Back To Top
‘İnsan Onuru’ konusunda Hz. Peygamber ve biz

‘İnsan Onuru’ konusunda Hz. Peygamber ve biz

 - Son Güncelleme: 04.09.2019 Çarşamba 09:45
- A +

Peygamberimiz 632 yılında ifa ettiği ilk ve son haccı sırasında yüz binden fazla hacıya konuşmalar yapmıştı. Erken dönem İslâm kaynakları, konuşmaların başlıca kısımlarını Veda Hutbesi başlığıyla kaydetmiştir. 1387 yıl önce yapılmış konuşmanın bir cümlesi şöyle:

Ey insanlar! Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız, Rabbinize kavuşacağınız güne kadar birbirinize haramdır; şu (Vakfe) gününüz, şu (Hac) ayınız ve şu (Mekke) kentiniz gibi kutsal ve dokunulmazdır.”

İnsanlık tarihinde can ve mal güvenliği daima insan haklarının en başında zikredilmiştir. Yukarıdaki cümlede Hz. Peygamber’in “can ve mal”a bir de “ırz” kavramını eklediğini görüyoruz.

***

Irz kelimesi, Türkçede bir anlam daralmasına uğradı; sadece “aile namusu” olarak anlaşılmaktadır. Fakat İslâmî kültürde ırz terimi, insanı insan yapan, bu sebeple de her türlü tecavüz karşısında dokunulmazlığı bulunan bedensel, maddi ve manevi kişilik değerlerinin tümünü ifade eder. Herkesin insan sayılma ve aşağılanmama hususunda doğal bir arzusu vardır ve bu, ırz kavramının psikolojik zeminini oluşturur. Bir kimsenin kişilik değerlerinin saldırıya uğraması, doğrudan doğruya onun ırzına, yani toplum içindeki saygınlığına, şeref ve haysiyetine yönelik bir tecavüzdür. İşte Veda Hutbesi’nde yukarıdaki cümlesiyle Hz. Peygamber, bu geniş anlamıyla insanın ırzının, haysiyet ve onurunun dokunulmazlığını ilan etmişti. Birçok ayette (mesela 49/6, 11, 12, 13) ve hadislerde de insan onur ve haysiyetine saygıyı telkin eden buyruk ve yasaklar vardır.

Modern dönemde ırz kavramı, “insan onuru” (mesela BM İnsan Hakları Bildirgesi’nin 1. maddesinde dignity: onur, haysiyet) şeklinde ifade edilmekte ve insanın -sosyal, ekonomik, toplumsal, siyasi vs. konumu, ırkı, yaşı, cinsiyeti… ne olursa olsun- insan olması itibariyle doğuştan sahip olduğu saygın, dokunulmaz, aşağılanamaz kişiliğini temsil etmektedir.

***

Veda Hutbesinde can, mal ve insan onurunun saygınlığının zamana bağlı olmayıp mutlak oluşu, “Rabbinize kavuşacağınız güne kadar” denilerek; bu hakların ne kadar hürmete layık ve dokunulmaz olduğu, ayrıca bütün Müslümanları bağladığı da Vakfe gününün, Hac zamanının ve Mekke kentinin kutsallığına benzetilerek ifade edilmiştir.

Buradan bakınca, günümüz Müslüman toplumlarında Hac günlerine ve mekânlarına eskisi gibi hürmet gösterilirken, insanın canı, malı ve onuruyla ilgili haklarının daima tehlikelere açık olması, Hz. Peygamber’in zihnindeki İslam tanımından, onun anladığı ve anlattığı İslam’daki insanî ve ahlâkî değerlerden uzaklaştığımızın açık göstergesidir. İslam toplumlarının belirleyici ilmi ve aslında fevkalade önemli olan Fıkıh’ta Hac ibadetinin hükümleri ve uygulanışı bütün ayrıntılarıyla anlatılırken insan onurunun konu bile edinilmemiş olması ilginç değil mi? İslam dünyası, vicdanların insan onuru ve haklarını içleştirmesini sağlayacak bir siyasal ve toplumsal dönüşümü hâlâ sağlayamadı.

Neden? Çünkü insan onuru ve hakları gibi ahlâkî mevzular kutsal Kur’an’da ve -Veda Hutbesi gibi- kutsal Sünnet’te varsa da gelenekten beslenen zihnimizin onlardan daha kutsal saydığı medrese fıkhında böyle konular yok. O fıkıhta helaya hangi ayağımızla gireceğimizi bilmemiz böyle konuları bilmemizden daha önemlidir. O yüzden bugün insanın kişilik değerlerinin en ucuz olduğu dünya, Müslüman dünyadır. Bu dünyada güçlülerin mantıkları hep şöyle işledi: İnsan (avam/halk, yoksul, arkasız, emekçi, yönetilen, öğrenci, mürit…) önemli değilse, sürünmeleri de önemli değildir.

Öyleyse risâlet tarihinin en geniş kitlesine yaptığı veda konuşmasında İslam’ın başlıca ilkelerini son bir kez ilan eden sevgili Peygamberimizin vizyonuyla günümüz Müslümanlarının bu halini karşılaştırmamız ve ulemasıyla, ilâhiyatçısıyla, siyasetçisiyle, gelenekçisiyle, tarikatçısıyla ve halkıyla bizler, hepimiz hakikatte ne kadar Müslüman olduğumuzu adamakıllı sorgulamamız gerekiyor.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 19:45
Fetöcü deyip milletin malını mülkünü haczetmek müslümanlığa sığar mı, hocam? Ömerler lazımmış. Ömer böyle bir şey yapar mıydı?
Muhtefi.. 04 Eylül 2019 18:54
Kadın,Erkek ,,,Zengin,Fakir,Makam Mevki sahibi,Haci,Hoca kimse kim veya EVSİZ biri... VEFAT ettimi ne deriz .?...yaaaa ne güzel insandi..guzel demekle AHLAK guzelliği tarif ederiz...kimseyi incitmez,merhametli,saygılı vb konusuruz...(yalan soylemek baska)...İnsanın onur,serefi,haysiyetini vb ön plana alirız..dogrusu budur..parasını,pulunu vb konuşmayız..artık işe yaramadığnın biliriz..!.demeyiz cok zengin gitti,,makamı söyle,boyle..belki bir garibin yanına uzanacak..!...cok ibret var aslında anlasak..!
Mehmet 04 Eylül 2019 14:40
Müslümanlığımız ile yüzleşme konusunda yüzleşeceğimiz konuların açığa çıkması ve millete anlatılması için ne kadar zaman geçecek.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 13:53
Müslümanlık değil insanlıktan haber veriniz.
KARAR OKURUMürsel 04 Eylül 2019 12:41
Ehli beytimi bırakıyorum demiştir.Bundan maksat sünneti en canlı bütüncü yaşayan ehli beyt olduğu için.Nitekim tüm imam ve kutuplar ehli beyttir.Ali Hasan Hüseyin Zeynelabidin.Mezhep imamları, Gazali, Rabbani, Geylani,Mevlana rh ecmain. Ayrıca ayetlerde geçen; ve aatiullahi ve aatiulresul, Resul sizden ücret istemez ehli beytine meveddet ister vb ayetler, ali beytten maksadın, sünneti ihya ve yaşama olduğu anlaşılır. O8 14 saatli kardeşime sevgilerle.
Muhtefi. . 04 Eylül 2019 20:08
0
Hânedan-ı Ehl-i Beyt-i Mustafa'yı sevmeyen, (s.a.v.) ..Şeksiz, Şüphesiz Nasibsizdir. Hiçbir kimse yok ki Resule Yakınlık duysun(olsun) ve Ehl ı Beyte Muhabbeti olmasin. İmkanı yok. ama Dini Siyasi-Politika ile karıştıran, Mezhepleri Çıkarı ugruna politize eden. Vehhabi,Şia vb karmakarışık hale sokuyorlar. Şia Hz Ömer, Osman, Ebubekr r.a..mesafeliler. Heyhat. .Sözüm ona Ehl ı Beyte yakınlar .bu ne yaman çelişki. Aşk lazim..anlamak için. Biz Severiz Candan Ehl ı Beyti ve Onu sevenleri. Şartsız, amasiz, fakatsiz. !.Sefaatlerini Dileniriz. !.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 10:44
İslama göre "ırz" tanımını vermeniz çok iyi olmuş Hocam. Arkadaş meclislerinde, tüm zalim iktidarlar ırzımıza tecavüz eder, derdim de anlatamazdım. Şimdi bu tarifi önlerine koyacağım ve diyeceğim ki : Devlet eliyle yapılan hukuksuz her icraat, vatandaşın ırzına tasalluttur. Namusunuza sahip çıkın.
metn 04 Eylül 2019 10:20
İnsanın bu kadar değerli görüldüğü islam dininin mensupları,dünyanın en değersiz görülen insanları.En düşük yaşam standardında,eğitim,adalet sisteminde yaşamaya mahkum olanları.Önce müslümanlar kendilerine Allah'ın halifesi anlayışı ile değer vermeli.Sonra insanlığa rehber olmalı.
İbrahim Erdoğan 04 Eylül 2019 09:20
Sayın hocan, Bizim camilerimizde halife isimleri yazılı levhaların asılmasına dair gelenek ne zaman ve ne amaçla başlamıştır?.. Bu bir bidat mıdır, dinin özüne uygunmudur?.. Kiliselerdeki resimlere pek olumlu bakmayan bizler (müslümanlar olarak); camilerimizde asılı levhalardaki insan isimlerini dini anlayış ve tatbikte nereye koyabiliriz?.. Bu konuyu içerecek makalenizi sabırla bekliyorum! . Allah'tan kolaylıklar dilerim...
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 08:14
Yine veda hutbesinde geçen "Sze iki şey bırakıyorum ki biri Allah'ın kitabı ve Nebi'nin Sünneti" cümlesindeki "ve Nebi'nin Sünneti" kısmının sonradan ilave edildiği ciddi araştırmacılar tarafından iddia edilmektedir. Bu konuda bilgisi olan varsa yazsın. Bilgisi olmayan da yazacaksa EDEPLİCE yazsın.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 11:52
0
Veda hutbesi, hoparlörlerin kurulduğu, yüz bin kişinin toplandığı meydanda, Resulün kürsüde yaptığı, videoya kaydedilmiş bir konuşma değildir. Efendimizin hac boyunca değişik yerlerde yaptığı konuşmalarından, yüz yıllar sonra kaleme alınmış, ravilerin ve yazanların müdahalelerini de içeren bir metindir. Sünni metinde, o ikinci “sünnetim” iken, Şii metinde “ehl-i beytim” şeklindedir. İşin ilginci, Peygamber bize bir Kitap bırakmamıştır. Metne, ikincilerin sonradan ekleme olduğunu, birincinin de ikinciler için sokuşturulduğunu düşünüyorum.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 14:01
0
“Sünnet”in tanımında uzlaşamamışız (Bakınız : Prof. Bünyamin Erul, Sahabenin Sünnet Anlayışı).“Ehl-i beyt/Âl-i beyt”in kapsamına girenler konusunda farklı görüşlerimiz var. İslam tarihi, Kuran’ı anlama farklılıklarının, hadislerin sıhhatini ölçme ve yorumlamalarının yol açtığı onlarca mezhep ve sayısız kanlı çatışma ile doluyken, bu iki emanete uyarsanız, kurtulursunuz, sözünün pratikte karşılığı olmadığı bariz. Muhtemelen o cümle tümüyle montaj.
bozeren 04 Eylül 2019 15:00
0
Sn 11:52; mükemmel yorumunuz için teşekkür ederim.
musto 04 Eylül 2019 01:18
Hocam benim önerim kamu malını yönetenlerin biz yaratılanı severiz yaratandan ötürü cümle alem birdir bizim nazarımızda diyerek milletin hakkını yiyenleri her 6 ayda bir yalan makinasından geçirelim.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 10:51
0
Geçirelim Musto. :) Makineden geçemeyenlere, ne yapalım konusunda, benim bir fikrim var ama Muhtefi'nin görüşünü merak ediyorum. Evet Muhtefi, makinanın bu yalancıdır dediği, kamu malı yöneticilerine, ne yapalım ? :)
musto 04 Eylül 2019 12:54
0
Kefere dediğimiz batıda halkı dolandıran hileli mal satan tokatçıları katrana bulayıp üzerine tüy yapıştırıp halka teşhir ediyorlar. Bir daha insan içine çıkamaz hale getiriyorlar.Bizde ise Cüppeli ve benzerlerini yanına alıp dualar ile bıraktıkları yerden tekrar başlıyorlar.
Muhtefi. . 04 Eylül 2019 19:53
0
10:51 sen bu magazinlerde dolaş. Makinayi Tamir ettirirler sana. :))..Yeminler ile bu Makina Bozuk derler .Tamir parasınida cepten verirsin. :))..sonra da keşke. Tamir ettirmesem hem Sağ cep, hem Sol cep bosalmazdı. .dersin..:)).Hz Mevlana Mesnevide var Tilki ile Aslanın Hikayesi. Cani Ceylan Beyni çeken Tilkinin tezgahı. Belki faydasi olur. Ceplerin bosalmaz. !..:)).Yobazlar (herturlu) ve Particiler ile Şeytan bile başa çıkamaz. :)). .
Karar Okuru 04 Eylül 2019 01:07
Sayin Cagrici, insan onuruna bu kadar deger veren dinimiz ogretisiyle kadin cinayetlerini ve kuran kurslarindaki cocuk tecavuzlerini onlemekte niye basarisiz kaliyor? Eksik olan nedir? Denetlenmeye kapi aralamayan biat kulturu mudur sebep? Bu problemlere cozum getirmiyorsa Diyanet ne icin vardir? Ne ise yarar? Din boyle mi yasanir?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN