affı gündeme taşımıştı.

Kırgızistan dönüşü, uçakta Erdoğan’a soruldu

“Kader mahkûmları meselesini anlamış değilim” diye başlayan şu cevabı verdi:

“Cezaevlerinde ciddi manada bir doluluk var, kabul ediyoruz. Tüm bunlara rağmen bir şey yapalım derken öbür tarafta mağdur, mazlum meydana getirmeyelim.

İlke şu; devlete karşı işlenenlerde devlet, bu yetkiyi kullanabilir. Ama şahıslara karşı işlenen olduğunda, orada devletin böyle bir af yetkisi kesinlikle yoktur.”

Gelin görün ki o tarihten bu yana iki kez infaz indirimine gidildi. İkisinde de devlete karşı işlendiği iddia edilen suçlar, kapsam dışı bırakıldı.

Devlet; sadece şahıslara karşı işlenen cinayet, tecavüz, yaralama gibi suçların yatış sürelerini düşürdü. Hani hakkı, yetkisi yoktu!

İdam gelse kimi asıp kimi salacakları, cezaevlerinin kimden boşaltılıp kimle doldurulduğundan belli olmuyor mu?

BATI’NIN ETKİ AJANI DA OLABİLİRSİNİZ

Kader mahkumluğu da kalem mahkumluğu da sizden uzak dursun istiyorsunuz, diyelim...

Yolu cezaevinden geçmeyen bir ikbal arıyorsanız Batı’nın etki ajanı olmayı da seçebilirsiniz. Bugünlerde yine revaçta.

5 yıl önce hamaset cinneti geçirdiğimiz dönemin söylemiydi. Batı’da okumaya gidenlerimiz, güya etki ajanı olarak aramıza dönüyordu. Görevleri, büyük ve güçlü Türkiye’yi önlemekti.

Hani devleti yönetenler; bu gizli ihanete, bu sinsi tehlikeye karşı biz halkı uyarıyor, uyandırıyordu.

Tabii başaramadılar. Ezanları susturup bayrakları indiremedi hainler.

Ve Türkiye Yüzyılı başladı.

Batı’da okuyanlar artık hain değil, pek makbuller. Hatta İngiliz bankerlerinde, Amerikan merkez bankası Fed’de çalışanları daha makbul. Kurtarıcı olarak görülüp baş tacı ediliyorlar.

5 yıl önce Batı’nın etki ajanı olmakla suçlanacak kariyerler, bugün ekonomimizi kurtarmak için göreve çağrılmış bulunuyor. Geleceğimiz onlara emanet.

Türkiye Yüzyılı’nda ihtiyaç duyduğumuz ehliyet ve liyakat buysa neden siz de dünya vatandaşı olmayasınız!

YORUMLAR (56)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
56 Yorum