Bizdeki ve dünyadaki kasveti dağıtmanın yolu

Türkiye yeni yıla hayli karamsarlıkla girdi. Çok yönlü bir kasvet hali bizdeki.

Ekonomi bir kısım insan dışında herkesin ilk şikayet konusu. Yılın ilk günü açıklanan zamlar kasveti daha da artıracağa benziyor. İlan edilen zamlar, güya artırılan asgari ücret ve bu yıl ödenecek maaşların yeni miktarları ile mukayese edildiğinde, daha ilk günden mali açıdan bireysel yenilgi anlamına geliyor.

Sadece ekonomik sıkıntılarla yüz yüze kalınsa neyse…

Dış politik sorunlar ile onların içeriye yansımaları da içimize ferahlık vermiyor. Her alanda bir kuşatılmışlık hissi hepimizi esir almış gibi. Çıkış yolu görmek ve göstermek kendilerinden beklenecek olanlar bunu yapabilecek durumda değiller; zorlanan suskunluk görüşlerin serbest dolaşımının yerini çoktan aldı çünkü.

Zor günlerden geçiyoruz ve çıkış yolu bulmakta zorlanıyoruz.

Bizde durum böyle de yakın ve uzak coğrafyamız sanki farklı bir görünümde mi?

Küresel sorunlarla küresel çözümler üreterek baş edilebileceği yolundaki iyimser yaklaşım iflas etmiş durumda; küresel bir geriye gidiş var ve bu da her ülkeyi etkisi altına alıyor.

“Ne zamandan beri?” sorusuna cevap arayınca küresel bir salgın olan ‘Kovid’ gerçeği karşımıza çıkıyor…

Kovid en sağlam görünen ekonomileri bile sarstı; birlikte hastalandık, ancak sonrasında her ülke Kovid’in tetiklediği dertlere ve sorunlara küresel çözüm yolları arayışına girmek yerine, kendi başının çaresine bakmayı önceledi.

Siyasi alanda daha önceleri denenmiş ve bütün dünyaya kara günler yaşatmış, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan savaşlara yol açmış ideolojik saplantılar her ülkede yeniden filiz vermiş gibi…

İlk iki küresel savaşta verilen milyonluk kayıplar üzerine “Bir daha asla” keskinliğinde oluşturulmuş uluslararası kurumların şu andaki hallerine baksanıza…

Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere o kurumların bugün isimleri var cisimleri yok gibi… Kendini karşısındakinden güçlü gören, güçsüz saydıkları karşısında kural tanımaz davranışa bürünebiliyor.

Güçlü ne yaparsa yapsın yanına kâr kalıyor, cezalandırılamıyor.

Ülkelerin sorunlarını, o ülkelerin yönetimlerinin ve halklarının haklarına tecavüz de ederek ve zarar vermekten de çekinmeyerek başka ülkeler çözme yoluna gidiyorlar.

Egemenlik lafta kaldı. Uluslararası hukuk bir anlam taşımıyor.

Karmaşadan en kârlı çıkacağa benzeyen ülke ABD, ancak onun da kurucu babalarının bugüne kadar uygulanan kuralları sayesinde oluştuğu bilinen ‘hür dünyanın lideri’ olma iddiası artık büyük çapta geçersiz…

Avrupa Birliği çatısı altında toplanmış ülkeler bu birlikteliği anlamsız bulmaya başladı. Üye ülkelerin herbiri ayrıştırıcılığı benimsemiş liderlere sahip bugün. KUral aşınması orada da hakim.

NATO derseniz, oradan da bir süredir çatırtılar duyuluyor; Avrupalı üyeler Avrupa dışındakiler karşısında kendilerini yalnız hissettikleri için, farklı askeri ittifaklar oluşturma alternatifi arayışındalar.

Dünya küresel lider olma iddialı üç ülke -ABD, Rusya ve Çin- arasında çıkması beklenen büyük çatışmaya kilitlenmiş durumda. Bu beklenti nüfusu az ama iddiası büyük İsrail’in kendi küçük hesaplarını hayata geçirmede işine yarıyor.

Kuralsızlık genel kural halini alıyor…

Böyle bir ortam dünya tarihinde pek çok kez kendini belli etmiş ve her biri büyük maliyetlere yol açmıştı.

Her coğrafyanın halkları, bu gidişin gidiş olmadığını bilip ona göre kendi haklarının çiğnenmesine müsaade etmez ve kurallı bir dünya idealinden vazgeçmeye “Dur” diyerek temel değerlere yeniden sahip çıkarlarsa, ancak böyle bir yol tutulursa, şimdiki vahim durumun önüne geçilebilir.

Aksi halde, bu dönemin insanları, gelecek dönemlerin insanlarının hayatlarını kendi elleriyle tehlikeye atmış olacak.

Kasvetli bir tablo mu bu?

Evet öyle…

Durdurulamaz mı?

Elbette durdurulabilir.

İnsanların fareli köyün kavalcısı masalındaki gibi körü körüne davranışlar sergilemekten vazgeçip, başta ahlaki/etik normlar olmak üzere temel insani değerlere sahip hale gelmeleri, onları yönetim kademelerine de yansıtarak ülke liderliklerini oluşturmaları ve küresel sorunlara çözümleri birlikte arama refleksine sarılmaları gerçekleşebilirse, bu kötü muhtemel tablonun gerçeğe dönüşmesi durdurulabilir.

Her bir ülkeden başlayacak yeni bir iradeyle…

Zordur tabii, ama 2016 bunu başarma yolunda atılacak ilk adımın gerçekleşeceği yıl pekala olabilir.

Neden olmasın?

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.