Tehlikeli bir oyun
ABD’yi İsrail’de büyükelçi sıfatıyla temsil eden Mike Huckabee’nin kendi ülkesinin öndegelen gazetecilerinden Tucker Carlson’a verdiği mülakatta söyledikleri, Filistin ve Gazze konusuna önem verenleri rahatsız etti.
Günlerdir tartışılıyor konu.
Huckabee’nin söylediklerinde yeni bir şey yok aslında: İsrail’in gerçek sınırlarının şimdikinin çok ötesinde olması gerektiği, Nil’den Fırat’a uzanan geniş toprakların İsrailoğullarına Tanrı tarafından vaat edildiği ve bunun için gerekirse çocukların ölümünün de gözardı edilebileceği kendisini ‘siyonist’ olarak tanımlayanların bir inancı…
ABD’nin siyasetçi kökenli büyükelçisi Musevi değil, kendisini ‘koyu Hıristiyan’ olarak tanımlayan, geçmişte papazlık yapmış biri…
O tanıma giren Hıristiyanlar da, aynen Huckabee gibi, ‘siyonist’ sıfatını hak ediyor…
Donald Trump da söylem ve eylemleriyle Huckabee’den farklı düşünmediğini her fırsatta belli ediyor. Hiç beğenmediği selefi Joe Biden de, İsrail sevgisi sorgulandığında, kendisinin ‘siyonist’ olduğunu övünerek dile getirmişti.
Bir genelleme yapmak gerekirse, ABD’de başkan, senatör, Temsilciler Meclisi üyesi olmak, hatta yerel siyasette önemli bir yere gelmek veya toplumda söz sahibi olmak isteyen, İsrail-Filistin ihtilafında yanlış tarafta yer almamak zorunda.
ABD’de, yukarıda yaptığım genellemeye uymayan günümüzde iki önemli kişi var. Biri, New York’un yeni seçilen belediye başkanı Zohran Mamdani, diğeri de Huckabee’nin karşısına oturarak tartışılan sözler söylediği gazeteci Tucker Carlson…
Evet, Carlson, Gazze’deki kıyım sırasında ve halen, İsrail konusundaki karşı tavrını, hem de en yakınlarından kendisine yöneltilen tehdit kokulu eleştirilere rağmen belli etmekten geri durmayan bir gazeteci…
Ülkesinin İsrail’e milyarlarca dolar akıtmasını, her yanlışını sonuna kadar desteklemesini, soykırımına göz yummasını sert bir dille eleştirdiği gibi, ‘komplocu’ olarak yaftalanmaktan çekinmeyerek İsrail’in taraf olduğuna inandığı başka konuları da ele almaktan geri durmayan biri Tucker Carlson…
Carlson, şu yakınlarda, dört bölümlük bir belgesel ile, 11 Eylül saldırılarına ilişkin resmi açıklamalardaki gariplikleri işlerken, bir kamyonet üzerinde kulelerin yıkılışını dans ederek izleyen beş Mossad ajanının serbest bırakılmalarını sorguladı.
Orada da durmadı, Kennedy suikastının işlendiği sırada (1963), İsrail’in yeni başlattığı nükleer çalışmalara ABD’nin Katolik başkanının engel olmak üzere İsrail başbakanı David Ben-Gurion’a gönderdiği tehdit içeren mektuplardan da söz etti.
Adeta suikasttan İsrail’i suçlar gibiydi.
Bir programında Holokost ile kuşkular belirtti Carlson…
Meslek hayatının en uzun bölümünü CNN ve Fox News kanallarında geçirmiş Carlson’un şimdiki İsrail-karşıtı yeni süreci, İsrail’i ve kendilerini ‘siyonist’ olarak tanımlayan Amerikalıları rahatsız ediyor…
[Huckabee mülakatından dönerken Tel Aviv Havalimanı’nda sorgulandı Carlson…]
O zaman şu soruyu sormak kaçınılmaz oluyor: Mike Huckabee gibi Trump’ın İsrail’e büyükelçi atadığı biri, nasıl oldu da tarafı belli Tucker Carlson’un mülakat talebini kabul etti?
Görüşüm şu: Muhafazakar kimlikli ama sorgulayıcı yeni görüşleriyle vaktiyle içerisinde yer aldığı çevrelerde daha da fazla tartışılan ve programlarıyla ülke gündemini belirleyen Carlson özellikle seçilmiş olabilir. Hatta mülakat fikri Carlson’dan değil bizzat Huckabee’den gelmişse hiç şaşırmam.
Huckabee herhangi başka bir gazeteciye mülakat vermiş ve aynı sözleri sarf etmiş olsaydı, söyledikleri şimdiki kadar tartışılmazdı.
Fikir kime ait olursa olsun, mülakat bence işe yaradı.
Önce olumlu boyuta bakalım: Trump ve yakın çevresinin birinci dönemde başlayıp ikinci dönemde hızlandırdıkları dünyaya yeni bir biçim verme çabalarının en önemli bölümünü teşkil eden Ortadoğu planında, merkezde İsrail’in bulunduğu gerçeğini görmeyenler de görmeye başlamış olmalı..
Ütopik Nil’den Fırat’a değil, ama şimdilerde Filistinliler tarafından yurt edilmiş toprakları da içine alan coğrafyanın bütününe İsrail’in yayılma niyeti; bunun için de Gazze ve Batı Şeria’nın Filistinliler’den arındırılması… Plan bu ve Huckabee planı açık etmiş oldu.
İkinci önemli boyut da, mülakat verenin ve ona bunu yaptıranların niyetiyle ilgili: Huckabee’nin söylediklerinin yakın ve uzak çevreden nasıl bir tepkiye yol açacağının gözlenmesi…
Daha önce açık edilmemesine özel gayret sarf edilmiş “Filistinlilerden arındırılmış İsrail Projesi”, ABD büyükelçisi sıfatlı biri tarafından, hem de çok aşırı ütopik bir talep haline sokularak dile getirildi; bakalım buna etraftan nasıl tepkiler gelecek beklentisiyle…
Birkaç çevre ülkesi yönetiminin yaptığı ortak açıklamayı tepki sayarsak, ilk verilen tepkinin fazla ciddiye alınır bir tarafı olmadığı açık.
Tehlikeli bir oyun oynanıyor ve bunun engellenmesi gerekiyor.
