Tarihin dönüm noktasındayız: ABD geriliyor…
Bugün dünyada meydana gelmekte olan gelişmelere, sanki yalnızca günümüze özgü, geçmişte yaşananlarla hiçbir irtibatı bulunmayan, kişisel özelliklerin ağırlık taşıdığı olaylar olarak bakanlar fazla.
Mesela bizler de, bulunduğu bölgede -Avrupa ve Ortadoğu’da-, Türkiye’nin, dünyanın önde gelen bir ülkesinin -Osmanlı Devleti’nin- mirasçısı olduğunu ve Osmanlı’nın bu ağırlığını tarih açısından uzunca sayılabilecek bir süre içerisinde kaybettiğini unutuyoruz.
ABD’nin şimdilerde karşı karşıya olduğu gerileme ile Osmanlı’nın lider olma özelliğini kaybetmesi süreçleri arasında benzerlik yok mu?
Beni bu benzerlik üzerinde düşünmeye zorlayan, dünya finans çevrelerinin gazetesi sayılan Financial Times’ta karşıma çıkan, Janan Ganesh imzalı, başlığı “Gerileyen bir süpergüç söz konusuysa her zaman tetikte ol” diye çevrilebilecek yazısı oldu.
Donald Trump’ın saldırgan bir üslupla sürdürdüğü zorlamalarını, bir güç gösterisi olmaktan ziyade, ABD’nin süpergüç olmaktan giderek uzaklaşmasına bağlıyor Ganesh…
ABD bu gerileme durumuna Trump ile gelmedi, ondan önceki bir-iki başkan döneminde başlayan bir süreç bu. Yakın zamanlara kadar ABD ekonomik ve teknolojik olarak dünyanın en güçlü ülkesiydi, bu yüzden şimdi yaşanana ‘gerileme’ gözüyle bakılamıyor. Oysa, olan o. Tıpkı bir yüzyıl önce İngiltere’nin gücünü elinden aldığı gibi, şimdi de kendi gücünü başkalarına -özellikle de Çin’e- kaptırıyor ABD.
[Liderliğe geçtiği dönemde ABD’nin doğruları fazlaydı, Çin’in ise günümüzde aynı durumda olduğu söylenemez.]
FT yazarının ‘Tetikte olmak gerek” uyarısının sebebi belli: Gücünü kaybedip sıradanlaşmakta olan ülkeler, gerileme sürecine girdiklerinde, kibirden ve hesap yanlışlıkları yüzünden akıldışılıklar sergileyebiliyorlar…
İngiltere, 1956’da Süveyş kanalına el koyma girişiminde bulunurken, öyle bir süreç içerisindeydi yazara göre.
Okurlarından Prof. Dominic Lieven, Ganesh’in tezini biraz daha pekiştiren bir katkıda bulunmuş. Ona göre de, zamanlarının ‘süpergücü’ sayılan Almanya, İngiltere, Fransa gerileme sürecine girdiklerinde, karşı karşıya kaldıkları sorunlara kibirle yaklaşıyor ve panikle hareket ediyorlardı.
Birinci Dünya Savaşı’na kendi yerini alarak Rusya’nın geçeceği endişesiyle girmişti Almanya…
Günümüzde Trump, ilkel bir üslup kullandığı için fark edilmiyor, ama aslında ülkesi gerileme sürecine girdiği için tepkisel davranıyor…
Bu tahlilden çıkartılacak ders açık: Trump ülkesinin bu gerilemesinin farkında; hareketinin ismi bile bu farkındalığı yansıtıyor: MAGA… Yani, ‘Amerika’yı Yeniden Büyük Yapalım’…
Artık eskisi kadar büyük olmadığının ilanı bu ABD’nin…
Gerilemeyi saldırganlığa başvurarak önleyebileceğini sanıyor Trump… Tarih bir yol göstericiyse, arzusunu gerçekleştirmesi pek mümkün değil.
Önümüzdeki dönemde yanlış adımlar atmaz ve son yıllarda elde ettiği başarılarını sürdürürse, Çin, yakın zamana kadar ABD’ye atfedilen ‘süpergüç’ olma özelliğini ondan devralabilir…
Yıllar önce katıldığım bir uluslararası toplantıda, çoğunluğu teşkil eden Amerikalı katılımcılar, Çin’in dünyanın yeni yükselen gücü olma ihtimalinden ‘tehdit’ olarak söz ediyorlardı.
Pekin’in ‘süpergüç’ haline gelme tarihi olarak 2050 yılını belirlediğini, ABD ve müttefiklerinin yanlış adımlar atmalarını o tarihe kadar bekleyeceğini öngörmekteydiler.
Karşı-hamle olarak tavsiyeleri, 2050’den önce Çin’in erken doğuma zorlanması olmuştu.
[Charles De Gaulle dönemi bakanlarından Alain Peyrefitte’in ‘Çin Uyanırsa’ (1996), New York Times yazarı Nicholas Kristof ile eşi Sheryl WuDunn’un ‘Çin Uyanıyor’ (1994) adlı kitapları var. Yıl 2026, Çin yeni uyanıyor.]
Gerileme durdurulur veya durdurulamaz, süpergüç statüsünün yeni sahibi Çin olabilir veya olamaz; önümüzdeki dönemde sürecin alacağı biçime bütün dünya tanıklık edecek.
Janan Ganesh’in tarihi örneklere dayanarak çerçevesini çizdiği ‘gerilemekte olan süpergüçlerin yanlış adımlar attığı’ tezi her ülkenin yönetimleri açısından önem taşıyor.
Avrupa’nın büyük güçleri gerilemelerini durdurmak bir yana, birbiri peşi sıra yanlış adımlar atmışlardı. Bugün Almanya, Fransa ve İngiltere ikincil önemde ülkeler haline geldiklerinin farkındalar. ABD, Trump’ın ağzıyla üçüne geri statülerini sürekli hatırlatıyor.
İlk büyük savaşa girmeseydi Hitler’e yol açılmayacak, her iki büyük savaşta kaybetmeyecekti Almanya. Cemal Abdünnasır tarafından millileştirilen Süveyş’i ele geçirmek için yanına İsrail ile Fransa’yı alıp savaş çıkarmasa bir süre daha güçlü görünebilecekti İngiltere.
Ha bugün ha yarın diye İran’a saldırmaktan söz edip duran Trump’ı müdahalede tereddüde sevk eden, kendi çizgisine yakın gazetelerde çıkan yazılarla uyarılması olabilir.
Şimdikine benzer ortamlarda ‘orta güç’ sayılan ülkeler şanslı hale gelebiliyor. Türkiye bu süreci pekala lehine kullanabilir.
