Cereyanda kalan fikirler…

İlginç bir kitap tartışması yaşandı geçen hafta.

Aslında Türkiye için kitaplar ve yazarlar üzerine peşpeşe tartışmalar çıkması heyecan verici. Önce Orhan Pamuk, şimdi de Tanıl Bora ve Ayn Rand.

CHP lideri Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, peş peşe verdikleri röportajlarda okudukları kitaplardan bahsettiler.

İkisinin listesinde ortak bir kitap vardı: Tanıl Bora’nın Cereyanlar’ı.

Kemalist, ulusalcı CHP’liler liderlerinin Tanıl Bora okumasına çok kızdılar.

Aslında röportajlara bakınca o kadar kızmalarını gerektiren bir şey de yoktu.

Önce Özgür Özel’in ne dediğini okuyalım:

“Ama çok ilham veren, çok etkilendiğim kitaplar oldu. Mesela okuduğum ilk ciddi politik kitap Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun Türkiye’de Üç Devir kitabı. Kendisi Birinci Mecliste zabıt kâtibi; öyle olunca ilk meclis, tutanaklar… Orada anlattığı Atatürk ve arkadaşlarının yerleştirmeye çalıştığı parlamenter sistem, demokrasi anlayışı -yani zor değil, rıza üretmek üzerinden- zihnimde çok önemli bir yerdedir. Server Tanilli’nin yine çok eski okuduğum kitaplarında Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz mesela demokrasiye, sandığa, halkın, milletin dediğinin olmasına meselesinde beni çok olgunlaştıran işlerden bir tanesi. Diğer taraftan mesela Baba dizisi -üç seri hâlinde Baba filmleri- mafyanın nasıl iş gördüğüne, meseleye nasıl baktığına yönelik.

Türkiye siyasetini, bugünü okumak için geçmişi bilmek önemli: Kim kimleymiş, kim kimle birleşmiş, ne olmuş, ne nereden kaybolmuş, ne nereden doğmuş… Onun için bir başucu kitabım var; o da Tanıl Bora’nın Cereyanlar'ı. Geçmişte kim nereden doğmuş, kimle birleşmiş, nerede ayrışmış, nasıl yok olmuş… İçinde böyle koca bir kitaptır Cereyanlar. Onu başucu kitabı yaparım."

Özgür Özel’i en çok etkileyen iki kitaptan biri Atatürkçü Düşünce Dernekleri’ni kuran ülkenin en sıkı Kemalist fikir adamlarından Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun Türkiye’de Üç Devir’i imiş.

Üç ciltlik kitap net ve katıksız bir Kemalist tarih okuması. Zaten üç devirden kastı da CHP, DP ve AP devri.

Yani devirler 1970’lerde bitiyor.

Tabii ki kitap sadece tek parti devrini değil, 27 Mayıs’ı da övgülerle karşılıyor.

Zaten Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, 27 Mayıs sonrası kurulan Kurucu Meclis’e askerler tarafından seçilmiş üyelerden biriydi.

Üç Devir’in hemen girişinde 27 Mayıs 1960 - 25 Ekim 1961 bir buçuk yıl kadar süren "Milli Birlik Komitesi Devri"ni ayrıca bir kitapta inceleyeceğini söylerken övgülerini sıralamış:

“Başarılarıyla, ya da eksik ve aksak noktalarıyla 27 Mayıs Devrimi, tarihimizde çok önemli bir dönemeç olmuş; ekonomik ve sosyal sorunların objektif ve bilimsel açıdan tartışılması ve insan haklarının gereği gibi korunması bakımından...”

Özel’in yine etkilendiğini söylediği Server Tanilli’nin “Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz” kitabı da yine Kemalist, aydınlanmacı bir perspektifle yazılmış, milli irade gibi kavramlarla epey kavga eden bir demokrasi okuması.

Fikri ve tarihsel kaliteleri tartışmalı olsa da CHP genel başkanı için uygun, kafa karıştırmayacak kitap tercihleri bunlar.

Tanıl Bora’nın Cereyanlar’ı ise bunların yanında siyasi tarih sözlüğüne benzetilebilir.

Zaten Özel de bu kitabı “Geçmişte kim nereden doğmuş, kimle birleşmiş, nerede ayrışmış, nasıl yok olmuş… İçinde böyle koca bir kitaptır Cereyanlar. Onu başucu kitabı yaparım” diyerek başucu kitabı yapmış.

Yani hayat rehberi yapmamış. Yoksa kimse hayat görüşünü 962 sayfalık bu ansiklopedik kitapla değiştirmeyecektir kimse merak etmesin.

Cereyanlar’daki Kemalizm eleştirileri, “Mustafa Kemal kültü”, “Laisist” gibi resmi tarihe kulakları aşinaları rahatsız edecek ifadeler, ırkçılık ve milliyetçiliğe mesafeli tarih okuması ilkokuldaki resmi tarih görüşünü hiç değiştirmemiş saf bir Kemalisti rahatsız edebilir ama yine de “o zamanın şartları” deyip kendini kandırmak ve ansiklopedik bilgilerle tatmin olmak mümkün.

Ayrıca Tanıl Bora, her zaman demokrattı ama hiçbir zaman liberal olmadı. Yetmez Ama Evetçi de değildi. Birikim çizgisi içinde bile en baştan beri muhafazakarlarla en mesafeli, AK Parti’ye karşı en şüpheci yazarlar arasındaydı.

O yüzden Tanıl Bora’nın kitabında resmi tarih dışında birkaç cümle okudu diye genel başkanlarının kafasını karışacağından endişe eden CHP’liler rahat olabilir.

İmamoğlu’nun ne dediğine de bakalım:

“Okumalarımı çeşitlendiriyorum. Şu günlerde Ayn Rand ‘Yaşamak İstiyorum’, Ahmet Ümit ‘Patasana’ ve Ayşe Kulin ‘Veda’ romanlarını bir arada okuyorum. Akşam 10 ile 12 arasını mümkün olduğunca romanlara ayırıyorum. Gün içinde Bilsay Kuruç ‘Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi’ kitabını okuyorum, herkese ısrarla tavsiye ederim. Tanıl Bora ‘Cereyanlar’ ve Timur Kuran ‘Ertelenen Özgürlükler’ okumaya devam ettiğim kitaplar. Nutuk’u 3. kez bitiriyorum. Bu kez bolca not alıyorum. Bir roman bittiğinde üzülüyorum. Okumaya başlama heyecanı, sürükleyiciliği ve bitince duyulan hüzün güzel bir tat bırakıyor. “

Ekrem İmamoğlu, hapiste bir insan. Tabii ki pek çok şey okuyor.

Herhalde siyasi fikirlerini okudukları değil, yaşadıkları belirliyordur.

Muhtemelen dışarıda 24 saat Atatürkçü kitaplar okuyan pek çok kişiden kafası daha net olmalı.

Ama o da okuduklarını çeşitlendirdiğini söylüyor, muhtemelen okuduğu kitaplardan bilefişleneceği bir ülkede yaşadığının farkında olarak Ayn Rand ile Tanıl Bora okumasını, BilsayKuruç ve Timur Kuran’ın kitapları ve Nutuk’u üçüncü kez okuduğu söyleyerek dengeliyor.

Timur Kuran’ın Ertelenen Özgürlükler kitabı Ortadoğu’da İslam hukukunun bin yıl boyunca bıraktığı negatif mirası irdeleyen bir kitap. Bilsay Kuruç’un kitabı da “Atatürk’ün rasyonel ekonomi politikalarını” anlatıyor.

Yani iki kitap da ulusalcı CHP’lileri kapağı kapanınca mutlu edecek kitaplar.

Ayn Rand’ın Yaşamak İstiyorum’u 30’lar Sovyetlerinde bireyin devlete karşı mücadelesini anlatan bir roman olarak sol-Kemalistleri kızdırabilir. Anti-komünist külliyatın kanon kitaplarından biri. Ama özgürlüğe hasret bir insanın Ayn Rand, okumasından daha doğal bir şey yok.

İmamoğlu’nun üçüncü kez bitirdiği ve notlar aldığı Nutuk, muhtemelen Hıfız VeldetVelidedeoğlu edisyonudur. Velidedeoğlu’nun Atatürk’ün Nutku’nu sadeleştirme adı altında epey bir kısaltıp, yeni nesillere ihtiyaçları olan bir Nutuk’a çevirmişti.

Nutuk’u üçüncü kez bitirmek herhalde Cereyanlar’ın etkilerini azaltmıştır.

Günün sonunda hala okudukları kitaplarla konuşulan siyasetçilerin kıymetini bilmekte fayda var.

Kimse okuduğu kitap değildir, kitap en iyi arkadaşımız da değildir.

Zaten bu tartışmanın hararetli kısmı kitapların içeriği de değil.

Kitaplardan çok mahallede dolaşan yabancılardan duyulan endişeler, ideolojik saflığın kaybedilmesi korkusu, rakip aşiretlerin kötü insanlarının itibar görmesine tepkiler bunlar.

Bu tarz endişeleri olanların dertlerinin çaresi de kitaplarda değil…

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.