Back To Top
‘İbret alın, ey akıl sahipleri!’

‘İbret alın, ey akıl sahipleri!’

 - Son Güncelleme: 11.12.2019 Çarşamba 09:17
- A +

Öncelikle belirteyim ki tasavvufsuz İslam medeniyeti düşünülemez. Kelâmın kısır spekülasyonunun ulaşamadığı gönüllerin derin ve içtenlikli imanla buluşmasına, fıkhın kuru formalizminin ihmal ettiği hayatlara ahlâkî inceliklerin taşınmasına tasavvufun büyük katkısı olmuştur. Elbette tasavvuf zaman içinde dışarıdan çok şeyler almıştır. Ama bu konuda o tek değildir; İslam felsefesi, kelam, fıkıh, hatta tefsir de insanlığın birikiminden yararlanmıştır ve bu hepten kötü bir şey de değildir. Hz. Peygamber “Hikmet müminin yitik malıdır, bulduğu yerden alır” buyurmuştur. İslam kültürü de başka kültürlere çok şeyler vermiştir. Melezlik sadece ırkları değil, kültürleri de güzelleştirir.

Daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi tasavvuf özünde bir ahlâk terbiyesi, edep yoludur. İslâmî-tasavvufî literatürde kesrü’ş-şehveteyn (nefis, mal ve makam tutkularını dizginleme), tezkiyetü’n-nefs (ruhsal arınma) gibi kavramlarla ifade edilen bu benlik terbiyesi, tasavvuf kültürümüzde cihâd-ı ekber (en büyük savaş) denilecek kadar önemli görülmüştür. Batılı ve Doğulu birçok düşünüre göre bugün dünyamızın yaşadığı küresel bunalımların, saldırganlıkların, acıların, ruhsal tatminsizliklerin asıl sebebi, pozitivist, maddeperest ve hazcı hayat felsefesinin ürettiği manevi sefalet ve ahlâk çöküşüdür. Şu halde modern dünyanın tasavvuftaki bencil eğilimlerini aşmış, fakrı fahr bilen insan modeline kesinlikle ihtiyacı var. Bu nedenledir ki, manevi arayış içinde olan bazı yabancı entelektüeller daha çok tasavvufla ilgilenmişlerdir.

Ama bu anlattığım, “keramet değil, istikamet” diyen tasavvuftur. İstikamet, ahlak güzelliğidir ve onunla özdeşleşen tasavvuf asla aldatmaz, yanıltmaz, hayal kırıklığı yaşatmaz; fazilet, zarafet ve sanat üretir. Keramet menkıbeleri düzüp koşan tasavvuf ise istismara, aldatmaya, zarar vermeye, çirkinleşmeye, hoyratlaşmaya açıktır. İslam dünyası bu tasavvuftan çok çekmiştir, halen de çekmektedir. İşte dürüst Müslüman ilim ve fikir insanlarının, en başta da samimi tasavvuf erbabı ve âlimlerimizin böyle bir -sözde- tasavvufa karşı toplumu -Edward Said’in başka bir bağlamda kullandığı tabirle- “kolektif hezeyan”dan korumak gibi bir dinî, ahlâkî ve insanî sorumluluğu vardır.

***

Kur’an, “evliyaullah” (Allah dostları) dediği Müslümanların başlıca niteliklerini iman ve takva (Allah’a derin saygı ve yüksek ahlâkî sorumluluk şuuru) olduğunu ifade ettiği halde (10/13-14) kerametçi tasavvuf geleneğinde Allah’ın kudretine giren nice işler evliyaya nispet edildi. Bugün de şeyhlerinin, efendilerinin kendi cemaat/tarikat bağlılarını Allah’ın ahiretteki sorgusundan sualinden kurtarıp cümbür cemaat cennete sokacaklarını söyleyen, milyonları buna inandıranlar yok mu? Hızır’dan öğrenim gördüğünü söyleyen m. 10. yüyyıl sufîsi Hakîm et-Tirmizî, Nevâdir adlı kitabında evliyanın bir anda dünyanın bir ucundan başka bir ucuna gidebildiklerini, göklerde uçabildiklerini yazar. Ondan yedi yüzyıl sonra Mısırlı Sünnî âlim Münâvî ise, sufîlerin biyografisine dair Kevâkib adlı kitabında evliyanın başlıca 20 kerametinden birinin de ölüleri diriltmek olduğunu yazar (Gerisini siz hesap edin). En hatırlı sünnî âlimler bile kitaplarında bunları anlatırlar. Mûtezile uleması, İbn Hazm, İbnü’l-Cevzî gibi erken zamanlardan itibaren bunları reddedip Müslümanları uyaran âlimler olmuşsa da seslerini duyuramamışlar, geleneği kerametçiler belirlemiştir ve halen de bu nüfuzlarını sürdürüyorlar.

***

Evet, Allah Teâlâ Kur’ân-ı Mübîn’inde “İnsanoğluna keramet verdik” diyor. Ama ardından onu karada ve denizde taşıdığını, ona türlü türlü güzel nimetler, imkânlar bahşettiğini ve böylece dünyadaki başka nice varlıklara göre onu üstün kıldığını bildiriyor. İnsan bütün bu güzellikleri, Allah’ın onu başka varlıklardan ayrıcalıklı kıldığı aklıyla, bilgisiyle sürekli kendini yenileyerek, yeni yeni şeyler keşfederek kazanır. Allah böyle diyor ve bütün insanlık tecrübesi insanın “keramet”inin böyle gerçekleştiğini gösteriyor. Bugünün kerametçi şeyhleri de kalbi tuttuğunda keramette daha hünerli başka bir şeyhe değil, daha bilgili kalp doktoruna, daha donanımlı hastaneye gidiyor. “İbret alın, ey akıl sahipleri!” (Kur’an, 59/2).

