Yanlış yerde ne işimiz var?

Öylesine çok yönlü iç hesaplaşmalarla meşgulüz ki, bizi ilgilendiren dış gelişmeleri yeterince takip etmiyoruz.

Mesela Gazze’de yaşatılanlar artık fazla ilgimizi çekmiyor.

Geçen ekim ayında ilan edilen ateşkesten bu yana İsrail askerlerinin açtıkları ateşle 922 Gazzelinin hayatlarını kaybettiğini, 7 Ekim 2023’ten bu yana öldürülen Gazzeli sayısının 73 bine ulaştığını bilenimiz az.

Kurban bayramının ilk üç gününde altısı kadın ve yedisi çocuk olmak üzere 26 Filistinli Gazze’de öldürüldü. Duyduk mu?

Önceki gün, 30 Mayıs’ta, Amerikan AP haber ajansı, İsrailli timlerin minibüslerini Gazzelilerin üzerine sürdükleri haberini geçti. Ajans muhabiri Sam Mednick İsrailli askerlerle konuşmuş. Meğer Netanyahu Gazze’de bir hat çizmiş ve belli belirsiz hattı geçen herkesi öldürme izni vermiş…

Dahası da var.

Birleşmiş Milletler (BM) dayanamayıp savaş alanında cinsel şiddet uyguladığı için İsrail’i sonunda kara listeye aldı.

‘Cinsel şiddet’ ırza geçmenin resmi adı oluyor……

BM genel sekreteri António Guterres’in verdiği bilgiye göre, 18’i 2024 yılında, geri kalan 13’ü ise 2025 yılında olmak üzere, İsrail askerleri 31 Filistinli’ye cinsel şiddet uygulamış…

Guterres de Trump tarafından kara listeye konulabilir.

Francesca Albanese’nin başına geldiği gibi…

Albanese, BM’nin işgal altındaki topraklarıyla ilgili raportörü. Kadın, 2024’te, İsrail’in Gazze’de yaptıklarının ‘soykırım’ olduğunu raporlaştırmıştı. Bir yıl sonra da, -Haziran 2025’te- yine BM adına hazırladığı raporunda, ABD’nin Microsoft, Alphabet ve Amazon gibi dev firmalarının, İsrail’in işgalciliğinden ve Gazze’de yaptıklarından çıkar sağladıklarını kayda geçirdi.

Sonuç?

Trump yönetimi 14203 sayılı başkanlık kararnamesiyle Albanese’yi ‘dikkatle izlenmesi gereken şahıs’ olarak ilan etti ve Amerikan kişi ve kurumlarının onunla iş tutmasını yasakladı.

İrtibatlı olduğu Washington DC’deki Georgetown Üniversitesi de, yaptırıma muhatap edildiğini bahane edip, Albanese’nin ilişkisini dondurma yoluna gitti.

Filistin konusu, şakası yok, ‘dokunan yanar’ tarzı konulardan…

Yalnızca İsrail’in suçlarını sergileyerek çıkarlarına dokunanlar değil, kıyılarına yaklaşanlar bile ‘düşman’ muamelesi görüyor…

Hangi ülkede siyaset yapıyor olsa ABD ve İsrail’e başka siyasilerin göstermekten çekindiği karşı çıkışlarda bulunan, Gazze’de ‘soykırım’ yüzünden ticaret yasağı koyan, Sumud filolarına eskort gemiler gönderen İspanya başbakanı Pedro Sanchez de Trump-Netanyahu ikilisinin dolaylı hışmına uğrayanlardan…

Sanchez’in eşi, kardeşi yolsuzluk iddialarına muhatap edilip kendilerini birdenbire yargının ilgi alanında buldular.

Gazze’ye doğru denizden birbiri ardına yola çıkan uluslararası gönüllülerin oluşturduğu Sumud filoları açık denizde seyrederken İsrail askerlerinin baskınına uğruyor, gemilerdekiler insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılıyor, içlerinde Türkiye’den de katılımcılar bulunduğu halde durumları dert bile edilmiyor.

Tersi oluyor ama…

Hatırlayalım: Donald Trump Dünya Ekonomik Forumu için Davos’a gittiğinde, Gazze barış planı ile ilgili olacağını duyurduğu bir kurul oluşturmuş, kurula üye olması için davet ettiği 62 ülkeden aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 25 ülke davetini kabul etmişti.

Dışişleri bakanı Hakan Fidan, çoğu en yetkili isimlerce temsil edilen diğer ülke devlet adamları arasında yer aldı ve kurulu oluşturan sözleşmeye bir milyar dolarlık taahhütle imza attı.

“Gazze içinse, iyi niyet taşıyan her girişimde bulunmakta yarar var” diye düşünüldüğü için olacak, kurul fazlaca tartışılmadı bile…

Bir de ne görelim, Netanyahu’nun teşviklerine kanıp bir çırpıda dize getireceği sanısıyla savaş açtığı İran ile başa çıkmaya çalışan ve çıkış yolu bulmakta zorlanan Trump, geçen hafta dikkatini başkanı olduğu ‘Barış Kurulu’ alanına çevirdi ve kurul üyesi ülkelerin İsrail ile normalleşme sürecine girmeleri talebinde bulundu.

Normalleşme için önerdiği de ‘İbrahim Mutabakatı’na katılmak…

Türkiye’nin ismini en başta telaffuz etti Trump

Gazze’de ‘soykırım’ yaptığı BM tarafından açıklanmış, Uluslararası Adalet Divanı tarafından da onaylanmış olan İsrail ile yumuşama mı?

Hadi oradan…

Türkiye buna ne tepki verecek diye beklerken Hakan Fidan’dan garip bir açıklama geldi.

Eğer İsrail 1967 sınırlarına dayalı bir Filistin devletini tanırsa yumuşama olabilirmiş…

İsrail şu anda Filistin, Suriye ve Lübnan’dan toprakları işgali altında tuttuğu gibi, İran’a, Lübnan’a saldırıyor da…

Yarın ilgisinin nerelere kadar uzanacağı ise belli değil.

Doğru olan, Trump’ın İbrahim Mutabakatı davetini duyunca, “Biz yanlış yerdeymişiz” diyerek ‘Barış Kurulu’ adlı yapıdan çekilmekti.

Türkiye’ye o tavır yakışırdı.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.