Trump’ın sevgi sözcükleri…

Artık alışkanlık halini aldığı için olacak, dünyanın her tarafında en çok konuşulan kişi olan ABD başkanı Donald Trump’ın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilgili sevgi sözcükleri bizde yeterince ele alınmıyor.

En son, iki gün önce gazetecilerle bir araya geldiğinde, hiç gereği yokken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon konuşması gerçekleştireceğini açıkladı Trump.

Dediği şu: “Kendisini çok sevdiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok önemli bir telefon görüşmem var.”

Liderler, başka ülkelerin liderleriyle ilgili hislerini henüz görevdeyken açıklamaz, hislerini yüksek telif karşılığı yazacakları anılarına saklarlar.

Clinton öyle yaptı, Obama da…

[Belki Joe Biden’ı ayrı tutmak gerekir. Türkiye’ye başkanken gelmeyen Biden’in Erdoğan ile görüşmeleri zirvelerde gerçekleşebilmişti.]

Trump-Erdoğan arasındaki ilişkinin sevgi boyutu başkalarının da dikkatini çekiyor.

Önemli bir ülkenin, kendisini ‘dünya lideri’ olarak tanımlayan başkanı tarafından sevilmek kötü bir şey değil elbette. Tam tersine, dikkatli bir zeminde yürütülürse o ilişkinin yararı yalnızca ABD ile Türkiye arasında olumlu sonuçlar doğurmakla kalmaz, Türkiye’nin başka ülkelerle ilişkilerini de olumlu etkiler.

İyi de bu sevgi nereden kaynaklanıyor?

Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç kez yüz yüze görüştüler, çoğu kez de telefonla konuşuyorlar. Yakın arkadaşı Tom Barrack’ı Ankara’ya büyükelçi ve Suriye temsilcisi olarak gönderdi Trump, onun aracılığıyla da iki lider arasında mesajlar gidip geliyordur.

Yine de sevgi sözcükleri için bu kadarı herhalde yeterli sayılamaz.

Daha çok, ilk döneminde hayli sıradan bir başkan olarak görülmüş olan Trump, ikinci dönemine ancak dört yıl aradan sonra erişebilmişti. Arada geçen dört yılı Türkiye ve AK Parti yönetimi üzerinde yoğunlaşarak geçirdiğini düşünmek için elde hayli örnek var.

Trump yalnız sevmekle kalmıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, pek çok alanda onu taklit de ediyor.

Örneklerin son birkaçına bu gözle bakmakta yarar var.

Trump başkanlığa ikinci kez seçilince, ülkenin yerleşik yerel ağırlıklı güvenlik anlayışını, özellikle Demokratların elindeki eyaletlere gönderdiği federal güçlerle -National Guards- takviye ederek değiştirmeye başladı.

Bir de, göçmen ve gümrük denetimi için özel bir güvenlik gücünü (ICE) devreye soktu.

Minneapolis’te güpegündüz bir genç kadını-Renee Nicole Good’u- öldürebildi bir ICE görevlisi. Olaya yönelik protestolar halen devam ediyor; ancak Trump olayın hemen ertesinden başlayarak güvenlik görevlisine soruşturma açılmasına karşı çıkan tavrından milim gerilemiyor.

Beş yıl önce, Trump’ın ilk döneminde, yine Minneapolis’te, bir zencinin -adı: George Floyd- polis tarafından öldürüldüğü olayda, protestolar üzerine geri adım atılmış, ölüme sebep olan polis yargılanarak ağır cezaya -21 yıla- çarptırılmıştı.

Yeni olayda, öldürülen kadından yana protestolara katılan yerel yönetimden önemli kişiler Adalet Bakanlığı tarafından soruşturmaya tabi tutuldu, bu amaçla geçmiş seçim kampanyaları sırasında aldıkları bağışlar FBI tarafından incelemeye alındı. Minneapolis valisi Tim Walz, Temsilciler Meclisi üyesi Ilhan Omar ve birkaç yerel politikacı hapse düşebilir…

Dünkü gazetelerden, Trump’ın şahsi avukatlarından genç bir kadını -Lindsey Halligan- Adalet Bakanlığı’nda önemli bir göreve atadığını, siyasi rakiplere sert davranmadığı için kadının yine Trump tarafından görevden alındığını öğreniyoruz.

Bir hafta önce de, Washington Post gazetesi muhabiri Hannah Natanson’ın evini bastı FBI; ona haberi sızdıran kaynağı öğrenebilmek için…

Şakası yok Trump’ın…

Ekonomik haberleri ve yorumları dikkatle izlenen Financial Times gazetesi, geçen gün, Trump’ın Merkez Bankası başkanı Jay Powell’a uygun gördüğü baskı ile görevden uzaklaştırma kampanyasını Türkiye’de Murat Çetinkaya’nın Merkez Bankası başkanlığından uzaklaştırılmasına benzeten bir haber-yorum yayımladı.

Gazete, o olaydan sonra göreve getirilen başkanlar yüzünden ülkemiz ekonomisinin derin sorunlar yaşadığını hatırlatıyordu Trump’a…

Bir kez daha tekrarlayayım: İki başkanlık dönemi arasındaki dört yılı, Türkiye’de çeyrek asrı bulan AK Parti iktidarını yoğun biçimde çalışarak değerlendirdiği anlaşılıyor Trump’ın…

Uygulamaları ABD’de tekrarlanmaya değer bulduğu da…

Ağzından dökülen sevgi sözcükleri, son bir yıl içerisinde birkaç kez bir araya gelişinde, telefon görüşmeleriyle veya Barrack’ın taşıdığı mesajlarla oluşmuş hislerden çok, aradaki dört yılın çalışmalarında edindiği derslere dayanıyor gibi…

AK Parti büyükleri de zaten, “Eskiden başkalarını takip eden ülkeydik, şimdi ise taklit ve takip edilen ülkeyiz” demiyorlar mı?

ΩΩΩΩ

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.