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
HACI MURAT 12 Aralık 2019 07:46
Bir insanın bir anda dünyanın bir ucundan diğer ucuna gitmesi onun bir süpermen olduğuna değil,Allah'ın büyüklüğüne delalet eder.Çünkü ona bu imkanı veren Allah'tır.Allah'ın yardımı olmasa burnunun ucunu bile göremez, bir adım bile atamaz.Allah'ın verdiği bir keramete şahit olanların bunu başkalarına da anlatmasının kimseye bir zararı yoktur.Her ne kadar kendisinden keramet sadır olan zatlar bunun bilinmesini istemeseler de.Zaten şöhretten hoşlanan kişilerden keramet de sadır olmaz.Keramet,kendisinde görülen kişinin salih bir zat olduğuna işaret eder,istidrac gibi değildir.
HACI MURAT 12 Aralık 2019 07:35
"İbrâhim "Rabbim! Ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster!" deyince, rabbi "Yoksa inanmıyor musun?" demişti. O "Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye" cevabını verdi. Rabbi "Kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır, sonra (parçalayıp) her bir tepeye onlardan bir parça bırak, sonra onları çağır. Koşarak sana gelecekler ve şunu bil ki, Allah hep galiptir ve hikmet sahibidir" buyurdu." (Bakara:260).Bir peygamber bile olağanüstüye ilgi duyuyor.Allah Peygamberlere mucize,ümmetlerinin salihlerine keramet vermiştir.
e.k 11 Aralık 2019 22:42
En buyuk haksızlıkların adaletsızlıklerın oldugu yerler dın kısvesı altında hareket eden ulkeler ve cografya. Allah ıle ınsanlar aldatılıyor. En buyuk keramet ve hıkmet bılım. Dıne o kadar cok rıvayet ve hurafe karısmıs kı gercekler neredeyse bu sacmalıkların arasında gorunmez hale gelmıs. Hala bın yıl once yazılmıs seyhlerın sıhların goruslerını dın zannneden zavallılar mevcut. Dogu toplumları kendı aklını kullanmaktan zıyade bunu baskalarına ıhale edıp koyun gıbı gudulmeyı yeglıyor belkıde. Belkıde bu nedenle yuz yıllardır yenı bır sey soyleyemıyoruz. Ayaga kalkamıyoruz.
KARAR OKURU 11 Aralık 2019 17:54
Allah mucize ve kerameti insanoğluna vermiştir. Teknolojik cihazlar bir nevi mucize, keramet değil midir? Allah üstelik kafirlere dünyası cennet olsun diye daha fazla mucize ve keramet vermiştir. Evrende ve dünyada sayısız mucize ve keramet görüyorum. Başka mucizeye gerek yok. Evliyalar şöyle böyle yaptılar diye birtakım yalanlar dolaşıyor kafalarda özellikle Türkiye'de! Yok böyle bir şey. Utanmadan yalan söylüyorlar,yazıyorlar.30 yıldır tasavvufla uğraşırım, rastlamadım öyle bir keramete daha. Hakk; Allah, Kur'an ve peygamberdir. Diğerleri yalancı vesselam. Kafasında şeytan oturuyor şeyhin!
KARAR OKURU 11 Aralık 2019 17:39
Efendi!Evliya hakkındaki rivayetlerin doğruluğu ne derecede doğrudur? Kimse ölü diriltme olayına tanık olmamış. Hepsi efsane. Vatikan da on altıncı yüzyıla kadar papaların ölü dirilttiği iddia edegelmiş. Hepsi masal. Kimse ölü diriltemez. O iş Allah'ın sıfatıdır. Allah da bu hadiseyi dünya hayatında gerçekleştirmez.Ancak kıyamet gününde herkesi diriltecek. Kur'an'daki Hz. İsa'nın(a.s) ölü diriltmesi de mecazdır, ayet müteşabihtir. Kur'an, Incil'den daha muteber. Biz Kur'an'la ölüyü neden diriltemiyoruz?Kur'an'dan üstün bir söz de evrende yok.Olay ruhun Kur'an nuruyla dirilmesi, nefsin ölme
Metin 11 Aralık 2019 15:06
III- Böylece Kadi Abdülcebbar, hiçbir sahabenin ve velinin kevni anlamda keramet göstermediğini savunur.
Metin 11 Aralık 2019 15:06
II- ...mümkün olsaydı, buna en layık olan kimselerin sahabe ve selef-i salihin olması gerektiğini söyler. Ona göre sahabeden hiç kimse devlet reisi olmak için kendisinin daha ehil olduğunu ispata yönelik olarak keramet göstermiş değildir. Hz. Peygamberin önde gelen arkadaşlarının olağanüstü bir takım işler yapabilme türünden kerametleri olsaydı, Hz. Ali'nin Muaviye ile mücadelesinde veya haricilerin iddialarını reddetmekte böyle bir yola girmesi daha kolay olurdu. Sahabeden hiç kimsenin böyle bir iddia ile ortaya çıkmadığı hususu tevatürle sabittir.
HACI MURAT 11 Aralık 2019 15:00
Tasavvuf ehli,tasavvufu pek çok değişik şekilde tarif etmişlerdir.Hepsinde de bir hakikat payı vardır."Tasavvuf edeptir", "Tasavvuf ahlaktır,kim ahlakça ileriyse tasavvufça da ileridir","Tasavvuf istikamettir,keramet talibi olma, istikamet talibi ol"diyenler olmuştur. Bununla birlikte salih kişilerde görülen keramet,Allah'ın bir ikramıdır.Kötü bir şey de değildir.İmam-ı Azam "Evliyanın kerameti haktır"der.Keramet olağanüstü hallere denir.Mesela yürümek değil, uçmak keramettir.Şeyh uçmaz, müritleri uçurur sözü bu gerçeği değiştirmez. Uçmak gerekli midir,o ayrı mesele.
Metin 11 Aralık 2019 14:28
Konuyu veciz ifadelerle güzel anlatmışsınız. Aslında bu konuda söylenecek dünya kadar söz olmakla beraber, ben de şunları eklemek istiyorum: İbn Hazm, Halimi ve Ebu İshak el-İsferâyinÎ gibi bazı sünni alimler harikulâde olarak sadece mucizeyi kabul etmiş, bunun dışında hiçbir harikulâde olayın vuku bulmayacağını söyleyerek aksi iddiaları hayal ve göz yanılması (illüzyon) olarak değerlendirmiştir. Kadı Abdülcebbar, velilerden harikulâde durumların zuhur ettiği şeklindeki haberlerin kesin bilgi ifade etmediğini belirttikten sonra eğer salih kullardan olağanüstü fiillerin meydana gelmesi mümk
KARAR OKURU Mürsel 11 Aralık 2019 12:05
"Kelamın kısır sipekülasyonu" lafını size yakıştıramadım hocam.Kelam kısır spekülasyon mudur? Kelam iman İslam ilimlerinin temeli anasıdır.Kısırlardan okuyup duracağımıza üretken sarıp sarmalayandan okuyalım.SÖZLERİ okuyalım.
''İmamhatipli Erdoğan ve İmamhatipli akp iktidarı anlamamışken,başkası ne anlar edepten ahlâktan.''Bu sözü geçersiz yapmak için insanlara bir fırsat.Onlar analamadıysalar ,siz iyi anlayın da ;onları geçin,derim.O zaman; kimin istismarcı, kimin halis zihniyet sahibi olduğunu ortaya çıkarmış olursunuz.
KARAR OKURU 11 Aralık 2019 10:22
Hocam, İnsanların çoğu kolay yoldan cennet istiyor. Şeyhin cübbesinde sarığında kolay gitmek varken kim uğraşır aklını vicdanını kullanmakla :)
bir fakir bektaşi. 11 Aralık 2019 09:47
saygıdeğer hoca, insan yitik mal hikmetten ne anlamış, sen onları yaz.. yetim malı yiyenleri ve şişip kaçanları yaz, mal ve mülk için can yakanları, kadınları öldürenleri, çocuk tasallutçularını, hırsızları yaz..liyakat fakirlerinin makamlarını yaz, kula kulluk edenleri , riyakarları yaz.vergi kaçıranları lükste şatafatta şaşıranları, özü sözü dönek olanları yaz, saygıdeğer hoca yaz bunları. günümüz putlarından parayı ve makam mevkii tapmayı yaz. bunlara RABBİMİN gazaplarını yaz ve hiç ibret alamayacaklarını yaz...hürmetle.
Yolcu 11 Aralık 2019 09:02
Hocam bir parantez açmışsınız, biraz daha adil olmuş. Tabi bu konunun akli olan kısmına parantez açıp, vicdani ve adil olanı söylemişsiniz. Ancak, aklın alanı dışında olan kısmını ise yine akılla çözmeye çalışmışsınız. Tasavvuf o yüzden bu alanın akıl üstü(dışı değil) olduğunu ve keşfe muhtaç olduğunu söyler. Tabi halüsinasyonlarını keşif ve keramet zanneden kimselerin uydurdukları masallar değil. Yol uzun..Başarılar dilerim.
KARAR OKURU 11 Aralık 2019 07:02
1400 yıldır bu mesaj orada duruyor, kaç kişi anladı? siz söyleyince mi anlayacaklar
Karar Okuru 11 Aralık 2019 03:19
Insanlik tarimi, ticareti ve tek tanrili dinleri icat ettiginden beri bir kac bin yilda gezegeni de kendi varligini da bitme noktasina getirdi. Hepimiz gidince gezegen yeniden iyilesmeye baslayacak. Acgozlulugun ve bencilligin tedavisi yok.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN