Sistemin hız ile imtihanı

Kişi hükümeti modeli ve tek başlılıkla yönetiliyoruz. Bütün yetkiler tek elde toplanalı, 5 yıl oldu.

Cumhurbaşkanlığı sistemine neden geçmiştik? Hızlı karar alma ihtiyacından.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sistem değişikliğini bu ana gerekçeyle savunmuş ve referandumda oy istemişti.

Aziz millet de ne yetki istediyse vermişti. Artık cumhurbaşkanlarının hiçbir bahaneye ve mazerete sığınma hakkı kalmamıştı. Başarmaktan başka çareleri yoktu.

Peki sistem, deprem felâketinde bu temel vaadini yerine getirdi mi?

10 Şubat 2017'den 10 Şubat 2023'e, hızlı karar almada ne değişti? Süreci ve sonucu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan dinleyelim:

10 Şubat 2017:

"Mevcut yönetimim sistemimiz sadece askerî darbelere değil, onunla birlikte siyasi ve ekonomik krizlere açık yapısıyla bizi hedeflerimize ulaştırmakta yetersizdir, hatta buna engeldir. Hızla karar alma ve güçlü uygulama ihtiyacını karşılamak için, yönetim sistemimizi değiştirmekten başka çaremiz yoktur."

10 Temmuz 2018:

"1 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle; Anayasa'mızın verdiği yetkiye dayanarak, yeni yönetim sistemimizin çatısını resmen hayata geçirmiş olduk. Ne bizim ne de bizden sonra gelecek olan cumhurbaşkanlarının, yürütme görevi konusundaki aksaklıklar, eksiklikler konusunda milletimize karşı öne sürebilecekleri bahaneleri kalmamıştır.

Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'na verdiği yürütme görevleri ve bununla bağlantılı yetkiler konusunda, hiçbir mazerete sığınma hakkımız bulunmuyor. Bunun için milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek için gece gündüz çalışacağız.”

7 Şubat 2023:

"Arama kurtarma faaliyetlerinin ve sonrasındaki çalışmaların süratle yürütülebilmesini temin için, Anayasa'nın 119'uncu maddesinin bize verdiği yetkiye dayanarak OHAL ilan etme kararı aldık. Deprem yaşanan 10 ilimizi kapsayacak ve 3 ay sürecek bu kararla ilgili Cumhurbaşkanlığı ve Meclis süreçlerini hızla tamamlayacağız."

9 Şubat 2023:

"Bugün Meclis'teki oylamayla OHAL yürürlüğe girmiş olacak. Bu ne getirecek? Bu süreci istismar eden, yolsuzluklar yapan, tefecilere karşı OHAL ile müdahale etme imkanı devlete vermiş olacak. Bazı yerlerde maalesef marketlere, AVM'lere yağmalama çalışmaları oluyor. Bunlara OHAL ile müdahale etme imkanı olacak."

10 Şubat 2023:

"Tüm resmi ve sivil arama kurtarma ekipleriyle, dünyadan gelenlerle çalışmalar sürüyor. 94 ülkeden gelen yardım teklifleri çerçevesinde ekipler ülkemize gelmeyi sürdürüyor. Müdahaleleri arzu ettiğimiz hıza ulaştıramadığımız bir gerçektir."

Başka söze gerek yok, yorum sizin.

DEPREMZEDE ÇOCUKLARLA PR FOTOĞRAFI

'Neredesin ey sistemin varlık sebebi hızlı karar alma, bu kez hangi mazeretin arkasında kaldın' diyenlere, cevap hazır.

Çünkü "sadece Cumhuriyet tarihimizin değil, coğrafyamızın ve dünyanın en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıyayız."

Oysa 9 Ekim 2019'da, tatbikatı bile yapılmıştı. Kahramanmaraş Pazarcık merkezli, 7.5 büyüklüğünde bir deprem senaryosu, o gün prova edilmişti. İçişleri Bakanı Soylu, AFAD karargahından başarıyla da yönetmişti.

Ama 4 yıldır beklenen, hazırlanılan depremden daha şiddetli, 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem oldu. Tek değil. Onun için müdahalede arzu edilen hıza, ilk bir haftada ulaşılamadı. Öyle mi?

Yoksa arama kurtarmada gecikmeler yaşanmaz, yardımlar aksamaz mıydı? Koordinasyon, saat gibi dakik mi işlerdi? Organizasyonda arzu edilen hıza, ilk günün ilk saatlerinde tıkır tıkır ulaşılır mıydı?

Tam da en lâzım olduğu zamanda, sistemin hızlı karar alma kabiliyetinden, felâketin büyüklüğü yüzünden mi yararlanamadık yani? "Asrın felâketi" olduğu için mi?

Alttan alta telkin edilen, bu.

Fakat...

3 ay önceki Düzce depreminde ölçek, bir ilçe ve 5.9'la sınırlıydı. Arzu edilen hıza yine ulaşılamamıştı. AFAD, kendi raporunda itiraf ediyordu.

Paltosu, beresi, atkısıyla sımsıkı giyinmiş koca koca iktidar seçkinlerinin önüne montsuz, kabansız, üşümüş depremzede çocukları dizmekle örtülecek, saklanacak gibi değil. Sempati de kazandırmaz, aksine resmi daha sevimsizleştirir.

Haber kanalı sunucusuna her gece bir kişisel PR videosu yayınlatmak, "Cumhur İttifakı olarak sahadayız" rezaletini toparlamaya yeter sanmak gibi.

Kadraja girme, kendini gösterme gayretkeşlikleri gözlerden kaçıyor zannedilmesin.

PR kampanyasının, makyaj çalışmasının, enkazdan oy ve imaj kurtarmanın ne yeri, ne sırası.

Böyle günde de milleti değil kendini, nasıl göründüğünü düşünür mü siyasetçi?

YORUMLAR (119)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
119 Yorum