Türkiye’de değişim meselesi

Devran hızlı döner…

Sandığımızdan ve umduğumuzdan çok daha hızlı…

1960'lardan bu yana yaşanan değişim, siyaset, kültür, teknoloji, etik, yaşam standardı, düşünce, sanat gibi konularda, son 200 yılda yaşanan tüm değişimlerden daha etkili, daha çabuk, daha altüst edici oldu.

İmkanlar, araçlar, akıl yürütmeler bakımından iki aynı evren gibi…

Bir ampulün keşfini düşünün, nelere yol açtı. Gece gündüz arasındaki net ayrımı bitirdi, çalışma saatlerini etkileri, sosyal ilişkileri geliştirdi…

Dünya ve teknoloji değişirken insanı değiştirmesi de kaçınılmaz. İnsanın eski açıklama araçlarının, eski ideolojik cihazlarının yeni girdilerle anlamsızlaşması, mevcut bilgilerinin yeni bilgi ve bulgularca aşılması da öyle…

Tarih; bilimin öyküsüyle, bilginin ideolojilerinden arınma çabasının paralel gittiğini gösterir.

Bilgide kalıcılığın süreklilik içinde değişim olduğuna, değişimin sonsuzluğuna, bilginin yüzyılları içeren kolektif niteliğine işaret eder.

Bilgi, bilim ve kolektif olan için geçerli olan, konjonktürel ve tekil insan için hayli hayli geçerlidir. Uzay fiziği ve fiziki antropoloji için geçerli olanın siyaset, düşünce ve kültür için kat be kat geçerli olması gibi...

Bunun içindir ki, insanın ve insan düşüncesinin, duruşunun değişimi doğal, hatta sağlıklıdır.

Ne var, insanve toplum hayatında değişim ne denli kurucu bir unsur ise değime direnç de öyledir. Direnç, değişimin niteliğini beliryecek kadar önemli husustur ve önemli ölçüde zihniyete gönderme yapar. Ya da şöyle söyleyelim: Değişimin arkasında da sert bir çekirdek vardır. Çok zor değişen, her teknolojik değişime uyum sağlayan bir çekirdek: Zihniyet…

Zihniyet-değişim-direnç ilişkisinden söz açılınca iki ayrı değişim istikametini vurgulamak da kaçınılmaz olur.

İlki zihniyete değen bir değişim türüdür. Ham ideolojik refleksiyonların yerini, topyekûn mantığı reddeden, bilgiden ve değişimden kotarılmış kavramların, bu kavramlara dayanan yargıların almasını, akıl yürütme tarzının değişmesini tarif eder.

İkincisi zihniyet tarafından kuşatılmış bir türdür. Akıl yürütme değişmez. Değişin sadece dış kabuktur. Bir dönemin ideolojik düşünce şemsiyesinin yerine, yeni döneme uygun bir ideolojik şemsiyenin yerleştirilmesidir, örneğin.

Birincisi özgürleşmeye işaret eder, ikincisi aşırı siyasallaşmayı ifade eder.

Savunulan; birincisinde insanlık tarihinin kazanımı olan binlerce yıllık erdemlerdir; ikincisinde ise lider, devlet, millet gibi aşkın özneler ya da nesnelerdir.

Türkiye’de değişimden istifade edilmesine ve değişime maruz kalınmasına rağmen ona karşı karşı tavır, alerjinin temelinde bu değişmez yatar

Bir ideolojiden diğerine zıplayan; faydacı, çıkarcı, hatta yaşlı bir değişim türünü yücelten bu zihniyetin en vahim tarafı, kendi güzergâhını değişimin ta kendisi olarak tanımlaması, değişim kavramını tekel altına almaya çalışmasıdır...

Türkiye'nin sorunu sadece otoriter yönetim anlayışını devlet bekasının olmazsa olmaz koşulu olarak kabul eden, devlet bekası ideolojisini siyasetin tartışılmaz ekseni kılan kurumlar ve birimler değildir.

Aynı zamanda çıkar ve fayda adına malum zihniyeti sürekli güncelleştirerek onların kendisini yeniden üretmesine zemin hazırlayan, lojistik siyasi ve sivil desteklerdir.

Dün buradaydık, hala buradayız…

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.