‘Yasak Kelime’
Tatar Çölü yazarı Dino Buzzati’nin ‘Yasak Kelime’ adında bir hikayesi var. Yeni taşındığı şehirde henüz birkaç ay geçirmişken bir...
Tekrar ve yeniden oyun meselesi…
Burada uzun uzadıya S. Freud, Melanie Klein veya W. Winnicott’ın çocuk ve oyun hakkında ileri sürdükleri ufuk açıcı görüşlerin detayına...
Çene meselesi…
Türkçe zaman içinde bazı kelimeleri öylesine kendisine benzetir ki ondaki bu yeteneğe hayret eder durursunuz. Şimdi mesela kimse çenenin Farsça’dan...
An gelip çattığında…
Bir anda, bir anlığına olup biter hayat sütünün taşması. Fakat durun, taşmak telaş vermesin, taşmayan aşamaz değil mi ne engeli, ne sebebi?...
Şiirsel tefekkürden gelen bilgi
Kadim dünyanın tecrübeden gelen bilgisini mutlak şiirsel bilgiye indirgemek tam doğru yorum olmayabilir fakat modern dünyanın bilgisinin hayattan...
Yeryüzünden ne olarak geçeriz? Biter mi bu fingimento?
‘Toplama Kampı’ teriminin ilk kez İngiliz- Boer savaşı sırasında, Britanyalılar tarafından icat edildiklerini okurken gözüm sol dizimde ilerleyen...
Yandan tutmak ya da şiirde kalmak…
İbrahim Kiras’ın ‘Bugünkü dünyada şiire yer yok mu?’ sorusunu bir saklı cevap diye okuduğumuzda önümüze çıkabilecek tablo üzerine biraz...
Bugünkü dünyada şiire yer var mı?
Yayın yönetmenimiz İbrahim Kiras, geçen Cumartesi günkü yazısında ‘Bugünkü dünyada şiire yer yok mu?’ sorusu eşliğinde günümüz dünyasında...
Türkiye Fransa gibi coğrafi bir varlık mıdır?*
Yahya Kemal’i Fransa’da öğrenci iken en çok etkileyen ‘Fransız milletini bin yılda Fransa toprağı yarattı’ sözüdür. Albert Sorel ile...
İki an bir anda birden...
İkinci bir ânı ilkinin beklenmedik şekilde beni alt üst etmesine borçluyum. İlkini zihnimde evirip çevirip de yerli yerine oturtmaya çalışırken...
Karşı Roman ya da Ali Ayçil’in Kurtları...*
1960’ların sonlarıyla 1970’lerin ortası arasında doğan bir kuşak var. Şair, öykücü, denemeci ve romancı sayısı azımsanamayacak durumda...
Yakup’un Kitapları ya da Olga Tokarczuk
Hep böyle oluyor, nitelikli şeyler sessizce ve birdenbire hayatımıza giriveriyor. Başlangıçta İngilizce yazıp çizen dünyanın yaygın iktidarı...
Kim şair oldu?
Erdem Bayazıt’ı 5 Temmuz 2008’de kaybetmiştik. Son zamanlarında yaşadığı hastalıktan dolayı hayli ıstırap çekmişti. O günlerin yakından...
Hikayeden satmak…
İnsan için öykücü beyin denilmesinin oldukça haklı yönleri var. Diğer canlılardan ayrılan özelliğiyle kendisini korumaya aldığı kadar dili,...
Ne dereceye kadar ne ve nasıl yazılabilir?
Göç Temizliği’ sadece Adalet Ağaoğlu kitapları arasında ayrıksı bir yerde durmaz edebiyatımız için de özgün olduğu kadar örnek bir metin...
Neşesizlik...
Her alanda görüldüğü gibi edebiyatımızda da bir neşesizlik hüküm sürüyor. Çokçasına göre bunun sebebi ekonomik gerekçelere dayanıyor....
Taşra döngüsü...
Sabahın ilk saatlerinde güneş yalnızlığı parlatıyor. Kuşlar, tür tür otlar, vişne, dut, kiraz cinsinden meyveler ve tabiatın gönül bekçisi...
Ateş okları...
Her iki dini bayramın da doğası yokluk ve yoksulluk üzerine dayanır. İki insan arasından dünya çekildikçe yokluğun adaleti belirir. Dünyanın...
Edebiyat mı devrim mi?
Taraflar daha baştan ayrışırlar bizde Cumhuriyet’i ve atılımlarını tanımlarken. İnkılap mı denilmelidir yapılanlara yoksa devrim mi? İnkılap...
Ev meselesi...
Ev kelimesinin kültürümüzde uğradığı duraklarla tarih ve o tarihi şekillendiren hayat arasında mutlak bağlantı var. Hatta ev anlam olarak Türkçe’de...
Eğitim denilen büyük yanılgı
Birkaç gün evvel İstanbul’da sadece utanç verici değil aynı zamanda düşündürücü bir hadise yaşandı. Bir anaokulunun mezuniyet kutlaması...
Eskiden ben...
Olur da densizin biri haddini aşar ağzına geleni söylemeye yeltenseydi tereddütsüz yerimden kalkar anında gerekeni yapardım. Sinirlenirdim iyiden...
Çocukları eğit(eme)mek ya da...
Eğitim yol ve yöntem göstermektir. Eğitici bundan vazgeçip öğrenciyi kendisine benzetme hedefine yönelince sapmalar kaçınılmaz hale gelir. Hele...
Dilin doğası metafor*
Çeviri biraz da geç kalmış bir kültür faaliyetidir. Kültürler birbirlerine gecike gecike katılırlar. Gerçi bizdekiler doğal bir gecikme sayılmaz....
Düzen korumacılığın çok uzun mantığı...
Baharın düzeni yine baharla bozulur. Düzmek de bozmak kadar haktır ona. Yazın bereketli saltanatı ise sonbaharı içine çeke çeke son bulur. Sarı...
Hep haklı, hiç yenilmez...
Yenilmekten daha acısı yenilgiyi bir haksızlık diye görmek ve oradan bir haklılık ilahiyatı çıkarmaya yeltenmektir. Bu, gerçekliğin bilerek...
İstemeden gelenlerin hücumu...
Hemen pek çok şey istemeden geliyor yanıma. Sadece yanıma değil, gözüme, kulağıma, burnuma. Beş duyumla yoklayıp bilebileceğim, ölçüp tartabileceğim,...
Yakınlaştıkça bulanıklaşan...
Önce şaşırıyor, kararsızlık geçiriyor, şüpheyle başımı geri alıyorum. Bu beklenmedik bulanıklaşma bir an korkutuyor hatta beni. Daha dün,...
Arabesktürkiye...
Adı ister taverna ister yeşil pop hatta aranjman müzik olsun hepsi arabesk dedikleri sosyolojik tabandan yeşerir. Doğası gereği tepkisel oldukları...
Piçoğlu Osman ya da türküden düşünmek…
Selda Bağcan’ın sesine teslim oluyorum ilkin. Karadeniz’in sisli zirvelerinden kademe kademe sahile beni indiriyor. Doygun yeşilliklerin arasından...
Sıradan insanın değeri...
Neredeyse bütün yaratıcı yetenek ve sıradışı meziyetlerle donanmışlık kadar iç sızlatan düşüşler ve çözülmeler de onda, sıradan insanda...
Dut inadı...
Derler ki kurumuş keresteler içinde en sağlam ve inatçısı dut ağacınınkidir. Dileyen eline bir çivi ve çekip alıp denesin. Yaprağa serip de...
Dün akşam beni bir şeyler yerimden etti fakat...
Dün akşam beni bir şey, uyutmadı, diyecektim bundan imtina ettim çünkü beni uyutmayan şeyin tek başına olmadığını o ortadan kalksa bile ona...
Gıda meselesi ya da patates...
Tevfik Fikret’in Han-ı Yağma ve Mehmet Akif’in Safahat’ındaki bazı bölümleri saymazsak tabiatı gereği şiir sofradan ve iştahtan pek söz...
‘Kriz içindeki bilinç’
Güçlünün tabiatı ile muhterisin karakteri aynı çizgide buluşur; eldekini büyütmek ve olup bitenin özünü saptırıp saklamak. Meselelerin teorik...
Toparlama dersleri...
Dur! Duuur! Bekle. Şimdi gel, geri gel, hafif sol yaparak gel. Durr, duur, dur! Biraz öne al. Fazla değil. Azıcık. Bir gıdım. Evet, şimdi tam geri,...
Tahıl ve ekoloji*
Modern zamanlar toprak ve bileşenleriyle olumsuz yönde ilişkilidir. Topraktan ne kadar koparsa kendi ontolojisini adeta o denli güvende hisseder modern...
Dur bakalım...
Dur bakalım dedi, adam, dur bakalım. Önce kendisine söyledi, hele dur, dur bakalım. Biraz dur. Bekle. Acele etme. Sabırlı ol. Sakin kal. Sonra da,...
Kadıköy ile Üsküdar’ın Arası
Yirmi yıl kesintisiz Üsküdar’da yaşadım. İki Çamlıca tepesi arasında ayak basmadığım ağaç dibi neredeyse yoktur. İlk işim Büyük Çamlıca...
Hüseyin Kutlu’nun düşleri...
Hattat Hüseyin Kutlu’nun yazılarını her gördüğümde nefesimi tutardım. Bütün klasik sanatların yüz benzeşliği gibi bir sorunları vardır....
102. Ders*
Günümüz şairini bekleyen zorluklar kadar kolaycılıklar da çok cepheli. Şair dediğin şiirini yazıp suya sabuna dokunmadan köşesinde oturur...
Niteliksiz olanın yaygın egemenliği...
19.yy ideallerin yükselme çağıydı. 20.yy ise onların maddi ve manevi verimlerini paylaşmakla geçti. Yaşadığımız yüzyıl ise tarifi zor fakat...
Hikaye devam ederken*
Her şair ve yazar ölümünden sonra anılmak fakat asıl önemlisi okunmak ister. Gerçi hemen her olgu ve kavram gibi okunmak, bilinmek de birbirinin...
Nereye gidelim?
Bunca çağrı arasında nereye gidelim diye sormak tuhaf değil mi? Ancak şaşkınlar, aklı karışıklar, ne yapacağını kestiremeyen iş bilmezler...
Schadenfreude...*
Başkasının başına herhangi bir kötülük geldiğinde yaşanan sevinç diye açıklanıyor ‘schadenfreude’ kelimesi Almanca’da.. Anlamlandırma,...
İyilik ya da oluş hakkı...
Bazı zamanlar kendimi bedenimden geçen bir ırmağın sonsuz akışında buluyorum. Ne yöne aktığı önemli değil. Debisi kadar hızına teslim olmak...
Oleg Grabar evreni*
Bir dinin doğuşuyla yayıldığı coğrafyalara yansıyan kültür ve sanat görünümleri aynı zamanda örtüşmez. Yeni din kendisinden öncekilerle...
Şair ve galeta...
Her devrin her yazarın kendisine göre halleri var. Ev halleri başka, iş halleri başka, yeme içme halleri desen bambaşka. Yahya Kemal’in sofra...
