03 Haziran 2026 Çarşamba
Altın
6630.88
%0.03
BIST
14200.2
%0
Dolar
45.8539
%0.16
Euro
53.4299
%0.05
21°
İstanbul
Çoğunlukla açık
Güncel
Yazarlar
Dünya
Ekonomi
Spor
Hayat
Karar Video
Görüşler
Resmi İlanlar
Kültür Sanat
SON DAKİKA :
Kılıçdaroğlu'nun belirlediği MYK ilk toplantısını yaptı: Yarın 14:00'da açıklama yapılacak
CHP, avukatı Tolga Şirin'in vekaletini sonlandırdı
İlk raunt Özel'in
Buzsuz içecek isteyen müşterilerden 20 TL fiyat farkı almaya başladılar
Emniyet mensubu evinde ölü bulundu
Reddedilen Schengen vizesi başvurularına 2025 yılında 17 milyon euro ödedik
Eski Yargıtay üyesinden CHP dosyası yorumu: Yargıtay öncelikli inceleme kararı verebilir
'Selçuksports'un sahibi tutuklandı
İsak Vural için 30 milyon Euro’luk serbest kalma maddesi
Murat Ülker, Ülker ailesinin imam hatip öğrencileriyle ilişkisini anlattı: Üç nesildir süregelen bir birliktelik
Anasayfa
Görüşler
Görüşler
Neden 9 yıl beklediniz?
Mustafa Yeneroğlu
Shylock ve Netanyahu
Osman Kavala
Çin, robot devriminde dünyayı geride bıraktı
Görüşler
Özgürlük ve güvenlik kıskacında
Prof. Dr. Ahmet Özer
Greta Thunberg ışığı Gazze’ye çevirdiğinde
Cihat Arpacık
Çocuklara kıymayın...
Taner Ay
Dan Brown’ın sırrı
Dr. Hayati Bice
New Age olarak bilinen ve bazı uygulamaları ile facialara yol açan mistik esintili akımın bilinen iddialarını popülerleştiren Dan Brown’un kitaplarında yer verdiği inanç unsurlarını benimsediği tartışmalıdır. Bazıları bu ‘hurafe’ denebilecek yaklaşımları yazarın okurdaki merak duygusunu istismar için kullandığını savunur ve ustalaştığı alanı ‘ilgi avcılığı’ olarak tanımlar.
Benjamin Netanyahu: Güvenlik, güç ve korkunun psikodinamiği
Hasan Mesut Önder
“Netanyahu’nun İsrail’de uzun yıllar başbakanlık yapmasından dolayı siyasi kimliği, manipülasyon becerisi, muhalefeti ötekileştirme ve düşmanlaştırma stratejisi ile tanınır. Ancak bu suretin altında derin bir korku, kontrol arzusu ve duygusal izolasyon barınmaktadır. Netanyahu’nun kişisel travmalarının İsrail’in güvenlik ve dış politikasına nasıl dönüştüğünü tartışacağız.”
Gazze’ye bakmak
Muhsin Altun
Majda’nın elinde ise bir beyaz bayrak vardı. “Dökme Kurşun Harekâtı” (27 Aralık 2008 - 18 Ocak 2009) adıyla başlatılan Siyonist saldırıda evleri yıkılan Majda ve annesi Raya Abu Hajaj, 4 Ocak günü Gazze’nin güneyinde İsrail askerleri tarafından öldürüldü. Anne ve kızı, askerlerin evlerini terk etmeleri yönündeki çağrısına uyarak bölgeden uzaklaşan ve beyaz bayrak sallayan sivillerin arasında yürüyorlardı.
Sağ zihniyetin oluşumunda medreseler
Tarık Çelenk
Bugün Türk sağının ve muhafazakâr toplum kesimlerinin zihniyet dünyası, büyük ölçüde bu medrese mirası tarafından şekillendiriliyor. Tasavvufun bugünkü haliyle birleşince bu miras, toplumu disiplinsiz bir maneviyatçılıkla katı Selefî söylem arasında gidip gelen bir bilişsel çelişki salınıma mahkûm ediyor.
Mutsuzlukla baş etmek
Doç.Dr. Buğra Gökce
Mutsuzluk, hayatın en doğal eklentilerinden biridir; en az mutluluk kadar sıradan ve kaçınılmaz. Kimseye mutsuz olmayı önermem elbette. Ama cezaevindeyseniz, mutluluğu bir seçenek olarak taşımak mümkün değil. Hele ki daracık alanlarda, zincirlenmiş imkânlarla... Bu yüzden asıl mesele mutlu olmak değil; mutsuzluğa dayanmak, onu sindirmek, ona rağmen nefes alabilmektir.
Terörsüz Türkiye süreci, mutlaka başarıyla sonuçlanmalı
Hakan Temiztürk
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin çalışmalar Meclis’te kurulan komisyon üzerinden yürütülürken, Doğu ve Güneydoğu’da bölge halkının nabzını tutan Prof. Dr. Hakan Temiztürk, gözlemlerini KARAR için yazdı. Temiztürk “Bölgedeki herkesi mutlu eden sürecin başarıya ulaşması çok önemli” dedi.
Sumud Filosu ‘tehlike bölgesine’ yaklaşırken
Deniz Baran
Sumud Filosu, yalnızca insani bir yardım girişimi değil, aynı zamanda uluslararası hukuku ve devletlerin sorumluluklarını yeniden gündeme taşıyan sivil itaatsizlik eylemi olarak öne çıkıyor. İsrail’in hukuksuz ablukasına meydan okuyan bu girişim, uluslararası kurumların kayıtsızlığını ifşa ederken, sivillere yönelik temel insani yardımların engellenmesinin meşrulaştırılamayacağını hatırlatıyor.
Nil Göncü: Parlayıp sönen bir yıldızın hikâyesi
Mehmet Utku Şentürk
“Nil Göncü, beyaz perdede göründüğü ilk andan itibaren izleyiciyi büyülemişti. Pırıl pırıl gözleri, incecik zarif yapısı ve samimiyetiyle dönemin yapımcılarının dikkatini çekmekte gecikmedi.”
Otoriterliğin gölgesinde yeni yasama yılı açılışı
Mustafa Yeneroğlu
Yarın başlayacak yeni yasama yılı öncesinde Meclis'in etkisizleşen konumunu KARAR için yazan Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM'nin kendi varlık sebebinin iyice anlamsız kalması tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Son yıllardaki yasama dönemlerinin Meclis’in kurucu misyonundan ne denli uzaklaştığını ortaya koyduğunu da ifade etti.
Samimiyet ve sahtekârlık kıskacında siyaset-din ilişkisi
Prof. Dr. İlhami Güler
“Hem kadim dönemlerde, hem de modern dönemlerde, siyasetin ve devlet idaresinin dine dayandırılmasının doğurduğu kaçınılmaz, temel sorunlar vardır. Bu durum, bütün dinler için geçerlidir. Bunlar, kişisel veya kurumsal, temsil makamı veya kişi, mutlak hakikate haiz olduğuna inanan/zanneden temsil makamı veya kişi, kolayca zora/şiddete başvurabilir sorunlarıdır.”
Bize niye uğramıyor?
Hasan Köse
“Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002’den bu yana iktidarda ve adında adalet, tüzüğünde ‘sosyal adalet, gelir eşitliği ve refah devleti’ vizyonu açıkça yer alıyor. Ancak bu ilkelerin uygulamadaki tezahürü, çoğu zaman ‘perhiz lahana turşusu’ kıvamında kalıyor. Ekonomik göstergelerle sahadaki yaşam arasında büyüyen fark, hem sistematik bir dönüşüme hem de bilinçli bir tercih mimarisine işaret ediyor.”
Bessie Smith: İmparatoriçenin trajik ölümü
Halil Turhanlı
Geçen yüzyıl başlarında beyaz Amerika’ya meydan okudu. Şarkıları bugün de ırkçılığa karşı bir güç olarak kullanılabilir. Siyah gerçeği arıyor ve yansıtıyor ama onun arayışı aynı zamanda meydan okumaydı. Onun blues anlatıları sanki günümüz sorunları için yazılmış gibidir. Kısacası şarkıları geçmişte kalmamıştır, geçmişten günümüze uzanırlar.
Erdoğan-Trump görüşmesini nasıl değerlendirmeliyiz?
Ahmet Davutoğlu
Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Erdoğan-Trump görüşmesini küresel dengeler ve Türkiye’nin geleceği açısından değerlendirdi. Davutoğlu, yeni bir dünya düzeni kurulmaya çalışıldığını belirterek Türkiye’nin hiçbir bloğun “uydu müttefiki” olmadan çok boyutlu bir dış politika izlemesi gerektiğini vurguladı.
Korku iklimi
Muhsin Altun
Ensar anlatılarıyla yetişen dindar nesillerin, Gazze’ye dua yüklü şişeleri Akdeniz’e bırakmak vb. teatral eylemlere yönelmesi güncel bir kanıttır. “Re-sosyalizasyon” (yeniden sosyalleşme), bireyin egemen siyasal söyleme ve güç dengelerine bakarak kendi tutum ve pozisyonunu güncellemesini ifade eder.
Yeni Suriye denklemi ve seçenekler
Adnan Boynukara
Suriye’nin geleceğine ve bölgesel dengelere dair bir projeksiyon: Washington, SDG’nin özerklik taleplerini sınırlı idari düzenlemelerle destekleyerek ülkenin kuzeydoğusundaki yapıyı kalıcı kılmayı amaçlıyor ancak bunun sosyolojik zemini tartışma konusu. On beş yılı aşan savaş topluluklar arasındaki güveni zedeledi. Bu tabloya bakıldığında Ankara’nın bölgesel diplomasiyi çok boyutlu yürütmesi gerektiği açık.
Türkiye-Rusya-Çin
Buğra Kavuncu
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘Türkiye, Çin ve Rusya ile ittifak kurmalı’ çıkışı tartışılıp tepki çekmeye devam ederken İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu konuyu KARAR için yazdı. “Türkiye’nin yüzünü Rusya’ya ve Çin’e dönmesini, bu ülkelerle bir ittifak içerisinde yer almasını savunmak, Türkiye’nin tam otoriter bir rejim altında varlığını devam ettirmesi arzusunu içinde barındırıyor” dedi.
'BM harekete geçmezse çöküşle yüz yüze kalır'
Ahmet Davutoğlu
Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Birleşmiş Milletler oturumu öncesi dünya liderlerine Gazze konusunda bir mektup yazdı. Liderleri ve BM’yi harekete geçmeye çağırdı.
Test kitabı masada ‘devlet kitabı’ rafta
Hakan Temiztürk
Yeni eğitim öğretiminin en önemli sorunlarından biri yardımcı kaynaklar. Veliler ellerine tutuşturulan kitap listeleri özellikle özel okullarda faturalarıyla korkutucu olabiliyor. Bakanlığın bu tabloyu görmezden gelip ‘Bizi ilgilendirmez!’ deme hakkı yok. Devlet yıllardır ders kitaplarını resmi-özel ayrımı yapmadan ücretsiz dağıtsa da fiiliyatta o kitaplar ne yazık ki çok işe yaramıyor.
‘Ayı beni yedi’ sendromu
Cumali Ünaldı
Korkmaları gereken Rabb’lerinden daha çok, onlardan korkuyorlar. Kabe'de, mazlum Müslümanlar için dua edenleri, görevliler, derdest edip tutukluyor. Neden? O ülkeyi yönetenler, o mazlumlara zulmedenlerden ve zalimin çevresinden korkuyorlar.
Belediye başkanlarının üç cisim problemi
Savaş Zafer Şahin
Yurttaşları pasif seçmen ya da hizmet tüketicisi olarak değil, kolektif aklın etkin unsurları olarak konumlandıran, açık veri, şeffaflık ve birlikte üretim araçlarını merkeze alan bir yerel yönetişim tasarımı, “gölgenin kısaldığı” dönemlerde dahi meşruiyet ve kapasiteyi yeniden üretebilir.
Yeni eğitim-öğretim yılı ve hayati soru(n)larımız
Abdulbaki Değer
Okul kaldıramayacağı bir yükün altında can çekişmektedir. Başarısızlık, şiddet, memnuniyetsizlik olarak kıyılarımızı vuran tüm sonuçlar can çekişen bu yapının ürettiği sistemik sarsıntılardır. Kültür merkezi, spor kompleksi, yeşil alan, beceri atölyeleri, kütüphaneler, sivil toplum yapılarının etkinlikleri gibi yerlerin hem varlığı hem de erişebilirliği en öncelikli gündem maddesi olmalı.
Eşitsizlikten adalete çıkış yolu
Yusuf Ziya Özcan
Türkiye’de gelir dağılımı göstergeleri hem OECD hem de Avrupa Birliği ortalamasına kıyasla oldukça yüksek düzeyde eşitsizliğe işaret etmektedir. Gini katsayısının 0,41’in üzerinde seyretmesi, gelirlerin üst dilimlerde yoğunlaştığını ve alt gelir gruplarının refahtan sınırlı pay aldığını ortaya koymaktadır.
Pound ve Antheil: Ortaçağdan modern zamanlara
Halil Turhanlı
Ezra Pound ile Amerikalı genç besteci George Antheil’ı Little Review dergisinin eski editörü Margaret Anderson’u tanıştırdı; onları çaya davet etti. Antheil anılarında “Margaret, Ezra’ya benim hakkımda epeyce nutuk atmıştı” der. Gerçekten, Anderson tanışmalarından önce ondan bir dahi olarak söz etmiş ve bu sözleri Pound’u çok etkilemişti.
Muhammed bin Selman’ın yeni ‘Suudluluk’ tahayyülü
Betül Doğan Akkaş
Suudi Arabistan bir dönüm noktasında. Yeni Suudluluk tahayyülü, hem vatandaşlarına hem dünyaya farklı bir İslami modernlik yansıtıyor. Ancak bu kimlik politikasının tamamen mekanlar, resmi söylem gibi elit politikası üzerinden başarıya ulaşması beklenemez. MbS’in idealize ettiği Suudluluğun başarısı, Suud halkının bu yeni tarih, miras ve yaşam tarzı anlatılarını nasıl benimseyeceklerine bağlı olacak.
Çocuklarımıza bırakacağımız dünya
Hasan Köse
Savaşların bile kuralları vardır. Ancak Gazze’de bu kurallar dahi yok sayılmış, doğrudan siviller hedef alınmıştır. Hayvanlar yalnızca yaşamak için saldırır; insan ise ihtirasın, öfkenin ve egemenlik hırsının körüklediği cinnetle kendi türünü yok etmektedir. Bu tablo, insanlığın hayvanların gerisine düştüğünü göstermektedir.
Çağdaş Nihilizm ve doğurduğu can-sıkıntısı
Prof. Dr. İlhami Güler
Kur’an, insanların bu kendine yabancılaşmış duruma düşmelerinin sebebini: “Tanrı’nın Unutulması” olarak koyar: “Allah’ı unuttuğu için, Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın.” (59/19). “Tanrı’yı hatırlamaktan yüz çeviren kişi, dar/sıkıntılı bir hayata mahkûm olur.” (20/124).
Sosyokültürel etkileşim ve kimlik dönüşümleri
Dr. Hayati Bice
Kültürlenme, kültürsüzleşme ve kültür bozulması kavramları, kültürlerin dinamik ve karmaşık doğasını anlamak için kritik öneme sahiptir. Kültürlenme, iki kültürün teması sonucunda meydana gelen değişimi ve olumlu adaptasyonu ifade ederken, kültürel çeşitlenmeye katkıda bulunabilir. Ancak bu süreç, aynı zamanda kimlik çatışmalarına veya kültürel kayba da yol açabilir.
Barış süreci: Kaygılar ve umutlar
Prof. Dr. Ahmet Özer
Demokrasi ile ekonomi arasında doğrudan bir koordinasyon vardır. Bugünkü ekonomik krizin yegane sebebi enflasyon değil aynı zamanda yapısal sorunlardır. Hukukun mevcut yapısıdır, eğitimin içine düştüğü durumudur, adalete olan güvensizliktir, kutuplaşmayla iç barışın zedelenmiş olmasıdır. Ekonomik kriz bir sonuçtur, sebepleri ortadan kalkmadan o da ortadan kalkmaz.
Türkiye’nin kalkınma çıkmazı
Yusuf Ziya Özcan
Özellikle son 22 yılda, kalkınma stratejisi uzun vadeli hedeflerden uzaklaştı. Kaynakların büyük kısmı altyapı ve inşaat yatırımlarına yöneldi. Kısa vadeli büyüme göstergeleriyle övünülürken yüksek teknoloji, sanayi dönüşümü ve eğitim ihmal edildi. Böylece Türkiye, orta gelir tuzağından çıkış fırsatını kaçırdı; genç nüfusunun dinamizmini üretken bir vizyonla bütünleştiremedi.
Filistin’de çocukluğun yok edilişi
Fatıma Tuba Yaylacı
Ne 7 Ekim 2023 öncesi ne de sonrasında, Siyonist yerleşimci sömürgeci devletin Filistinli çocukların gelişimi üzerindeki olumsuz zihinsel, sosyal ve fiziksel etkilerini inceleme ve belgelemede anaakım sağlık, eğitim ve bilim toplulukları üzerine düşeni yapamadı.
Trump’ın yeni dünya düzeni karşısında geri adım atmamak
Ahmet Davutoğlu
ABD Başkanı Donald Trump, dünyayı adeta özel bir şirket gibi yönetmeye kararlı görünüyor; kendini CEO konumuna koyarken diğer liderleri ast olarak görüyor ve yüzyıllardır süregelen diplomatik normları hiçe sayıyor. Avrupa ülkelerini küçük düşürerek ve Türkiye gibi önemli ortakları kenara iterek NATO’nun stratejik bütünlüğünü aşındırıyor.
Türkiye'de hukuk nerede duruyor?
Mustafa Yeneroğlu
Her yılın eylül başında yapılan adli yıl açılışları, hukuk devleti açısından sembolik olduğu kadar, devleti yönetenlerin vicdanını ve gerçekliğini yansıtan bir anlam da taşır. Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında cereyan eden bir mesele değildir; o, toplumsal barışın en sağlam harcı, ekonomik istikrarın yegane teminatı ve bireysel özgürlüklerin koruyucu kalkanıdır.
Toplu sözleşme, eski düzen ve kaderimize dönüşen hüsran
Abdulbaki Değer
Milyonlarca insanın telaffuz edilmesi bile aşağılama olan ücretlerle birtakım sözde destek mekanizmaları üzerinden bağımlılaştırıldığı, emeklilerin kahir ekseriyetinin açlık sınırına hatta bu sınırın altındaki rakamlara mahkûm edildiği, çalışanların önemli kesiminin hem birinci hem de ikincil bölüşüm süreçlerinde istismar edildiği, yoksulluğa sistematik şekilde sürüklendiği vahşet düzenini yaşıyoruz.
Eşitlik ilkesinin kayıp mirası ve barışın yol haritası
Hasan Köse
İslam’ın erken döneminde uygulanan evrensel eşitlik içkin hakka dayalı adalet ilkeleri görünmez hale geldi. En nihayetinde Müslüman toplumlar, modern çağda bu hak ve ilkeleri Batı’dan ithal etmek zorunda kaldılar. Oysa bu değerler İslam’ın özünde mevcuttu. İşte bu tarihsel kopuş, günümüz siyasal tartışmalarında hâlâ meşruiyet krizleri olarak devam ediyor.
John Coltrane: Cazın zirvesi
Halil Turhanlı
Ruhsal bir arayışı işaret eder. Aslında çalarken ilahi güçle etkileşim kurma halindedir; fiziksel dünyayla çok az ilişkisi varmiş gibidir. A Love Supreme‘in kapak notlarında Coltrane “Tanrı’nın lütfuyla manevi bir uyanış yaşadım. Beni manevi açıdan daha zengin, daha dolu, daha üretken bir hayata yönlendirmesi için dua ettim” der.
Sokakların kara masalı
Cihat Arpacık
Artık suç, sadece sokak köşelerinde değil TikTok’ta, Instagram’da, Snapchat filtrelerinde dolaşıyordu. Bir iddianame, yalnız suç isnatlarını değil; gençlerin kayboluşunu, sokakların el değiştirmesini de anlatıyor. Şehir, kendi çocuklarını suçun cazibesine teslim ederken, Daltonlar sokakların yeni efendileri olarak anılıyor.
Kutsallaştırılmış devletin teolojisi
Recep Karagöz
Kutsal olanla siyasal olan birbirine kaynaştırıldığında, eleştiri kolayca “günaha” dönüştürülür. Devlet kutsallaştırıldığında, iktidar da günahsızlaşır. Böylece somut yönetime dair her itiraz, “devlet düşmanlığı”, “fitnecilik” ya da “ihanet” etiketiyle damgalanır.
Duman adamların şehri: Esencılıs
Yavuz Saltık
Esenyurt’un bazı mahalleleri, Emile Zola’nın Germinal adlı romanındaki karanlık, sıkışık, yoksulluk içindeki işçi yerleşimlerini hatırlatır. Fransa’daki madenciler nasıl yaşamla ölüm, umutla çaresizlik arasında sıkışmışlarsa; bugün de binlerce insan Esenyurt’un penceresiz bodrum katlarında, havasız apartman dairelerinde yaşam mücadelesi vermektedir.
Bir savcının portresi
Abbas Bilgili
Victor Hugo’nun “pespaye”, Le-Bon’un “uğursuz”, Emile Zola’nın “budala”, Bahadır Dülger’in “sirk maymunu”, John Russel’ın “ahmak”, Samet Ağaoğlu’nun “korkunç”, Süreyya Ağaoğlu’nun “Neron” dediği savcılar aslında aynı tipler, aynı portrelerdir. Bu sebeple bunların sayısını dörtle sınırlamak isabetli olmaz. Siyasetin hukukun önüne geçtiği dönemlerde, muktedirlerin bir aparat olarak kullandığı savcıların tamamı aynı portredir.
“3Y ile gelip 4Y ile gidiş!”
Doç.Dr. Buğra Gökce
Zenginin çocuğu yüz yıl öncede askere gitmemiş. Hem kocasını hem oğlunu bu vatana şehit veren aile; bırakın baş üstünde tutulmayı kuru ekmek bulamamaktan 3 çocuğunu daha toprağa vermiş.
Türkiye’de barınma hakkı için yeni bir konut paradigması
Hasan Köse
Bugün Türkiye’de ikinci, üçüncü hatta onuncu evini alanlar çoğalırken; ilk evini almak isteyenler piyasada tutunamıyor. Konut üretimi ihtiyaca değil, yatırım beklentisine göre şekilleniyor. Bu eğilim, konutu barınma hakkı olmaktan çıkarıp sermaye aracına dönüştürüyor.
Eski hastalık, yeni biçimler: Türkiye’de yolsuzluk anatomisi
Yusuf Ziya Özcan
“Yolsuzluk, sessizce cüzdanımızdan para çalan görünmez bir vergi; adaletsizlik ise hepimizin gözü önünde kesilen görünür bir faturadır. Bu iki yük, sadece ekonomiyi değil, toplumsal dokuyu da kemirir. Yolsuzluk, yatırımı caydırır, girişimciliği törpüler; adaletsizlik ise liyakati yok eder, toplumun geleceğe olan güvenini kırar.
2
3
4
5
6
7
8
YUKARI
Anasayfa
Son Dakika
Yazarlar
Foto Galeri
Web Tv
Hava Durumu
Güncel
Dünya
Ekonomi
Spor
Hayat
Karar Video
Foto Galeri
Görüşler
Resmi İlanlar
Kültür Sanat
Şehir Haberleri
Yemek Tarifleri
Sağlık
Bilim & Teknoloji
Karar Nedir
Karar Biyografi
Kurumsal
Künye
İletişim
Gizlilik İlkeleri
Çerez Politikası
Kullanım Şartları
© Copyright 2015 KARAR