Back To Top
Sorunumuz Tanzimat mı kafa yapısı mı?

Sorunumuz Tanzimat mı kafa yapısı mı?

 - Son Güncelleme: 03.07.2019 Çarşamba 10:12
- A +

Bugünlerde ara sıra TV’lerdeki ilgili tartışmalara ve köşe yazılarına bakıyorum da tekrarlanan seçimden sonra İslamcılar ve gelenekçiler diye bilinen çevrelerde bir ağız değişikliğinin, -sürmesini gönülden arzuladığım- bir özeleştirinin başladığını görüyorum. İptal olayının yanlışlığını söyleyenlerden bazıları meseleyi iktidar partisinin kaybı üzerinden tartışıyorlar. Konunun siyasi yönü üzerine laf etmek bana düşmez. Ahlâkî bakımdan doğru olan, iptalin öncelikle hukuk kuralları, prensipleri ve teamülleri bakımdan doğru mu yanlış mı olduğunu değerlendirmektir. İptal hukuken isabetliydi veya değildi; onu da uzmanları bilir. Ama önemli olan şu ki, aklı başında bir ülkede, aklı başında insanlar, eğer iptalde ve sonrasında hukukî ve ahlâkî yanlışlar yapıldığını söylüyorlarsa bunu seçimden önce de konuşmalıydılar.

***

Bu seçimler üzerine okuduğum hayli karamsar birkaç yazıda “gençlerin İslam’ı terk ettiği, ülkeyi de terk etmeye yöneldiği” gibi -bana göre- hem haksız hem de tehlikeli iddialar ileri sürülüyor. Gençlerin bir kısmının İslam’a ilgilerinin azaldığı iddiaları varsa da bunun nedeni olarak Tanzimat’la başlayan değişim sürecini göstermek yanlıştır. Çünkü bu, öncelikle Tanzimat ve ardından gelen süreçlerle bir zihniyet değişimine gitmeye neden ihtiyaç duyulduğunu görememe anlamına gelir. Kısaca söylemek gerekirse Tanzimat ve diğerleri sebep değil, kaçınılmaz sonuçlardı. Tanzimatçılar ve sonrakiler, her şeyin temeli olan eğitimden başlamak üzere, bütün kurumlarımızın demode olduğunu ve bu ülkeyi yaşatma kabiliyetini yitirdiğini, hatta ülkeyi çöküşe götürdüğünü gördüler. O zamanın medreseleri bile buna itiraz edemiyorlardı; edenlerin de seslerini duyuracak halleri yoktu.

Şimdi olan nedir? Bugün “Ülke ruhunu kaybediyor” diyen arkadaşlarımız, öte yandan Osmanlı’nın çöküşünün birinci sebebi olan medrese nostaljisiyle yatıp kalkıyorlar; medreseleri geri getirme, imam-hatip okullarını ve ilâhiyat fakültelerini medreseleştirme derdindeler ve bu yolda epeyce de mesafe aldılar. Nasıl ki vatandaşımız kanun kural demeden, -mesela- belediyelerin sabah kaldırım kenarlarına diktiği dubaları birkaç saat sonra kırıp atıyorsa, aynı şekilde bazıları da içinde neler yapıldığı bilinmeyen binalara kanun kural tanımadan “medrese” tabelaları asıveriyorlar. Karşılığında da seçim sıralarında efendilerinin önünde diz çöküp himmet isteyenlere dua edip oy vereceklerini açıklıyorlar (verip vermedikleri bilinmez).

***

Dürüstçe soralım: Tanzimat, laiklik, Cumhuriyet fikirlerini aldığımız ülkelerin hangisinde böyle kanunsuz kuralsız işler oluyor? Kurala saygı sadece İslam’ın emri değil, evrensel insan aklının ve vicdanının ürünü olan tüm yasaların da buyruğudur. Öyleyse sorun ne dinimizde ne Tanzimat’ta ne de diğer çağdaş kavram ve kurumlardadır; sorun bizim kafamızda; “İşime, menfaatime, ideolojime, partime, cemaatime… uyuyorsa kuralı tanırım, uymuyorsa çiğner geçerim” diyen, bir türlü değiştiremediğimiz zihnimizde ve eğitimimizdedir. Siyasetçisinden cemaatine, Kemalist-cumhuriyetçisinden -sözde- sivil toplumuna kadar bizler sübjektif, duygusal, ayrıştırıcı ölçülerimizi objektif, aklî, ayırımsız yasaların, kuralların önüne geçiren bu zihin ve kafa yapısından kurtulmadığımız sürece -bugünlerde seçim öncesinde ve sonrasında izlediğimiz gibi- bir o yana bir bu yana yalpalamaya devam edeceğiz. Bu zihin ve kafa yapısı yüzünden kim bilir kaç göbekten beri dedelerimizin, babalarımızın çektikleri sıkıntıları biz de çekiyoruz. Hiç olmazsa çocuklarımızın, torunlarımızın çekmemesi için gelin hep birlikte bir şeyler yapalım.

Bunun için önce biz ve gençlerimiz, hepimiz, çoğunlukla masum “İslam” kavramını kullanılarak sürdürülen bu sorunlu zihniyeti, bu kafa yapısını sorgulamalıyız. Bu yapının, ilâhî takdir uyarınca içinde yaşadığımız çağ ile, bu çağın şartları, olguları ve ihtiyaçlarıyla uyuşmadığı gerçeğini Kur’an’da bildirilen iki ışık ile, aklımızın ve inancımızın ışığıyla görmeli ve artık bu sorunu aşmalıyız.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi. . 05 Temmuz 2019 20:22
Hepsi güzel de..Aşk lazım Aşk. .Kanunlar, Kurallar Şartlar,Prensipler getirin,getirelm , getirsinler olmaz oglu olmazdir ...olamaz,olmayacak,olamayacaktır. !...Denizi tarif ederek Dalgıç olunmaz. :)))..Ilk önce Dalgic lazım. .Denize dalacak islanacak Diplere giderek İnciler çıkaracak sonra bizleri yavas,yavas kendi yaşadığı tecrübelerden geçirerek İnci cikarttiracak. .orda bir köy vardır, o koy bizm köyümüzdür. Gitmesekte,gormesekte o köy bizim köyümüzdur. .koro halinde seslendiriyoruz. ..:))))..
H.K. 04 Temmuz 2019 09:59
Hocam, temel sorun geri kalmışlık.Bunun için can-ı gönülden işbirliğiyle çalışmak şart. Bunun en randımanlı şekli eğitimle; eşyanın tabiatı olan Bilime&Teknik’e yönelmek. Bu iş Batının tekelinde olan 1şey değil. Batı&Doğu insanının tecrübelerinden tabii ki yararlanılır;onlar da ademoğlu. Ancak, bizim tanzimat&ittihatçıların temel hatası,arzulanan değişimdeki başarısızlığnın 1sebebi DEİST olmalarıyla ilgili. Bu işleri ağızlarına yüzlerine bulaştırmışlar.Ülkedeki dindar büyük çoğunluğu motive edeceklerine, rencide etmişler.Çözüm var ama bu,AKPyi doğuran CHPye dokunur
Zafer KIRAN 03 Temmuz 2019 20:47
Muhtesemsin hocam
Ali Desidero 03 Temmuz 2019 16:11
Sağolun Hocam.Da keşke bu kadar gecikmese idik uyarı,ikaz,nasihat için!Sünnnet,"Sevdirin nefret ettirmeyin..",Ayet"..Allah'tan bir rahmet ile onlara YUMUŞAK davrandın! Şayet sen KATI,KABA davran/olsaydın, hiç şüphesiz, ETRAFINDAN dağılıp giderlerdi. ."(Ali İmram/159) buyurur iken,7/27 saat inadına,devamlı aksini yaptı bay RTE bey. Neticede müslüman ve islam'ın imajına zarar verip,kaybettirdiler. Bunu AKP parçalanıp dağıldığında göreceğiz.Nefret objesi haline gelecekler.Gerçekleri islama fobi paketinde sarıp sorumluluktan kurtulamayız.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 13:04
Siyasetin kullanıp kirlettiği (temizlemek uzmanlara düşüyor) dine gençler sıcak bakmıyor. Tıpkı Erol Güngör Hoca'nın dediği gibi "lağımlı akan musluğun müşterisi olmaz." Din anlayışı diye lağım akıyor. İnsanlar özellikle gençler içmiyor. İçmeyince deist, ateist oldu diyorlar. Bunlar Allah'ın dininin değil "lağımın" inkarcıları.
H.K. 03 Temmuz 2019 23:52
0
“Lağım” benzetmesi genelleme için oldukça aşırı. O tanım içersinde pırlanta gibi insanlar da var. Mesele toplum üzerinde onların hakim kılınması. Ezbere dindarlarımız arasında hadislerle kendilerini yanlış yönlendirenler yok değil. Kuran ile çelişmeyen hadisler ve Kuran topluma rehberlik konusunda yeter. Dinde aşırı gidenlerle deistler/ateistler arasında fazla 1fark yok. Sayıca büyük ilk kesim "akl"a yeterince önem vermiyor. Allah'a kul olmak varken körü körüne imanının kölesi oluyor. İkinci kesim ise "akl"a gereğinden fazla önem veriyor, hatta kölesi oluyor.
KARAR OKURU 03 Temmuz 2019 12:39
İçinde küfür dahi olmayan yorumları sırf kendi dünya görüşünüze uymuyor diye yayınlamıyorsunuz. Ama Türkiye’de demokrasi istiyorsunuz
Hakem! 03 Temmuz 2019 21:14
0
Bazı ifadeler vardır ki direkt küfür değildir. Bazı ifadeler vardır ki dolaylı küfürler içinde gizli küfürdür. Ayrıca saygısızlığa girer. Demokrasi fikir özgürlüğüne sığınarak gizli küfür veya başkalarının saygı duyduğu değerlere saygısızlık etme hürriyeti tanıyabilir. Bunu Batılı olup ırkçılığa kaçan siyaset adamları bile zaman zaman yapıyor. Ancak kendi aramızda gazete platformları böyle bir amaca alet edilmemeli. Öyle değil mi "Karar Okuru" @12:39?
Fatma G. 03 Temmuz 2019 23:47
0
İşte bu yayınlanmış ya :))
Karar Okuru 03 Temmuz 2019 12:31
Günümüzde hayatı yaşanılır kılmanın bir numaralı şartı aklın ve tecrübenin gereği olarak üzerinde anlaşılan kurallara herkesin uymasıdır.Kurallara uymak, kurallara uymayı sağlamak-kural ne olursa olsun-bu gün Türkiye’deki siyasetin (yönetimin) en önemli ve bir numaralı gündem maddesi olmalıdır.Toplumsal hayatın yaşanılır olması buna bağlıdır ve gelişmiş ülkelerin başarılı olduğu bir numaralı alan budur.Kurala uymada en basit ve hayati örnek arabada kemer takmaktır, kemeri takılmazsa muhtemel bir kazada ölümle sonuçlanabilir.
Muhterem Çağrıcı hocam, şekli bir geri dönüş yaşanıyor.Sanki zaman tünelinde yaşıyorlar.Oysa zoru seçip; mektep medrese tekke'yi Kurani ve çağdaş bir harmanda harmanlamak gerekmiyor mu?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN