Edebi metinleri herkes anlamaz; Bahçeli’nin konuşmaları da öyle…
Liderler eskiden pek ortada görünmez, ancak önemli bir mesajları olduğunda kamuoyu önüne çıkarlardı. Yılda bir kez TV’de yaptığı ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasından veya Meclis’in her yeni yasama yılının başlangıcında çıktığı kürsüden önemli mesajlar alırdık…
Biraz hareketli ortamlarda da basın toplantısı düzenlerdi lider…
Geçti o günler…
Şimdi günde birkaç kez bir vesile bulup kısa-uzun konuşma yapıyor liderler, partilerinin grup toplantısında milletvekilleri önüne çıkıp mesajlarını halka iletiyorlar…
Basın toplantısı kavramını en son işiteli herhalde birkaç on yıl oldu.
O kadar çok konuşmaya mevzu nasıl bulunuyor?
Her liderin bir -bazen birden fazla- konuşma yazarı var. O kişilerin işi, liderin önüne çıkacağı halk kesitine uygun, günün anlam ve önemini de yansıtan metinler hazırlamak…
Lider kürsüye çıktığında, iki tarafına konmuş cam panellere bakarak, oradan akan metni kitlelerle paylaşıyor…
Konuyu bana düşündüren Trump’ın Kongre üyeleri ve devletin ileri gelenleri önünde yaptığı ‘Ulusa Sesleniş’ konuşması oldu.
Trump basın toplantısı yapmıyor; ziyaretçileri ile görüşme öncesi veya sonrasında konuğun ülkesinden gelmiş basın mensuplarına da soru hakkı verilen kısa görüşmelerle idare ediyor…
Daha çok X/Twitter’a rakip olarak kendisinin kurduğu ‘Truth Social’ platformundan mesajlar paylaşmayı yeğliyor Trump…
Konu üzerinde düşünürken dikkatim son zamanlar ne dediğini büyük bir merakla izlediğim MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yöneldi.
Hiç kuşkusuz kendisinin de katkılarıyla hazırlanıyor Bahçeli’nin konuşmaları; onun da konuşmalarını kaleme alan bir veya birden fazla mahir yazarı olmalı…
Edebi bir dili var konuşmalarının… Başkalarını dinledikten sonra ne dediklerini tam anlayabilmek için metni yazılı haliyle okumam da gerekiyor; oysa MHP liderinin pek çok cümlesi belleğimde tazeliğini uzun süre koruyor.
Ekim ayı sonlarına doğru -kesin tarih: 22 Ekim 2024- partisinin grup toplantısında yaptığı ‘Terörsüz Türkiye’ adıyla anılan süreci başlatan konuşması mesela…
Hayır, Abdullah Öcalan’ın Meclis’e gelerek DEM grubundan PKK’ya silah bırakma tavsiye etmesini içeren çağrı bölümü değil o konuşmanın, o bölüm de belleğimde hala taze, ancak asıl unutulmaz olan, konuşmanın şu bölümü:
“Yeri gelir elimi uzatır, müşterek ve milli değerlerde toplanma çağrısı yaparım; yeri gelir vatan için, millet için, bayrak için, ezan için, devlet için başımı uzatır, şehadet şerbetinden tadımlık değil kana kana doyumluk içerim. Türkiye Cumhuriyeti’nin âli menfaatleri uğruna her vasatta temel ve ortak değerler etrafında el ele tutuşmaya, elimi uzatmaya varım ve hazırım.”
Şiir gibi değil mi?
Herkes benim kadar dikkatli olmak zorunda değil, ancak yine de anlatmak istediğimi zihinlerde hemen canlandırıverecek, kendi parti grubunda konuşmuş olsa bile mesajın muhatabının iktidar ortağının grubu olan o adeta kafiyeli cümle herhalde hatırlanacaktır.
Şu ifade: “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir!”
Hakikaten net bir cümle…
Ancak edebi metinlerde, cümleler ne kadar açık seçik olsa dahi, her okur kendi payına düşen kadar ifade edilenden yararlanır ya, siyasi hayatta da öyle bir durum olabiliyor…
MHP liderinin ne dediğini ben anlayabiliyorum, okurlarım da anlıyordur; fakat MHP grubunun komşuları anlamakta zorlanıyorlar…
Liderinin edebi konuşma metninden sonra yardımcısının söyleneni kendi üslubuyla bazen bir kezden de fazla tekrarlama ihtiyacı duyduğu oluyor.
İçinde ‘huzur, umut, makam, yuva’ sözcükleri yer alan şiirsel cümle AK Partililer için fazla bir anlam galiba taşımıyor.
Anayasa Mahkemesi (AYM) başkanlarının basınla buluştuklarını uzun meslek hayatımda ancak bir-iki kez görmüşümdür; oysa AYM’nin şimdiki başkanı Kadir Özkaya, Ankara’daki Vilayetler Evi’nde verdiği iftar davetinde gazetecilerle buluşup Bahçeli tarafından Meclis çatısı altında dile getirilmiş tezi, bir yüksek yargıç olarak hukuki çerçevesine yerleştirmiş…
Özkaya, yanlış hatırlamıyorsam, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile AYM kararlarına uyulması gerektiğini daha önce de söylemişti.
Bahçeli’nin temennilerinin yerine gelmesi biraz da AİHM ile AYM kararlarının uygulanmasıyla ilgili.
Tabloya bakıp MHP ile AK Parti arasındaki bağın kopacağını düşünenler yanılır; iki parti ve liderleri arasındaki bağ kolay kopacak cinsten değil çünkü.
Siyam ikizleri gibiler…
MHP’nin metin yazarları daha çok yorulur…
Güzelim metinler boşa gidiyor diye üzülüyorum…
