Devlet aklı, derin devlet, görünmeyen el…

Bugünkü Türkiye siyaseten ilginç bir ülke; bir sürü ıvır zıvır konu ciddiyetle tartışılırken, gelişmeleri yorumlamaya da yarayacak konular ya hiç ele alınmıyor ya da hak ettiği oranda değerlendirilmiyor.

Cansu Çamlıbel’in T24’te yayımlanan CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığı sebebiyle de önemli ismi Bülent Kuşoğlu ile yaptığı mülakata ilgi 24 saat bile sürmedi.

Okuyanların dikkatleri tek bir konu üzerinde yoğunlaşmış görünüyor; mülakat boyunca yeri düştüğünde kullanılan ‘devlet aklı’ kavramı üzerinde…

Dünya literatürüne ülkemizin katkıda bulunduğu ‘derin devlet’ kavramı fazlasıyla komplocu göründüğü için olacak, ‘devlet aklı’ demeyi yeğlemiş Kuşoğlu

Kavramla kastının ne olduğu sorulduğunda şu cevabı veriyor:

“Devlet aklı’ndan ben devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor. İşte o, devlet aklı.”

Her ne kadar bu cümleleri ardından “Derin devlet gibi bir şeyi kastetmiyorum” demiş olsa bile akla hemen ‘derin devlet’ kavramını getiren bir anlamlandırma bu…

‘Derin devlet’ yakın tarihte bizden kaynaklansa bile hiç umulmayan başka bir coğrafyada, şimdilerde dünyayı toza dumana kavuşturan bir politikacı tarafından, işine her geldiğinde kullanılan bir kavram…

Donald Trump, özellikle başkanlıktaki ilk döneminde kavramı sıkça kullandı; yeniden adaylığını ‘derin devleti tasfiye’ amacıyla açıkladı; şimdilerdeki icraatlarına bakan taraftarları onun her yaptığını o amacıyla açıklamaktalar…

‘Derin devlet’ ansiklopedilerde ülkemize mal edilse de kavramın bayağı eski sahipleri var. En bilinen de ‘kapitalizm’ denildiğinde ilk akla gelen isimlerden olan Adam Smith (1723-1790). Smith kavramı ekonomik alanda ilk elde açıklanamayan gelişmeleri anlamlandırmak için kullanıyor.

Verdiği isim de ‘invinsible hand’ (Görünmeyen el).

Fena bir isimlendirme değil bu ve Kuşoğlu’nun yakın tanıklarından olduğu olaylara atfen duyduğu kuşkuları anlamlı kılmaya daha yakın…

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte önemli görevler üstlenmiş kadrolar -İttihatçılar- ona göre ‘devlet aklı’nı temsil etmekteydi. Yabancıların eli söz konusu değilse ‘devlet aklı’ dediği görünmeyen elin devreye girmesinden rahatsızlık hissetmiyor Kuşoğlu.

Hatta, 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a karşı yarışa giren Kemal Kılıçdaroğlu’nun %48 oyla seçimi kaybetmesinin de görünmeyen ‘devlet aklı’ tarafından gerçekleştirildiğine inansa da…

Anlattıklarını Cansu Çamlıbel şöyle özetlemiş:

“2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Bey’in oyu yüzde 50’nin üzerindeydi; orada bir şeyler oldu, ispatlayamadığımız şeyleri söylemedik(..) Devlet seçimleri %2 oranında manipüle edebiliyor, Cumhurbaşkanı seçiminde etki daha da yüksek olabiliyor.”

Gelelim mülakatta ele alınan konular arasındaki en kritik noktaya…

Şu anda siyasi alanda yaşananların, her ne kadar farklı farklı yüzlerle karşımıza çıksalar da, pek telaffuz edilmeyen, hatta telaffuzundan kaçınılan bir konuyla ilintili olduğu görüşünde Kuşoğlu:

O görüş şu: Tayyip Erdoğan sonrası hazırlığı içerisinde ‘devlet aklı’; AK Parti ve CHP’de yürütülen mücadeleler devlet içerisindeki farklı kesimlerin mücadelesi aslında…

En iyisi kendi sözlerinden aktarayım Kuşoğlu’nun görüşünü:

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece Erdoğan üzerine inşa edilmiş vaziyette. Ondan başka hiç kimsenin bu rejimi, bu sistemi götürmesi mümkün değil. Dolayısıyla Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre. Doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor onu bilmiyoruz. Sıkıntımız orada.”

‘Görünmeyen el’ veya ‘devlet aklı’, özellikle hem global zeminde hem de yerelde köklü değişikliklerin kapıda olduğu kritik dönemeçlerde devreye giriyorsa, günümüz ortamında değişimin CHP’ye dönük yüzünde kim olumluyu, kim önündeki engeli teşkil ediyor; Özgür Özel ne tarafa, Kemal Kılıçdaroğlu ne tarafa düşüyor?

Yoksa ‘devlet aklı’ gerekçesi kayıpların mazereti olarak mı kullanılıyor?

Kılıçdaroğlu’nun mülakatın çıktığı gün Merkez Yönetim Kurulu’na genel başkan yardımcısı ve sayman olarak atadığı Kuşoğlu’nun ‘devlet aklı’ tezini okuyup görünmeyen bir elin katıldıkları seçimlerde kaybetmelerini sağladığını öğrendiklerinde, CHP kadroları rahatlamışlardır herhalde.

Külliye kadrolarının ise, CHP’nin önemli bir isminin kendileri için uygun gördüğü ‘devlet aklı’ isminden rahatsızlık duyduklarını sanmam.

Yakın çevremle paylaştığım bir tezim için Kemal Tahir’in 50 küsur yıl önce (1969) yayımlanan bir romanını -Kurt Kanunu- çıkış noktası olarak kullanıyorum. Bu yazım üzerinde düşünürken, bir baktım, Yalçın Doğan’ın da aklına Kemal Tahir’in bir başka romanı -Yol Ayrımı- gelmiş…

En iyisi rahmetlinin külliyatını yeniden okumak…

NOT: Birkaç günlüğüne sizlerden izin istiyorum.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.