Vergi almayız, malınızı alırız!

Bugün ülken için ne yaptın? Koltuğunu veya çok sevdiğin iktidarını korumak için mi çalıştın yoksa vatanının geleceği için tarihe not mu düştün?

Hayat kısa ve çalışmak zorundayız. Biliyoruz ki bugün ekeceğimiz tohumları yarın çocuklarımız biçecektir. Onun için zehir ekmek yerine besleyici bir gelecek bırakmak bizim evlatlarımıza en büyük görevimizdir.

***

ABD ve İsrail’in birlikte İran’a saldırdığı günlerde “Türkiye için kısa vadede acı ama uzun vadede büyük fırsatlar var” demiştim.

“Dubai’nin artık bizim Fikirtepe’den farkı kalmaz. Bölge İran’ın etkisi altına girer ve yabancı sermaye için cazibesini kaybeder” öngörüsünde bulunmuştum.

Nitekim de öyle oluyor.

Artık Dubai, İran’ın bir havan mermisi uzaklığında. Ne ABD ne İsrail oraları korur. Hatta bölgedeki Suudi Arabistan dahil artık risk altındadır. Petrolün sanal zenginliği İran’ın bir füzesine bakıyor.

O günlerde yalvarırcasına şu önermeyi dile getirdim: “Türkiye kuzeyinde ve güneydoğusunda yanan savaş ateşlerine karşı barış adası olabilir. İlk anda KAÇILAN ÜLKE oluruz ama barış adası olursak FIRSAT ÜLKE olabiliriz. Bu açıdan ilk adımı yurt içinde barışı sağlayarak atabiliriz.”

Fırsat ülke olmamız için önce içeride barışmamız gerekiyordu. Siyasi rakiplerini hapse atmış bir ülke barış ülkesi olamaz. Hatta “Terörsüz Türkiye” hedefi de tam bu fırsatın bir parçası olabilir.

EYT VE EMEKLİLİK ÖRNEĞİ

Yakın tarihte böyle yalvarırcasına iktidarı uyardığım bir başka mesele de EYT emekliliğiydi.

O günlerde defalarca yazılar yazdım. EYT’yi çıkartın veya çıkartmayın meselesi değildi. Sistemi düzenleyin ve sonra ister EYT’yi çıkartın isterse çıkartmayın diye yalvardım adeta. Önermem çok basitti: Ne kadar pirim ödedin=kaç yıl emekli maaşı alacaksın? Bu formülü oluşturalım ve sonra EYT’yi çıkartalım. “İsteyen emekli olsun isteyen çalışmaya devam etsin” dedim. Yeter ki çalışanın kaybetmediği bir sistem kuralım.

İktidar tarafından bir tane akıllı çıkmadı. 1 kişi dahi “sistemi düzeltelim de EYT’yi ondan sonra çıkaralım” demedi. Şimdi şikayet edenlere bakın. Mehmet Şimşek dahil 1 kişi sistemin özüne dahi dokunmadan sadece boş boş şikayet ediyor.

Neyse… EYT ve emeklilik konusunda önermelerim o tarihli yazılarımda durmaktadır. Öğrenmek isteyen okuyabilir.

Gelelim şimdiki konumuza.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı. Yabancı sermayeye büyük kıyaklarımız olacakmış. “Gelin” diyorlar.
“Para getirin yeter ki, vergi vs de almayacağız” diyorlar. Amaç Körfez’den kaçan sermayenin adresi olmak.

Hatta yeniden ‘Varlık Barışı’ bile çıkartıyoruz. Hani mafya vs. para getiriyor ya… İşte onları da çağırıyoruz yine.

PANDEMİ FIRSATI KAÇTI

Türkiye yakın tarihte bir kez daha “Fırsat Ülke” olmuştu. TİM Başkanı Mustafa Gültepe bu konuya dikkat çekiyor: Pandemi esnasında Uzakdoğu ticaretinin riskleri gözleri Türkiye’ye çevirmişti. İhracatımız 160 milyar dolardan 226 milyar dolara hızlı bir artış gösterdi.”

Pandemiden hemen sonra başlayan bu fırsatı maalesef sürdüremedik. 2021-2023 dönemi fırsat fırtınası söndü gitti.

Şimdi yeniden fırsatız.

Uzakdoğu ticaret yolları Hürmüz Boğazı ile beraber yara aldı. AB’nin kapısında fırsat ülke yine Türkiye.
Ve hem Körfez’den kaçan sermayeyi hem de ticarette AB ülkelerini kendimize çağırıyoruz.
Muhteşem bir şey!..

Ama arkası boş bir çağrı.

HUKUK VE MÜLKİYET GÜVENCESİ

Sermaye neye bakar?

Önce risk ve kârına bakar. Yani kâr oranı düşük olan ülkeler ve sektörler olabilir. Riski düşükse oralara gidilebilir. Ama riski yüksek olan yerler ve sektörler için yüksek kâr oranı beklenir. Bu doğal bir işlemdir.

Mesela; şu anda Türkiye’ye yatırım olarak gelmeyen yabancı sermaye sıcak para olarak geliyor. Hatta sıcağın sıcağı para da diyebiliriz. “Neden sıcağın sıcağı?” derseniz bunu MB rezerv verilerinden görebiliyoruz: Yaprak esiyor, 20-30 milyar dolar hoop diye çekip gidiyor sonra hemen geri geliyor.

Çok aşırı döviz giriş-çıkışı olan ülkeyiz.

Yıllık kredi faizi %55 ama kur artışı %19. Böyle kâr hiçbir yerde olmaz. Tefeci faizi veriyoruz.

O yüzden yabancı geliyor ama en küçük esintide bile çekip gidiyor.

Kalıcı sermaye için demokrasiden önce “Mülkiyet Güvencesi” gelir. Aslında bizim gibi ülkelerde demokrasi, özgürlük ve mülkiyet güvencesi beraber ölçülüyor.

Grafikte “Mülkiyet Hakları Endeksi” görülüyor. Çin’den daha düşük seviyedeyiz. Ve sürekli irtifa kaybediyoruz.

Özellikle 2014 sonrası başlayan çöküş 2020 sonrası hızlanıyor.

TELE-1 OLAYI

Son yıllarda çıkan yasalar ile ne duruma geldiğimizi gösteren önemli bir örnek TELE-1 vakasıdır.

Merdan Yanardağ yılların birikimi ile bir TV kanalı kuruyor ve haber kanalları içinde ilk 5’te yer alıyor.

Merdan Yanardağ bir savcı-hakim kararı ile tutuklanıyor. Ortada henüz ispatlanmış hiçbir şey yok.

Hatta Merdan Yanardağ henüz yerel mahkeme karşısına bile çıkmış değil. Tutuklandığında kayyum atanan TELE-1 şimdi satışa çıkartılıyor.

Peki, yarın kimin malına el konulmayacağının bana tek bir garantisini söyleyin. Ülkenin en büyük holdinglerine bile bu yöntem ile çok rahat el konulabilir. Zaten benzer holdinglere el konulmadı mı?

Bazı el konulan holdinglere iktidar yakınlarından ortaklar, yönetimlere eklemeler gelmedi mi?

Ya da yarın iktidar değiştiğinde muhalefet bugün gelen sermayeye “darbeye destekten” el koyamaz mı?

Bu yasalar ve savcı-hakimler ile çok rahat koyabilir.

Kısaca “vergi almıyoruz” dediğimiz sermaye yarın “mallarıma el konulabilir” riskiyle neden gelsin ki?

Garanti eden yasa mı var?

Yasa olsa da garanti eden kurumsal yapı mı var? Yani yasaları dinleyen yönetim mi var? AİHM ve AYM kararları mı uygulanıyor?

Sizce Mehmet Şimşek, EYT konusunda uyaranları dinlemediği gibi bu konuda da bilgisiz midir? Mülkiyet güvencesi yerlerde sürünen bir ülkeye MALINA ÇÖKÜLEBİLİR riski ile hangi yabancı sermaye gelir?

Sizce…

m-lkiyet-haklar.jpg

pandemi-ihracat.jpg

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.